kültürlü

C2 seviye
TR → EN
"kültürlü" kelimesinin İngilizcesi: sophisticate. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelsophisticate

Görsel

Uluslararası konferansta çok kültürlü katılımcılarla sunum ve panel oturumu

Tanım

•kültürü gelişmiş olan
•Kültürü gelişmiş olan

Diğer Dillerde

Almancagebildet /ɡəˈbɪldət/
past participle of bilden
çekim: karşılaştırma gebildeter · üstünlük am gebildetsten
eş: gelehrt, klug, intelligent, weise
Ich habe festgestellt, dass es sehr multikulturell ist. — Görüyorum ki burası çok kültürlü.
Fransızcasophistiquer /sɔ.fis.ti.ke/
to falsify · to corrupt · (rare) to use sophistic arguments
çekim: geçmiş sophistiqué · ortaç sophistiqué · şimdiki sophistique · ulaç sophistiquant
köken: Borrowed from Medieval Latin sophisticāre (“to trick, falsify, corrupt”). The sense "to make more complex" is probably due to later developments in sophistiqué, influenced by changes in sense in English sophisticated.
J'ai remarqué que c'était très multi-culturel. — Görüyorum ki burası çok kültürlü.
İtalyancasofisticare /so.fis.tiˈka.re/
to adulterate · to argue using sophisms · to quibble
çekim: geçmiş sofisticàto · ortaç sofisticàto · şimdiki sofìstica · ulaç sofisticànte
eş: sottilizzare, cavillare, criticare, adulterare, contraffare, alterare
La loro era una famiglia multi-culturale. — Anneleri kültürlü bir kadındı.
Rusçaкультурный /kʊlʲˈturnɨj/
cultural · cultured, cultivated, civilized · cultured, cultivated
eş: культуральный, благопристойный, воспитанный, освоенный
zıt: некульту́рный, бескульту́рный
köken: культу́ра (kulʹtúra, “culture”) + -ный (-nyj)
aile: малокульту́рный
Я культурный. — Ben kültürlüyüm.
Portekizcesofismar, sofisticar /so.fizˈma(ʁ)/
to distort (argument or question) · to deceive through sophistry · to use sophistry
çekim: geçmiş sofismei · ortaç sofismado · şimdiki sofisma
köken: From sofisma + -ar.
- Urbano, sofisticado. — Medeni, kültürlü ve zalim.
Fincehienostunut, jalostaa, käyttää harhaanjohtavassa merkityksessä, olla sofistinen, sivistää, soveltaa keinotekoista tekniikkaa /ˈhie̯nostunut/
exquisite, refined, classy, polished, sophisticated, genteel
çekim: karşılaştırma hienostuneempi · üstünlük hienostunein
aile: hienostuneesti, hienostuneisuus
Kasvoin monikulttuurisessa ympäristössä. — Çok-kültürlü bir ortamda yetiştim.
Bulgarcaизвъртам, усложнявам /osɫoʒˈnʲa̟vɐm/
to complicate, to sophisticate
çekim: geçmiş none · ortaç усложня́ван · şimdiki усложня́ва · ulaç усложня́ващ
köken: From усложня́ (usložnjá) + -вам (-vam).
Градски, сложен, жесток. — Medeni, kültürlü ve zalim.

Örnek Cümleler

Biz kültürlüyüz.
We're cultured.
Sen kültürlüsün.
You're cultured.
Tom kültürlüdür.
Tom is cultured.
Ben kültürlüyüm.
I'm cultured.
Tom çok kültürlü biri.
Tom is a man of culture.
Kültürlü bir kadındır.
She is a feminist.
O doktor kültürlü bir adam.
That doctor is a cultured man.
O, sözde kültürlü bir insan.
He is what is called a man of culture.
Doktor, kültürlü bir adamdır.
The doctor is a man of culture.
Anneleri kültürlü bir kadındı.
Her mother was a revolutionary feminist.
Kültürlü bir aileden gelmektedir.
He comes from a different culture.
Görüyorum ki burası çok kültürlü.
I noticed it's very multicultural.
kültürlü ile daha fazla örnek cümle →