kansız
adj
C2 seviye
TR → EN
"kansız" kelimesinin İngilizcesi: bloodless, bloodless, bloodless, bloodless. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelbloodlessadj
Genelbloodless
Genelbloodless
Genelbloodless
Tanım
•(mecaz) duygusuz
•(mecaz) güçsüz
•(mecaz) korkak
•(mecaz) Vicdansız, acımasız
•anemik
•Balıkesir ili Kepsut ilçesine bağlı bir köy.
•Kanı olmayan
•Kan dökmeden yapılan
Diğer Dillerde
Almancableich, blutarm, blutleer, unblutig /blaɪ̯ç/
pale, pallid
çekim: karşılaştırma bleicher · üstünlük am bleichsten
eş: blass
köken: From Middle High German bleich, from Old High German bleih, from Proto-West Germanic *blaik.
Was ist Ethik? (engl. — Kansızlık (anemi) Nedir?
İspanyolcaexangüe, exánime, incruento, sin efusión de sangre
bloodless
eş: muerto
Respirar y arder. — Kansızlık ve ateş yapar.
İtalyancaesanime /eˈza.ni.me/
lifeless, dead
eş: immobile, inanimato, incosciente, inerte, morto, privo di sensi
köken: From Latin exanimis; ex (“out, without”) & anima (“life”). Cognate to Portuguese exânime, Spanish exánime.
Questi eventi sono noti come Rivoluzione delle rose. — Sembollerin değişimi kansız Gül Devrimi'nden sonra yapıldı.
Rusçaбескровный, малокровный, анемичный /bʲɪˈskrovnɨj/
bloodless · anemic · very pale, pallid
eş: бледный
köken: бес- (bes-) + кровь (krovʹ) + -ный (-nyj)
aile: бескро́вно, бескро́вность
Существование ишхана находится под угрозой. — İzmir'in işgali kansız başladı.
Yunancaαναίμακτος, αναιμικός
bloodless, without bloodshed
Είμαι αναιμικός, αναιμικός. — Kansızım ben, kansız.
Japonca無血
血が無いこと。血が出ないこと。
手練れの部下を多数従えている。 — Yüksek sayıda bulunduklarından kansızlık (anemi) yaparlar.
Korece피없는
독토르는 의문을 느끼기 시작한다. — İzmir'in işgali kansız başladı.
Lehçebezkrwawy, bezkrwisty /bɛsˈkrfa.vɘ/
bloodless (taking place without loss of blood)
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *bʰe Proto-Indo-European *h₁éǵʰ Proto-Indo-European *-s Proto-Indo-European *-ǵʰs Proto-Balto-Slavic *beź Proto-Slavic *bez(ъ) Proto-Slavic *bez- Old Polish bez- Polish bez- Polish krwawy Polish bezkrwawy From bez- + krwawy.
aile: bezkrwawe łowy
Następna bardzo znacząca mocą jest wytrzymałość. — En önemli özelliği ise kansızlığa çok iyi gelmesidir.
bezkrwawa walka
bezkrwawy zamach
bezkrwawe zwycięstwo
Ukraynacaбезкро́вний
Что такое «фитна»? (рос.) — Kansızlık (anemi) Nedir?
anemic
çekim: karşılaştırma aneemisempi · üstünlük aneemisin
köken: Internationalism (see English anemic). Has the derivational suffix + -inen.
aile: aneemisesti, aneemisuus
Ismon tunteet Sallaa kohtaan alkoivat herätä. — İzmir'in işgali kansız başladı.
Latinceexsanguis, incruentus /ɛksˈsaŋ.ɡʷɪs/
Deprived of blood, without or lacking in blood; bloodless. · Pale, wan. · Powerless, feeble, weak, exhausted.
köken: From ex- (“out of, from”) + sanguis (“blood”) + -is (adjective-forming suffix).
aile: exsanguescō, exsanguinātus
Lacrimae perēdēre hūmōre exsanguēs genās.
Norveççeublodig
Det siste er viktig for fremkommeligheten. — En önemli özelliği ise kansızlığa çok iyi gelmesidir.
Bulgarcaбезкръ́вен
Обсадата на Измаил се затяга. — İzmir'in işgali kansız başladı.
İrlandacabán san aghaidh, gan foréigean, gan mharú, gan rian fola, liathbhán, neamhfholach
bloodless, anaemic
çekim: karşılaştırma neamhfholaí · üstünlük is neamhfholaí
köken: From neamh- (negative prefix) + fuil, fola (“blood”) + -ach (adjectival suffix).
Ermeniceանարյուն
Gürcüceუსისხლო
Bengalceরক্তপাতহীন, রক্তহীন /rɔkt̪ɔpat̪.hin/
without bloodshed; bloodless
çekim: karşılaştırma আরও রক্তপাতহীন · üstünlük সবচেয়ে রক্তপাতহীন
köken: রক্তপাত (roktopat) + -হীন (-hin)
Esperantosangomanka /sanɡoˈmanka/
bloodless, pale · anaemic
köken: Etymology tree Esperanto sango Esperanto manka Esperanto sangomanka From sango + manka.
Belarusçaбяскро́ўны
Etimoloji
kan + -sız
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
Örnek Cümleler
Ben kansızım.
I'm anemic.
Kansızım ben, kansız.
I'm anemic, anemic. Oh!
Tom'un kansızlığı var.
Tom is anemic.
İzmir'in işgali kansız başladı.
Greig's tenure began promisingly.
Kansızlığa iyi gelir, kan yapıcıdır.
To live, it must feed on blood.
Danimarkalılar hiç direnmedi ve istila kansızdı.
The Danes did not resist and the invasion was bloodless.
O zaman kansız bir patika bulmalıyım şimdi anladım !
So I should take the one without his blood! I've got it now!
Yüksek sayıda bulunduklarından kansızlık (anemi) yaparlar.
Thus they promise more than they can deliver.
30 Mart 1949'da Zaim kansız bir darbeyle iktidarı ele geçirdi.
On 30 March 1949, al-Za'im seized power in a bloodless coup d'état.
Kansız Kadife Devrim Çekoslovakya'da komünist rejimi alaşağı etti.
The bloodless Velvet Revolution overthrows the communist regime in Czechoslovakia.
Bu kansız darbe, Direktuvar'ın yerini Fransız Konsüllüğüne bıraktı.
This bloodless coup d'état overthrew the Directory, replacing it with the French Consulate.
Peki gebelikteki kansızlığın belirtileri ve bebeğe etkileri nelerdir?
Side effects and effect on the baby is unclear.