inflection of gelb: · strong nominative/accusative plural · weak nominative all-gender singular
🔊 2/3 aller Neugeborenen leiden an Gelbsucht. — Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.
Fransızca 🔊 ictère (eril) /ik.tɛʁ/ jaundice
çekim: çoğul ictères
eş: jaunisse
köken: Borrowed from Latin icterus, from Ancient Greek ἴκτερος (íkteros).
🔊 La jaunisse affecte les deux tiers des nouveaux-nés dans le monde. — Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.
yellowness
çekim: çoğul amarilleces
köken: From amarillo + -ez.
🔊 Pase cambiado por la espalda. — Sırtındaki sarılık türüne göre değişir.
yellowness · sallow complexion
çekim: çoğul giallori
🔊 L'itterizia colpisce due terzi dei neonati nel mondo. — Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.
yellowness
çekim: tamlayan желтизны́
eş: желтинка
köken: жёлтый (žóltyj) + -изна (-izna)
🔊 Две трети новорождённых в мире заболевают желтухой. — Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.
🔊 Я гля́нул вдоль алле́и и уви́дел молодо́го воробья́ с желтизно́й о́коло клю́ва и пу́хом на голове́.
🔊 مع ذلك فالأكرودينيا هو مرض وليس من الأعراض. — Hâlbuki sarılık bir hastalık değil, belirtidir.
jealousy
eş: jaloezie
köken: From Middle Dutch afgonst. Equivalent to af + gunst.
aile: handelsafgunst
🔊 Geelzucht beïnvloedt tweederde van de pasgeborenen rondom de wereld. — Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.
augmentative of amarelo · yellow; cowardly (lacking courage)
çekim: çoğul amarelões
köken: From amarelo (“yellow”) + -ão (augmentative suffix).
🔊 A icterícia afeta dois terços dos recém-nascidos em todo o mundo. — Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.
jaundice
çekim: çoğul ίκτεροι · tamlayan ίκτερου
eş: λαϊκότροπο, χρυσή, λιόκρουγμα
🔊 Ο ίκτερος προσβάλλει τα δύο τρίτα των νεογέννητων σε όλο τον κόσμο. — Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.
jaundice (a morbid condition, characterized by yellowness of the eyes, skin, and urine)
🔊 あくまで症状であり、病名ではない。 — Hâlbuki sarılık bir hastalık değil, belirtidir.
jaundice (a morbid condition, characterized by yellowness of the eyes, skin, and urine)
köken: Sino-Korean word from 黃疸.
🔊 황달은 전세계 신생아의 2/3 에게 영향을 미칩니다. — Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.
yellowness
çekim: tamlayan gulhets
köken: From gul + -het.
jaundice
çekim: tamlayan żółtaczki
köken: Etymology tree Polish żółty Proto-Indo-European *-h₂ Proto-Indo-European *-éh₂ Proto-Indo-European *-kos Proto-Indo-European *-eh₂kos Proto-Balto-Slavic *-āˀkas Proto-Slavic *-akъ Old Polish -ak Polish -ak Proto-Slavic *-ačь Old Polish -acz Polish -acz Proto-Indo-European *-keh₂der. Proto-Balto-Slavic *-kāˀ Proto-Slavic *-ъka Old Polish -ka Polish -ka Polish -aczka Polish żółtaczka From żółty +…
🔊 Żółtaczka dotyka 2/3 noworodków na świecie. — Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.
🔊 Вони свідомо п'ють брудну воду, захворюють на холеру, діарею, дістають жовтуху і помирають. — İçtikleri su kirli... ...bu nedenle de kolera, diyare ve sarılık oluyorlar... ...ve ölüyorlar.
jaundice
çekim: çoğul पीलिए
köken: पीला (pīlā, “yellow”) + -इया (-iyā).
🔊 पीलिया रोग
jaundice, icterus
çekim: çoğul ikterukset · tamlayan ikteruksen
köken: From Latin icterus.
🔊 Nuha ei ole sairaus, vaan oire. — Hâlbuki sarılık bir hastalık değil, belirtidir.
jaundice
çekim: çoğul žloutenky · tamlayan žloutenky
köken: From žlutý + -enka.
🔊 Žloutenka postihuje dvě třetiny novorozenců po celém světě. — Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.
alternative form of gălbinare
çekim: çoğul gălbenări
🔊 Icterul afectează 2/3 din nou-născuţi în lume. — Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.
yellowness (the state or quality of being yellow) · yellow thing (a material, mass, body, stain, or object of yellow color) · jaundice, icterus (a morbid condition, characterized by yellowness of the eyes, skin, and urine)
çekim: çoğul sárgaságok
köken: sárga (“yellow”) + -ság (noun-forming suffix)
aile: sárgaságos, sárgaságú
🔊 Jó esetben etanol, néhány kirívó esetben metanol utólagos hozzáadása történik. — Sonraları anemik, bazı olaylarda hafif ikterik (sarılık) olur.
jaundice
🔊 צהבת משפיעה על שני שלישים מהנולדים מסביב לעולם. — Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.
yellowness
çekim: tamlayan gulheds
köken: From gul + -hed.
🔊 Gulsot påvirker to tredjedele af alle nyfødte i verden. — Sarılık dünyadaki yenidoğanların üçte ikisini etkilemektedir.
🔊 Hal ini menimbulkan yang disebut penyakit skurvi. — Böylece "sarılık" adı verilen hastalık ortaya çıkar.
jaundice (a morbid condition, characterized by yellowness of the eyes, skin, and urine)
köken: Sino-Vietnamese word from 黃疸.
🔊 Thiếu magiê có thể dẫn đến nhiều triệu chứng. — Birçok hastalık, sarılık belirtilerine neden olabilir.
jaundice
çekim: çoğul жълтени́ци
🔊 Повечето видове увреждания на кожата могат да доведат до белези. — Birçok hastalık, sarılık belirtilerine neden olabilir.