harcanmış

C2 seviye
TR → EN
"harcanmış" kelimesinin İngilizcesi: spent. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelspent

Diğer Dillerde

past participle of aufbrauchen
Das ist Geld, gerade verbrannt wird. — Bu paranın bütünü harcanmış oluyor
Fransızcaépuisé, éreinté, fatigué /e.pɥi.ze/
exhausted · out of print
eş: tari
köken: From the verb épuiser. Literally, “used up”.
C'est de l'argent qui part simplement en fumée. — Bu paranın bütünü harcanmış oluyor
İspanyolcagastado /ɡasˈtado/
worn out · used up · hackneyed, clichéd
köken: From gastar + -ado.
Es solo dinero que esta siendo "quemado" — Bu paranın bütünü harcanmış oluyor
Felemenkçeuitgeput, vermoeid /ˈœy̯t.xəˌpʏt/
past participle of uitputten
Ik hou van donker graan. Vandaag gebruiken we een licht gebruikt graan. — Ben koyu harcanmış tohumu seviyorum.
Portekizceusado /uˈza.du/
used · worn, worn-out
Este é o dinheiro que está apenas a ser queimado. — Bu paranın bütünü harcanmış oluyor
Hintçeबीता /biː.t̪ɑː/
inflection of बीतना (bītnā): · masculine singular perfect indicative
köken: Inherited from Prakrit वित्त (vitta) + Middle Indo-Aryan -𑀓- (-ka-), from Sanskrit वृत्त (vṛttá, “turned, passed”), from Proto-Indo-Iranian *wr̥tˢtás, from Proto-Indo-European *wr̥t-tós (“turned, rotated”).
Fincekäytetty /ˈkæy̯tetːy(ˣ)/
past passive participle of käyttää
Osalla näistä varoista kannustettiin myöhentämään heinän niittoa. — Kısım kapsamında ise 83,2 milyon AVRO harcanmıştır.
Maassa lojui huumeiden väärinkäyttäjien jättämiä käytettyjä ruiskuja.
Hän osti käytetyn auton.
Macarcaelhasznált, kiürült /ˈɛlɦɒsnaːlt/
third-person singular indicative past indefinite of elhasznál
çekim: karşılaştırma elhasználtabb · üstünlük legelhasználtabb
köken: elhasznál (“to use up”) + -t
Ezek az intézkedések azonban nem elegendőek a nagygodapopuláció stabilizálására. — Kısım kapsamında ise 83,2 milyon AVRO harcanmıştır.
Latinceeffētus
Bulgarcaизразходен, отработен
Харесвам тъмно употребявано зърно. — Ben koyu harcanmış tohumu seviyorum.
Laocaໝົດ

Örnek Cümleler

Tom boşa harcanmış.
Tom is wasted.
O yerinde harcanmış paraydı.
That was money well spent.
Harcanmış zamanı geri alamazsın.
You can't get back the wasted time.
Bu paranın bütünü harcanmış oluyor
This is money that is just being burned.
Ben koyu harcanmış tohumu seviyorum.
I like dark spent grain.
Boşa harcanmış zaman telafi edilemez.
Wasted time is irretrievable.
"Harcanmış Gençlik": krizdeki bir ülke
"Wasted Youth": a country in crisis
Önemli miktarda zaman ve emek harcanmış durumda.
A considerable amount of time and effort have been spent already.
Maçın tüm geliri Marina Dalglish'e harcanmıştır.
All the proceeds from the match went to the Marina Dalglish appeal.
Kahkaha olmayan bir gün, boşa harcanmış bir gündür.
A day without laughter is a day wasted.
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "
But, as it worked out, he looks positively dissipated."
Paranın üçte ikisi çalınmış veya yok yere harcanmıştı.
Two thirds of the money stolen or wasted.
harcanmış ile daha fazla örnek cümle →