blush
/blʌʃ/1 hece
verb
C1 seviye
EN → TR
"blush" kelimesinin Türkçesi: kızarmak, kızartmak, kızarma, utanma, utanmak. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelkızarmak
Genelkızartmak
Genelkızarma
Genelutanma
Genelutanmak
Genelkızarmakverb
Genelkırmızımsı bir renk. blusher yüzü kızaran kimse. blushful yüzü kızaran. blushingly yüzü kızararak.
Genelyüzü kızarmak
Genelmahcup olmak
Genelpembeleşmek (çiçek
Genelgök yüzü)
Genelpembelik. at first blush ilk bakışta. blush rose pembe renkli bir çeşit gül
Tanım
•become rosy or reddish
•sudden reddening of the face (as from embarrassment or guilt or shame or modesty)
Diğer Dillerde
Almancaerröten, Erröten, Gesichtsröte, Lachs, Lachsfarbe, Lachsrosa
Fransızcacramoisir, fard, fard à joues, piquer un fard, rougeur, rougir
İtalyancaarrossire
Rusçaзарде́ться, кра́ска стыда́, красне́ть, покрасне́ние, покрасне́ть, рдеть
Arapçaاِحْمَرَّ, اِحْمِرَار, رُوج
Farsçaروژ گونه, سرخ شدن, سرخاب
Azericeənlik
Felemenkçeblozen
İsveççerodna, rodnande
Lehçeczerwienieć, czerwienienie, poczerwienieć, róż, róż do policzków, rumienić się
Ukraynacaзашарі́ти, зашарі́тися, почервоні́ння, почервоні́ти, рум'я́на, червоні́ти
Finceposkipuna, punastua, punastuminen
Çekçečervenání se, červenat se, začervenat se
Rumencea se înroși, dres, îmbujora, îmbujorare, împurpura, împurpurare
İbraniceהִסְמִיק, סוֹמֶק, סֹמֶק
Latincefūcus, rubeō, rubescō, subrubeō
Dancablush, rødme, rouge
Endonezcemerah merona, perona pipi, tersipu
Vietnamcađỏ mặt
Bulgarcaзачервя́ се, зачервя́вам се, изчервя́ се, изчервя́вам се, изчервя́ване, поруменя́вам
Slovakçačervenať sa, začervenať sa
Litvancanurausti
Etimoloji
Unknown; attested in the late 15th century.
Kelime Ailesi
ablush
antiblush
antiblushing
at first blush
blush is off the peach
blush is off the rose
blush macaranga
blusher
blushet
blushful
blushing bride
blushing bunny
blushingly
blushless
blushlike
blushwood
blushwort
blushworthy
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Tom kızardı.
Tom blushed.
Kızardın mı?
Are you blushing?
Adam kızardı.
The man blushed.
Yüzü kızardı.
A blush came over her face.
Tom kızarıyor.
Tom is blushing.
Onu utandırdın.
You made him blush.
Yüzü kızarıyor.
He is blushing.
Sara kızarıyor!
Sara's blushing!
O biraz kızardı.
He blushed slightly.
Öfkeyle kızardı.
She blushed furiously.
Derinden kızardı.
She blushed deeply.
İkisi de kızardı.
They both blushed.