köken: From Korinth (“Corinth”). Compare English currant.
aile: Korinthenkacker
Obwohl sie sich gerne von Rosinen ernährte, stellte sie keine Plage für die Speicher der Siedler dar. — Kuş üzümünü severlerdi ama yerleşimcilerin depolarına zarar veren bir hayvan değildi.
aile: grosella espinosa, grosella negra, grosella roja
Le gustaban las pasas, pero no fueron una peste para los negocios colonos. — Kuş üzümünü severlerdi ama yerleşimcilerin depolarına zarar veren bir hayvan değildi.
köken: From Medieval Latin ribes (“currant”), from Arabic رِيبَاس (rībās, “Syrian rhubarb; currant”), from Persian ریواس (rivâs, “rhubarb”), ultimately from Proto-Iranian *(h)rabā́š (“rhubarb; fennel”).
currant · bitch, whore, slut (from ribi, diminutive of ribanc 'slut')
çekim: çoğul ribizlik
köken: First attested in 1720. Borrowed from Austrian German, more specifically from Bavarian-Austrian. Compare Austrian German Ribisel. Suffixed with -i to resolve the word-final consonant cluster, compare cetli from Bavarian zettl or German Zettel (/ˈt͡sɛtl̩/) etc.
Őshonos a szigeten a Zante szőlő, ami egy kis, édes, mag nélküli szőlőfajta. — Adada yetişen bu kuş üzümü tamamen buraya özgü, küçük ve tatlı çekirdekli bir meyvedir.