yaşatmak ile cümle
yaşatmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bir aile birini bir makinede yaşatmak için parasının hepsini harcamamalı.A family should not spend all of its money to keep someone alive on a machine.
Sizi yaşatmak hiçbir şey kazandırmaz, kaybetmek ise hiçbir kayıp getirmez.To keep you is no benefit. To destroy you is no loss.
İnsanlara hayal kırıklığı yaşatmak istemedim.I didn't want to let people down.
Senin görevin de onu yaşatmak.Be yours to hold it high.
İnsanları korku içinde yaşatmak isterler.They want to make people live in fear.
Umarım o keseyi... ...Seol'a zor anlar yaşatmak için kullanmak istemiyorsundur.I don't want you to use the sachet to put Seol in a spot.
Hepimizi beslemek, giydirmek, ve barındırmak ve makul hayatlar yaşatmak imkansız olduğundan değil.It's not that it's not possible to feed, clothe and house us all and have us live decent lives.
Bilmem belki de o (azabın ertelenmesi) sizi denemek ve bir süreye kadar yaşatmak içindirI do not know if this be a trial for you, or a little advantage for a while."
Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak başka.Unless by Our benevolence, to reap advantage for a time.
Tüm millet yaşatmak için olan isteği temsil eden bir optimizm vardı.Its optimism represented the will to live of the entire nation.
Roman Kanunu yazılmamıştır; Roman halkı bunu sözlü gelenekte yaşatmaktadır.The Romani Code is not written; Romani people keep it alive in oral tradition.
Amaçları ise: Yaşamak ve yaşatmaktır!Dazu gehört, daß seine Gestalt Leben und sein Leben Gestalt sei.
Anısını yaşatmak için ismi iki kente verilmiştir.Deux mémoires rédigés par lui ont été conservés.
Vefatının ardından anısını yaşatmak için çeşitli kurum ve yerleşkelere adı verilmiştir.Sur sa tombe figurent différents éléments, hommages à son œuvre.
Kırgız Türkleri kültür gelenek ve göreneklerini yaşatmaktadır.Los griegos huyen para conservar sus tradiciones y modos de vida.
Anısını yaşatmak için ismi iki kente verilmiştir.Due monumenti sono stati costruiti alla sua memoria.
Senin görevin de onu yaşatmak.È il tuo cuore che si prende cura di te.
İlçe, birçok yerel basın organını yaşatmaktadır.La Biblioteca conserva molti periodici di carattere locale.
Yıllar sonra, Stark’ın New York’un istilası sırasındaki deneyimleri ona panik ataklar yaşatmaktadır.Anni dopo Stark soffre di attacchi di panico in seguito alla battaglia di New York contro i Chitauri.
Merkez ismini açılışından üç ay evvel ölen Brezilyalı yüzücü Maria Lenk'in anısını yaşatmak üzere almıştır.تم تسميته بعد السباحة البرازيلية ماريا لينك والتي توفيت قبل أقل من ثلاثة أشهر على افتتاحه.
Bu kriz önemli küresel otomotiv gruplarına ciddi zorluklar yaşatmaktadır.Isto teve graves consequências negativas em todos os níveis da sociedade otomana.
Onlara hak ettikleri başarıları yaşatmak için elimizden gelenin en iyisini yapmaya hazırız.”Nós nos sentimos obrigados a fazer o nosso melhor para honrar isso."
Anısını yaşatmak için ismi iki kente verilmiştir.Twee steden kregen zijn naam.
İlçe, birçok yerel basın organını yaşatmaktadır.Ne tuottavat paljon lehtivihreällisiä leviä.
Anısını yaşatmak için ismi iki kente verilmiştir.Υπάρχουν δύο πόλεις που πήραν το όνομά του.
Henüz fazla el değmemiş olan bu park, ziyaretçilerine güzel bir yürüyüş keyfi yaşatmaktadır.Taman nasional ini memiliki banyak hal untuk dinikmati pengunjungnya.
Onlara hak ettikleri başarıları yaşatmak için elimizden gelenin en iyisini yapmaya hazırız.”抱える問題を処理できるよう、全力でやらなければならない」と語った。
Anısını yaşatmak için bir milli parka da adı verildi.公園的名稱也是為紀念他而改的。
Serinin ilk oyunundan itibaren amacımız oyunculara tek kişilik bir macera yaşatmaktı.连续剧开拍之前,黄蜀芹给演员们一人一本原著。
Onlara hak ettikleri başarıları yaşatmak için elimizden gelenin en iyisini yapmaya hazırız.”座右銘是「想要的東西就要拚盡全力弄到手」。
Onlara hak ettikleri başarıları yaşatmak için elimizden gelenin en iyisini yapmaya hazırız.”우리는 그것을 존중하도록 최선을 다했음을 고맙게 느낀다."라고 설명하였다.
Tüm köy halkı Müslüman-Manav örf ve âdetleri yaşatmaktadır.또, 마을 전체를 성루와 빈 해자를 조성하여 외성을 축조하였다.
Anısını yaşatmak için ismi iki kente verilmiştir.위의 두 도시는 이 사람의 이름을 땄다.
Yıllar sonra, Stark’ın New York’un istilası sırasındaki deneyimleri ona panik ataklar yaşatmaktadır.בזמן ההווה, חוויותיו של סטארק בזמן הפלישה החייזרית לניו יורק מעוררות בו התקפי חרדה.
Onlara hak ettikleri başarıları yaşatmak için elimizden gelenin en iyisini yapmaya hazırız.”Да мечтаем смело и да даваме всичко от себе си, за да получим това, към което се стремим."
Bu kriz önemli küresel otomotiv gruplarına ciddi zorluklar yaşatmaktadır.Това предизвиква сериозни негативни последици на всички нива на османското общество.
Anısını yaşatmak için ismi iki kente verilmiştir.Mesto si počas svojej existencie vyslúžilo dve prezývky.
Oyundaki haritalar ve karakterler, Türkiye havası yaşatmaktadır.Keli podiumai ir lenktynės Japonijoje galėjo praskaidrinti nuotaiką italui.
Çerkesler de kültürlerini yaşatmakta ve aralarında Çerkezce konuşmaktadır.Sundus vienija jų kultūra ir kalba.
Antarktika'ya gidip olabildiğince çok leopar fokuyla suya girip onlara güzel bir silkinme yaşatmak istiyordum.남극에 가서, 물에 들어가서 최대한 많은 레오파드 바다표범을 만나서, 만회한 기회를 주자 -- 였습니다.
Antarktika'ya gidip olabildiğince çok leopar fokuyla suya girip onlara güzel bir silkinme yaşatmak istiyordum.אני רוצה ללכת לאנטרטיקה, להיכנס למים עם כמה שיותר הידרורגות נמריות. ואתן להם הזדמנות הוגנת --
Antarktika'ya gidip olabildiğince çok leopar fokuyla suya girip onlara güzel bir silkinme yaşatmak istiyordum.اريد ان اذهب الى القطب المتجمد وان انزل الى المياه في المناطق الغنية بفهود البحر لكي اكتشف ماهية حقيقة
Antarktika'ya gidip olabildiğince çok leopar fokuyla suya girip onlara güzel bir silkinme yaşatmak istiyordum.ヒョウアザラシがたくさんいる海に入り 本当に危険な動物なのかどうか 公平な目で見てやろうと思ったのです
Daha geniş bir çerçevede ise müzikle ilgilenmeye fırsat bulamayan herkese bu zevki yaşatmak istedik.관심을 갖게 되었습니다. 남녀노소를 위해서죠. 대부분 사람들은 작곡기회가 없습니다
Daha geniş bir çerçevede ise müzikle ilgilenmeye fırsat bulamayan herkese bu zevki yaşatmak istedik.בראייה הרבה יותר רחבה, עבור כל מיני אנשים שאין להם בדרך כלל הזדמנות ליצור מוזיקה.
Daha geniş bir çerçevede ise müzikle ilgilenmeye fırsat bulamayan herkese bu zevki yaşatmak istedik.في سياق أوسع ، ولكل أنواع البشر الذين لا يملكون الفرصة لعمل الموسيقى
Daha geniş bir çerçevede ise müzikle ilgilenmeye fırsat bulamayan herkese bu zevki yaşatmak istedik.普段 音楽を作るチャンスなどないような人達に対して使うことに関心が湧いてきたわけです MITメディアラボにおいて我々が取り組んでいて
Dük eşinin anısını yaşatmak için yaptırmış.Так він хотів зберегти пам'ять про дружину.
Eser Düşes'in ölümünden kısa süre sonra yapılmış, Dük eşinin anısını yaşatmak için yaptırmış.Książna zmarła niewiele wcześniej a ten portret ją upamiętniał, aby mąż mógł zawsze pamiętać swą żonę.
Eser Düşes'in ölümünden kısa süre sonra yapılmış, Dük eşinin anısını yaşatmak için yaptırmış.Она только что умерла, и это её памятный портрет, он хотел таким образом сохранить память о своей жене.
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››Dej, dajva piti svojemu očetu vina in leziva ž njim, da v življenju ohraniva iz svojega očeta seme.
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››Hè ! chúng_ta hãy phục rượu cho cha , và lại nằm cùng người , để lưu_truyền dòng_giống cha lại .
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››Hè! chúng ta hãy phục rượu cho cha, và lại nằm cùng người, để lưu truyền dòng giống cha lại.
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››Jer, adjunk bort inni a mi atyánknak, és háljunk õ vele, és támaszszunk magot a mi atyánktól.
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››우리가 우리 아버지에게 술을 마시우고 동침하여 우리 아버지로 말미암아 인종을 전하자 하고
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››Kom, lad os give vor Fader Vin at drikke og ligge hos ham for at få Afkom ved vor Fader!"
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››Kom, la oss gi vår far vin å drikke og legge oss hos ham, så vi kan holde ætten i live ved vår far!
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››Laten wij hem dronken voeren met wijn en met hem slapen, zodat onze familie niet uitsterft."
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››Mari, kita buat ayah mabuk, lalu kita tidur dengan dia supaya kita mendapat anak.
Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››Poď, dejme píti otci našemu vína, a spěme s ním, abychom zachovaly z otce našeho símě.