yaşatmak

C2 seviye
TR → EN
Tanım
•daha iyi ve zengin bir hayat sürmesini sağlamak
•keyiflendirmek, mutlu etmek
•sürdürmek, devam ettirmek
•yaşamasını sağlamak veya yaşamasına imkân vermek
•Neşeli duruma getirmek, şenlendirmek, keyiflendirmek
•Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek
Diğer Dillerde
Rusçaдавать жизнь, поддерживать существование
давать жизнь, поддерживать существование
Такие люди хотят заставить других жить в страхе. — İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.
Örnek Cümleler
Senin görevin de onu yaşatmak.
Be yours to hold it high.
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.
They want to make people live in fear.
İnsanlara hayal kırıklığı yaşatmak istemedim.
I didn't want to let people down.
Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak başka.
Unless by Our benevolence, to reap advantage for a time.
Tüm millet yaşatmak için olan isteği temsil eden bir optimizm vardı.
Its optimism represented the will to live of the entire nation.
Bir aile birini bir makinede yaşatmak için parasının hepsini harcamamalı.
A family should not spend all of its money to keep someone alive on a machine.
Sizi yaşatmak hiçbir şey kazandırmaz, kaybetmek ise hiçbir kayıp getirmez.
To keep you is no benefit. To destroy you is no loss.
Roman Kanunu yazılmamıştır; Roman halkı bunu sözlü gelenekte yaşatmaktadır.
The Romani Code is not written; Romani people keep it alive in oral tradition.
Umarım o keseyi... ...Seol'a zor anlar yaşatmak için kullanmak istemiyorsundur.
I don't want you to use the sachet to put Seol in a spot.
Bilmem belki de o (azabın ertelenmesi) sizi denemek ve bir süreye kadar yaşatmak içindir
I do not know if this be a trial for you, or a little advantage for a while."
Hepimizi beslemek, giydirmek, ve barındırmak ve makul hayatlar yaşatmak imkansız olduğundan değil.
It's not that it's not possible to feed, clothe and house us all and have us live decent lives.
yaşatmak ile daha fazla örnek cümle →