kabristan

/kɑbɾistɑn/
noun
TR → EN
"kabristan" kelimesinin İngilizcesi: cemetery, burying, graveyard, graveyard. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelcemeterynoun
Genelburying
Genelgraveyard
Genelgraveyard

Tanım

•isim: mezarlık

Diğer Dillerde

AlmancaBegräbnisplatz, Friedhof, Gottesacker, Kirchhof, Leichenhof (eril) /ˈfʁiːtˌhoːf/
cemetery, graveyard
çekim: çoğul Friedhöfe · tamlayan Friedhofes
eş: Begräbnisplatz, Gottesacker, Kirchhof, Totenacker
köken: From Middle High German vrīthof, from Old High German frīthof, derived from frīten (“to enclose”) + Hof (“yard”). In Early Modern German, the word came to be associated with the distantly related Frieden (“peace”), probably at first through interaction of diphthongising and non-diphthongising dialects, but then leading to semantic remotivation as “place of final peace”. Cognate with archaic Dutch…
Es ist die Begräbnisstätte ihrer Vorfahren. — Atalarının kabristanıydı.
Fransızcacimetière (eril) /sim.tjɛʁ/
cemetery, graveyard
çekim: çoğul cimetières
eş: boulevard des allongés, champ de navets, Champ-des-Navets
köken: From Old French cimitiere, a semi-learned borrowing from Late Latin coemētērium, from Ancient Greek κοιμητήριον (koimētḗrion, “sleeping chamber”).
aile: cime, cimetoche
C'est un cimetière pour leurs ancêtres. — Atalarının kabristanıydı.
Et il repose maintenant près de ses compagnons, dans ce cimetière de corail?
alternative spelling of camposanto
çekim: çoğul campos santos
eş: camposanto, necrópolis
Es un cementerio de sus antepasados. — Atalarının kabristanıydı.
İtalyancacimitero, sepolcreto (eril) /t͡ʃi.miˈtɛ.ro/
cemetery, graveyard
çekim: çoğul cimiteri
eş: camposanto, necropoli, sepolcreto, ultima dimora, catacomba, sepolcreto
köken: From Late Latin coemeterium, Ancient Greek κοιμητήριον (koimētḗrion).
aile: cimiteriale
È il cimitero dei loro antenati. — Atalarının kabristanıydı.
Rusçaкладбище (nötr) /ˈkɫadbʲɪɕːe/
cemetery, graveyard
çekim: çoğul кла́дбища · tamlayan кла́дбища
eş: некрополь, погост
köken: клад- (klad-) + -бище (-bišče)
Это место захоронения их предков. — Atalarının kabristanıydı.
Я безграни́чно печа́льна с тобо́ю, Не́жность уже́ застря́ла в го́рле. Там, где мы бы́ли, тепе́рь Прогни́вшее кла́дбище наде́жд и поте́рь.
Arapçaتُرْبَة, جَبّانة, مَدْفِن, مَقْبَرَة, مَقْبُرَة
كانت المدرسه كما المقبرة — Okul, kabristan yeri gibiydi.
graveyard
çekim: çoğul məzarlıqlar · tamlayan məzarlığın
köken: Morphologically məzar (“grave”) + -lıq.
graveyard, cemetery
çekim: çoğul бейіттер · tamlayan бейіттің
köken: From Arabic بَيْت (bayt, “house”).
Özbekçegoʻriston, qabriston
Tatarcaкаберлек
Felemenkçebegraafplaats, kerkhof, knekelveld (dişil) /bəˈɣraːfˌplaːts/
cemetery, a ground reserved for graves
çekim: çoğul begraafplaatsen
eş: kerkhof, godsakker
köken: Compound of begraven (“to bury”) + plaats (“place, site”).
Het is een heiligdom, begraafplaats van hun voorouders. — Bir sığınak. Atalarının kabristanıydı.
Portekizcecemitério (eril) /si.miˈtɛ.ɾi.u/
cemetery; graveyard (place where bodies are buried) · a place without people
çekim: çoğul cemitérios
köken: Learned borrowing from Late Latin coemētērium, from Ancient Greek κοιμητήριον (koimētḗrion, “sleeping chamber”), from κοιμάω (koimáō, “to put to sleep”).
aile: cemiterial
É o cemitério de seus ancestrais. — Atalarının kabristanıydı.
O parque está um cemitério.
cemetery, graveyard
çekim: çoğul κοιμητήρια
Είναι ο χώρος ταφής των προγόνων τους. — Atalarının kabristanıydı.
graveyard
服や本、女の子の持ち物があちこちに散乱している。 — Okul, kabristan yeri gibiydi.
Korece묘원, 묘지 /ˈmjo(ː)wʌ̹n/
cemetery, graveyard
köken: Sino-Korean word from 墓園.
성지입니다. 그들의 조상들이 묻힌 땅입니다. — Bir sığınak. Atalarının kabristanıydı.
A graveyard, burial ground, cemetery
çekim: çoğul begravningsplatser · tamlayan begravningsplatsens
köken: From begravning + -s- + plats.
Det är deras förfäders begravningsplats. — Atalarının kabristanıydı.
Lehçecmentarz (eril) /ˈt͡smɛn.taʂ/
cemetery, graveyard
çekim: çoğul cmentarze · tamlayan cmentarza
eş: miasto umarłych, miejsce wiecznego spoczynku, aleja sztywnych, park sztywnych, mogilnik, smyntarz
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *ḱey-der. Ancient Greek κοιμάω (koimáō) Ancient Greek -τήριον (-tḗrion) Ancient Greek κοιμητήριον (koimētḗrion)bor. Latin cimiteriumlbor. Old Polish cmyntarz Polish cmentarz Inherited from Old Polish cmyntarz.
To miejsce pochówku ich przodków. — Atalarının kabristanıydı.
Ukraynacaгробки́, гробови́ще, кірку́т, кладови́сько, кладо́вище, кла́довище
Місце, де поховані їхні предки. — Atalarının kabristanıydı.
Hintçeक़ब्रिस्तान, गोरिस्तान, समाधिक्षेत्र (eril) /qəb.ɾɪs.t̪ɑːn/
cemetery · graveyard
çekim: çoğul क़ब्रिस्तानों
eş: गोरिस्तान
köken: Borrowed from Classical Persian قَبْرِسْتَان (qabristān). By surface analysis, क़ब्र (qabr) + -इस्तान (-istān).
Fincehautausmaa, hautuumaa, kalmisto /ˈhɑu̯tɑusˌmɑː/
graveyard, cemetery
çekim: çoğul hautausmaat · tamlayan hautausmaan
köken: hautaus + maa
aile: sankarihautausmaa, sotilashautausmaa, uurnahautausmaa
Myllylä haudattiin hiljaisesti perhepiirissä 22. heinäkuuta 2011 Haapajärven uudelle hautausmaalle. — Cenazesi ise 20 Temmuz 1972'de Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki aile kabristanına defnedilmiştir.
Çekçehřbitov, krchov, pohřebiště (eril) /ˈɦr̝bɪtof/
graveyard
çekim: çoğul hřbitovy · tamlayan hřbitova
eş: pohřebiště, nekropole, krchov, hřbitůvek, břitov, cintorín
köken: Inherited from Old Czech břitov, from Middle High German frithof. Reanalysed as hřbít + -ov.
Podle Sugera nebyl pro královskou rodinu dostatečně vznešený. — Suger bu eski kilisenin, kraliyet ailesinin kabristanı olarak yetersiz olduğunu düşünüyor.
Rumencecimitir, țintirim (nötr)
cemetery
çekim: çoğul cimitire · tamlayan cimitirului
köken: Probably from Italian cimitero, earlier from Greek κοιμητήριο (koimitírio). Ultimately from Ancient Greek κοιμητήριον (koimētḗrion). Cf. also Aromanian chimitir, chimitiriu. Doublet of țintirim.
Locul de veci al strămoșilor. — Atalarının kabristanıydı.
Macarcasírkert, temető /ˈʃiːrkɛrt/
cemetery, graveyard, memorial park (place where the dead are buried)
çekim: çoğul sírkertek
köken: From sír (“grave”) + kert (“garden”).
aile: sírkertes, sírkerti
Őseik sírhelye. — Atalarının kabristanıydı.
İbraniceבֵּית עוֹלָם, בֵּית קְבָרוֹת
בית הספר היה כמו שטח קבורה. — Okul, kabristan yeri gibiydi.
Latincecoemeterium, sepulcrētum (nötr) /koe̯.meːˈteː.ri.ũː/
cemetery, churchyard, burial ground
çekim: çoğul coemētēria · tamlayan coemētēriī
köken: From Ancient Greek κοιμητήριον (koimētḗrion, “sleeping chamber”), from κοιμάω (koimáō, “to put to sleep”).
aile: cimitērium
cemetery
çekim: çoğul gravpladser · tamlayan gravpladss
köken: Compound of grav + plads.
Det er er en begravelsesplads for deres forfædre. — Atalarının kabristanıydı.
Norveççegravlund, gravplass, leggplass
graveyard
çekim: çoğul kuburan-kuburan
köken: From kubur + -an.
Bagi mereka, Hulu Sungai adalah dapur, tempat suci, tempat pemakaman leluhur mereka. — Onlar için Nehir bir iaşeydi. Bir sığınak. Atalarının kabristanıydı.

Etimoloji

Arapça

Örnek Cümleler

Atalarının kabristanıydı.
It's a burial ground of their ancestors.
Okul, kabristan yeri gibiydi.
The school was like a burial ground.
Naaşı aile kabristanına defnedildi.
His body was buried in the family tomb.
Mezarı da Küçükyalı Mezarlığı'nda aile kabristanlığındadır.
The property also includes a small family cemetery.
Kazılar istihkamı ve soylu kabristanını da ortaya çıkarmıştır.
The excavations have uncovered remains of the fortifications and a princely necropolis.
Garbis Cancikyan'ın Balıklı Ermeni Kabristanı'nda bulunan mezarı, İstanbul
Karbis Chancikean's tomb in Balıklı Ermeni Kabristanı, İstanbul
Highgate Mezarlığı'ndaki William Blanford'un aile kabristanı (batı tarafı)
Family vault of William Blanford in Highgate Cemetery (west side)
Suger bu eski kilisenin, kraliyet ailesinin kabristanı olarak yetersiz olduğunu düşünüyor.
And Suger felt it was inadequate as the burial place of the kings.
kabristan ile daha fazla örnek cümle →