O iftirayı, sizden bir çete uydurdu.
Those who spread lies were a clique among you.
Belki nedeni bir gruba ya da topluluğa dahil olmamanızdı.
Because maybe you didn't belong to a group or a clique.
O ifki/yalan haberi/iftirayı getirenler, içinizden bir gruptur.
Those who spread lies were a clique among you.
"MIBS-80'in ikili grup kriptoanalizi ve PRESENT-80 blok şifreleri".
"Biclique cryptanalysis of MIBS-80 and PRESENT-80 block ciphers".
O yalan haberi getir(ip ortaya at)anlar, içinizden bir topluluktur.
Those who spread lies were a clique among you.
Biz buna eş-zamanlı izlem grubu diyoruz, bir nevi sanal oturma odası.
We call this a co-viewing clique, a virtual living room if you will.
(Peygamber'in eşi hakkında) o yalanı uyduranlar içinizden bir güruhtur.
Those who spread lies were a clique among you.
Antik Roma Cumhuriyeti'nde olduğu gibi bir küme konsül tarafından yönetiliyordu.
It was governed by a clique of consuls, like the ancient Roman Republic.
Klik, tipik olarak ortak ilgi alanları veya arkadaşlıkla tanımlanan küçük gruplardır.
Cliques are small groups typically defined by common interests or by friendship.
(Peygamber'in eşine) bu ağır iftirayı uyduranlar şüphesiz sizin içinizden bir guruptur.
Those who spread lies were a clique among you.
Kabul görmenin nasıl hissettirdiğini bilecek yaşa geldiğimiz gibi gruplar oluşturmaya başlarız.
We start forming cliques as soon as we're old enough to know what acceptance feels like.