Ana içeriğe geç
Sözlük
/
disproportionate

disproportionate

5 hece
C2 seviye
EN → TR
"disproportionate" kelimesinin Türkçesi: nispetsiz, aşırı, gereğinden fazla, ifrata kaçan, uymayan. disproportionately nispetsizce. disproportionateness nispetsizlik.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelnispetsiz
Genelaşırı
Genelgereğinden fazla
Genelifrata kaçan
Geneluymayan. disproportionately nispetsizce. disproportionateness nispetsizlik.

Tanım

•not proportionate

Diğer Dillerde

Almancadisproportionieren
İspanyolcadesproporcionado
Rusçaнепропорциона́льный, несоразме́рный
Japonca不釣り合い
İsveççeoproportionerlig
Ukraynacaнепропорці́йний, неспівмі́рний
Çekçenepřiměřený
Macarcaaránytalan
Dancauforholdsmæssig, urimelig
Norveççeuforholdsmessig
Bulgarcaнепропорциона́лен, несъответен
Katalancadesproporcionat
İrlandacadíréireach
Ermeniceանհամաչափ

Etimoloji

Etymology tree Proto-Indo-European *dwóh₁ Proto-Indo-European *d(w)is- Proto-Italic *dis- Latin dis- Old French des-bor. ▲ Latin dis-bor. Middle English dis- English dis- English proportionate English disproportionate From dis- + proportionate.

Kelime Ailesi

disproportionately
disproportionateness

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar
exorbiant
exorbitant
extortionable
extortionate
extortious
extravagant
inordinate
nonproportionate
penal
sky-high
unproportionate
usurious

Örnek Cümleler

Sınıfta orantısız sayıda kız var.
There is a disproportionate number of girls in the class.
Ancak ürünlerin ekonomik katkısı çok azdır.
However, the production of consumer goods was disproportionately low.
Bu büyük kapı küçük bahçeye göre oransızdır.
This big gate is disproportionate to the small garden.
Çabukça iyodatlara ve iyodürlere disproporsiyonlaşır. [1]
They rapidly disproportionate to form iodides and iodates.[1]
Suçlar orantısız bir şekilde azınlıklar tarafından işleniyor.
Crimes are disproportionately committed by minorities.
Eşcinsel olmayan erkek bireylere hakaret olarak da kullanılır.
It is thus argued that gay men are disproportionately likely to offend.
Bunu yapmalarının nedeni avantajlardan orantısızca yararlanmaları. -
Because they share disproportionately in the upside.
Rene Van der Linden, "Bu orantısız güç kullanımını kınıyoruz." dedi.
"We condemn this disproportionate use of force," Rene Van der Linden said.
Kuzey Amerika'daki yerli kadınlar orantısız şiddete maruz kalmaktadır.
Native women across North America are disproportionately vulnerable to violence.
Harmanlıda çoğunluk, Türkiye'ye sığınan Boşnak azınlıktan oluşmaktadır.
The result is that our prison populations are disproportionately filled with racial minorities.
Bunun üzerine olağanüstü durum ilan edilerek çok sayıda siyah tutuklandı.
Disproportionately many black people are in prison.
Dördüncü şey, işçilik kullanılan materyallerden daha pahalıya mal oluyor.
The fourth thing is labor is disproportionately more expensive than materials.
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod