huddle
/ˈhʌdəl/2 hece
C2 seviye
EN → TR
"huddle" kelimesinin Türkçesi: A.B.D, karışıklık, acele ile karmakarışık tıkmak (esya) acele ile biraraya toplamak, düzensiz ve karışık toplanma, Amerikan futbolunda oyun arasında oyuncuların baş başa verip konuşması. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
GenelA.B.D
Genelkarışıklık
Genelacele ile karmakarışık tıkmak (esya) acele ile biraraya toplamak
Geneldüzensiz ve karışık toplanma
GenelAmerikan futbolunda oyun arasında oyuncuların baş başa verip konuşması
Genelbir araya sıkışmak
Genel(k.dili.) özel görüşme. go into a huddle baş başa verip konuşmak.
Genelbirbirine sokulup sarılmak ve çömelmek
Tanım
•a disorganized and densely packed crowd
•crouch or curl up
Diğer Dillerde
Almancawirrer Haufen
Fransızcacaucus, s'amasser, se blottir, se raccoquiller
İtalyancaaccalcarsi, calca, folla
Rusçaстолпи́ться, толпа́, толпи́ться
Felemenkçesamendrommen
Macarcaösszekuporodik, összezsúfolódik
Bulgarcaструпвам се, тълпа
Galiçyacaacurruncharse, acuruxarse, arrecuncharse, engruñarse
İrlandacagróig
Etimoloji
Variant of Hudd.
Kelime Ailesi
huddle room
huddlement
huddler
huddlesome
huddlingly
unhuddle
Örnek Cümleler
O günü asla unutmayacağım.
We huddled into that tent, 45 below that day, I'll never forget it.
Onlar bir araya toplandılar.
They huddled together.
Motty katta dışında büzülmüştü.
There was Motty huddled up outside on the floor.
Davy Crockett, William Henry Huddle, 1889
Davy Crockett by William Henry Huddle, 1889
Penguenler ısınmak için bir araya toplanırlar.
Penguins often huddle together to keep warm.
Penguenler sıcak kalmak için birbirlerine sokuldu.
The penguins huddled together to stay warm.
Huddleston, Demokrat Parti ön seçiminde karşı çıkmadı.
Huddleston was unopposed in the Democratic Party's primary.
Associated Press. ^ Huddleston, Susan (18 Temmuz 1986).
Huddleston, Susan (July 18, 1986).
Gail gelemedi. ellerinde sözlükle iletişim kurmaya çalışıyorlardı
Gail couldn't come. And they spent a lot of time huddled over a dictionary.
Evlerin yapımında tahtalar birbirine geçmeli olarak hazılanmıştır.
For safety, the houses were huddled together.
Gemileri kabarcıklar çıkararak batarken adamlar 3 küçük kurtarma sandalına tıkıştılar.
As their ship began to sink beneath the swells, the men huddled together in three small whaleboats.