kuraklık

noun
C2 seviye
TR → EN
"kuraklık" kelimesinin İngilizcesi: drought, drought, drought, drought. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneldroughtnoun
Geneldrought
Geneldrought
Geneldrought

Görsel

Kuraklık izleriyle yalnız yürüyüş - çorak doğa manzarasıÇorak toprak ve kuraklık manzarası - doğa fotoğrafıKuraklık ve Susuzluk İzleri: Çatlamış Toprak Yüzeyi ManzarasıKuraklık Sonucu Oluşmuş Derin Çatlaklar ve Kurumuş Toprak Yüzeyi

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)kuraklığı
Yönelme (-e)kuraklığa
Bulunma (-de)kuraklıkta
Çıkma (-den)kuraklıktan
Tamlayan (-in)kuraklığın
Çoğul (-ler)kuraklıklar

Tanım

•kurak olma durumu, kurak hava, yağışsızlık
•Yağış olmama durumu

Diğer Dillerde

Almancadürre (dişil) /ˈdʏʁə/
drought, aridity
çekim: çoğul Dürren · tamlayan Dürren
eş: Aridität, Trockenheit, Geistlosigkeit
köken: From Middle High German dürre, from Old High German durrī, from Proto-West Germanic *þurʀī, from Proto-Germanic *þursuz, ultimately from Proto-Indo-European *ters-. Equivalent to dürr (“dry”) + -e (“-ness”).
Sie brachten Geschwüre und Krankheit. — Bazen kuraklık ve hastalık getirir.
Fransızcasécheresse (dişil) /seʃ.ʁɛs/
dryness · drought
çekim: çoğul sécheresses
köken: Inherited from Old French secherece, from Vulgar Latin *siccāricia, from Latin siccus (“dry”). By surface analysis, sèche + -eresse.
Pénurie d'eau et sécheresse — Su sıkıntısı ve kuraklık
İspanyolcaseca, sequía /ˈseka/
feminine singular of seco
Dolor y hambre. — Kıtlık ve kuraklık oldu.
İtalyancaasciugaggine, secco, siccità (dişil)
dryness · drought
çekim: çoğul asciugaggini
köken: From asciuga(re) (“to dry”) + -aggine.
Scarsità d’acqua e siccità — Su sıkıntısı ve kuraklık
Rusçaзасуха, бездождье
Люди голодали и обовшивели. — Kıtlık ve kuraklık oldu.
Arapçaجَفَاف
وكان هناك جفاف فى كينيا — Kenya'da büyük bir kuraklık olmuştu.
Azericequraqlıq
drought
çekim: çoğul quraqlıqlar · tamlayan quraqlığın
köken: From quraq + -lıq.
drought
köken: From қуаң (quañ) + -шылық (-şylyq).
Özbekçequrgʻoqchilik
Tatarcaкорылык
Felemenkçedroogte (dişil) /ˈdroːx.tə/
drought
çekim: çoğul droogten
köken: From Middle Dutch droochte. Equivalent to droog + -te.
Daarom zullen we ons moeten aanpassen. — Su sıkıntısı ve kuraklık
De droogte heeft de oogst dit jaar sterk beïnvloed.
Er zijn maatregelen genomen vanwege de aanhoudende droogte.
De boeren vrezen nog een jaar van droogtes.
Portekizceestiagem (dişil) /is.t͡ʃiˈa.ʒẽj̃/
drought · absence
çekim: çoğul estiagens
köken: From estio (“summer, dry season”) + -agem.
Mas em seguida a seca chegou... — Ancak sonra kuraklık baş gösterdi...
Produziu-se como que uma estiagem da sabedoria, e há o risco de que a sabedoria tenha emigrado destas paragens para junto de vós.
Yunancaξηρασία (dişil)
drought
çekim: çoğul ξηρασίες · tamlayan ξηρασίας
Άρα θα υπάρξουν επιπτώσεις. — Su sıkıntısı ve kuraklık
Japonca旱魃
長期間に渡り雨が降らず、農作物などに必要な水が不足すること。(夏の季語)
eş: ひでり
最も価値のある所有物である — Kenya'da büyük bir kuraklık olmuştu.
Korece가뭄 /ka̠mum/
drought (a period of below average rain fall)
eş: 가물, 염발, 천한, 한기
성우 : 벌떼를 끌고 다니는 악당. — Apaosa: Kuraklık getiren iblis.
İsveççetorka
a drought, a dry season, a lack of rain
çekim: çoğul torkor · tamlayan torkas
köken: torr + -ka
Cypern upplever en katastrofal torka. — Kıbrıs ciddi bir kuraklıkla karşı karşıyadır.
Tomaterna torkade i solen och blev soltorkade tomater
De torkade tomaterna i solen
Han torkade golvet
Lehçesusza (dişil) /ˈsu.ʂa/
drought
çekim: çoğul susze · tamlayan suszy
köken: Inherited from Old Polish susza, from Proto-Slavic *suša.
Głód i nędza. — Kıtlık ve kuraklık oldu.
Ukraynacaпосу́ха, су́ша
Взимку впадає в сплячку. — Puluga uyuduğunda kuraklık olur.
Hintçeअकाल, अनावृष्टि, अवर्षण, खुश्की, सूखा (eril) /ə.kɑːl/
famine; scarcity · an inopportune time · timeless
çekim: çoğul अकालों
köken: Borrowed from Sanskrit अकाल (akāla).
देश में बहुत भयानक अकाल पड़ा है।
Fincekuivuus /ˈkui̯ʋuːs/
dryness · drought
çekim: çoğul kuivuudet · tamlayan kuivuuden
köken: kuiva + -uus
aile: kuivuudenkestävä, kuivuusindeksi, kuivuuskausi
Näkymätön kipu. — Kuraklık görülmez.
Çekçesucho (nötr) /ˈsuxo/
drought
çekim: çoğul sucha · tamlayan sucha
Byla z toho bída a hlad. — Kıtlık ve kuraklık oldu.
Rumencesecetă, uscăciune (dişil) /ˈset͡ʃe.tə/
drought
çekim: çoğul secete
köken: From the nominative of Latin siccitas, possibly via a Vulgar Latin *siccita. Compare Aromanian seatsitã.
Dar apoi seceta a lovit... — Ancak sonra kuraklık baş gösterdi...
Macarcaaszály /ˈɒsaːj/
drought, aridity, drouth (a period of unusually low or no rainfall, longer and more severe than a dry spell)
çekim: çoğul aszályok
zıt: árvíz
köken: From aszik (“to dry, wither, wilt”) + -ály (noun-forming suffix).
aile: aszályos, aszálykár, aszálykárosult, aszálytűrő, aszályverte
Mivel a faluban nem volt nagybirtok. — Köyde kuraklıktan dolayı kimse kalmamıştır.
İbraniceבַּצֹּרֶת \ בצרת
ויש בצורת בקניה. — Kenya'da büyük bir kuraklık olmuştu.
Latincesiccitās
Dancatørke
Vandmangel og tørke — Su sıkıntısı ve kuraklık
Endonezcekekeringan
perihal, keadaan (bersifat) kering:
Vera tak terlihat. — Kuraklık görülmez.
Vietnamcahạn hán /haːn˧˨ʔ haːn˧˦/
drought
köken: Sino-Vietnamese word from 旱暵.
Kenya gặp hạn hán — Kenya'da büyük bir kuraklık olmuştu.

Etimoloji

From kurak (“dry”) + -lık (“-ness”).

Örnek Cümleler

Kuraklık ta
Before, we were talking about the pillars.
Kuraklık var.
There's a drought.
Kuraklık bitti.
The drought is over.
Uzun kuraklıklar yaygındır.
Long term problems are common.
Kuraklıktan dolayı, çim soldu.
Because of the drought, the grass has withered.
Kaliforniya'da bir kuraklık var.
There's a drought in California.
Puluga uyuduğunda kuraklık olur.
This is the time when pigs are sleeping sweetly.
Kuraklık nedeniyle çimler kurudu.
Because of the drought, the grass has withered.
Kuraklık, hasada ciddi hasar verdi.
The drought did severe damage to the harvest.
Bazen kuraklık ve hastalık getirir.
There is sometimes nausea and vomiting.
Ancak sonra kuraklık baş gösterdi...
But then drought hit.....
Birçok köylü kuraklık esnasında öldü.
Many peasants died during the drought.
kuraklık ile daha fazla örnek cümle →