harcanmış ile cümle
harcanmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Önemli miktarda zaman ve emek harcanmış durumda.A considerable amount of time and effort have been spent already.
Harcanmış zamanı geri alamazsın.You can't get back the wasted time.
Boşa harcanmış zaman telafi edilemez.Wasted time is irretrievable.
Kahkaha olmayan bir gün, boşa harcanmış bir gündür.A day without laughter is a day wasted.
O yerinde harcanmış paraydı.That was money well spent.
Tom boşa harcanmış.Tom is wasted.
Maçın tüm geliri Marina Dalglish'e harcanmıştır.All the proceeds from the match went to the Marina Dalglish appeal.
Poźniak Warren Raporunun 26 cildi inceledi ve Marina Oswald'la yaşamak için harcanmıştı.Beata Poźniak studied 26 volumes of the Warren Report and spent time living with Marina Oswald.
Geliştirme programı için yaklaşık 3 milyar Dolar harcanmıştır.This was an approximately $3 billion program designed to improve public education.
Ben koyu harcanmış tohumu seviyorum.I like dark spent grain.
Bu paranın %90'ı öğretmenlerin maaşına ve yöneticilerin maaşına harcanmış.Ninety percent of it was spent on teachers' salary and administrators' salary.
Bu paranın bütünü harcanmış oluyorThis is money that is just being burned.
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "But, as it worked out, he looks positively dissipated."
Paranın üçte ikisi çalınmış veya yok yere harcanmıştı.Two thirds of the money stolen or wasted.
Paranın 30 milyon euroluk büyük kısmı çoktan harcanmış durumda.Most of the money, 30m euros, has already been spent.
"Harcanmış Gençlik": krizdeki bir ülke"Wasted Youth": a country in crisis
SETimes: Yeni filminiz "Harcanmış Gençliğin" adını biraz açar mısınız?SETimes: Can you elaborate on the name of your new film, "Wasted Youth"?
Yanlış ellere geçmesini önlemek için, tonlarca harcanmış yakıt Belgrad'dan uzaklaştırıldıTo keep it from falling into the wrong hands, tonnes of spent fuel has left Belgrade
Burada ki kilit kavram, "harcanmış masraf kalemi" dir.A key phrase above is that it is "expected to be expended".
Hamburg: Bu şehirde bulunan Volksparkstadion'un geliştirilmesi için 17 milyon mark harcanmıştır.Hamburg: Im für 17 Millionen Mark umgebauten Volksparkstadion fanden drei Erstrundenspiele statt.
Bir gülüş uğruna harcanmış hayatların muhasebesini tutmaya mecalim kalmadı artık.Rückzug vom sozialen Leben, um sich vor erneuten Traumatisierungen durch herabsetzendes Lachen zu schützen.
Yapımı için 400 milyon Amerikan doları harcanmıştır.Für den Bau des Werkes wurde eine Investition von 40 Millionen USD aufgebracht.
Stadyumun maliyeti için şu ana kadar 300 milyon euro harcanmıştır.La valeur totale « marché » est évaluée à cette époque à 300 millions d'euros.
Geliştirme programı için yaklaşık 3 milyar Dolar harcanmıştır.Tra l'altro per lo sviluppo di Vista sono stati spesi 6 miliardi di dollari.
Ancak film için hali hazırda çokça para harcanmış olduğu için sadece filmin bütçesinin yarısını kullanabildi.Но и эта картина с трудом смогла отбить лишь половину своего бюджета.
Cezaevi için toplam 100 milyon Türk lirası harcanmıştır.Кроме того, на город был наложен огромный штраф в 100 тыс. турских ливров.
Bir gülüş uğruna harcanmış hayatların muhasebesini tutmaya mecalim kalmadı artık.Уверяю вас, вы теряете со мной время, которое могли бы провести, наслаждаясь её улыбками.
Klip için yaklaşık olarak 2.200.000 $'lık bir para harcanmıştır.Всего на постройку было израсходовано около 200 тысяч рублей.
Havalimanının yenilenmesi için 110 milyon TL harcanmıştır.На обновление транспорта было выделено 163 млн рублей.
Yapımı için 400 milyon Amerikan doları harcanmıştır.Den kostade 4 miljarder US dollar att bygga.
Yapımı için 400 milyon Amerikan doları harcanmıştır.На виробництво було витрачено 4 мільйони євро.
Sanayi tesislerin inşaatında 25 milyon ML harcanmıştır (yapılan yatırımların % 89.udur).Její vklad činil 20 milionů Kč (podíl 25%).
Havalimanının yenilenmesi için 110 milyon TL harcanmıştır.Na výstavbu stanice bylo vynaloženo 168 milionů Kčs.
Yapımı için 400 milyon Amerikan doları harcanmıştır.A fost necesară o investiție de 400 milioane de dolari pentru extinderea producției.
Oldukça düşük bir bütçe ile yapılmış bir filmdi.£100.000 'in altında bir para harcanmıştı.Elokuva tehtiin varsin pienellä, alle 100 000 punnan budjetilla.
Bu tür bağışlar binlerce işsiz genci beslemeye harcanmış görünmektedir.Hiện tại chúng ta lại đang chứng kiến hàng ngàn cử nhân thất nghiệp.
Geliştirme programı için yaklaşık 3 milyar Dolar harcanmıştır.約60億元の建設費を費やし建設された。
Bu tür bağışlar binlerce işsiz genci beslemeye harcanmış görünmektedir.За целта милиони селяни трябва да бъдат превърнати в работници на нищожна цена.
Oldukça düşük bir bütçe ile yapılmış bir filmdi.£100.000 'in altında bir para harcanmıştı.Film je snimljen s vrlo malim budžetom od samo 80.000 funti.
Davada müfettişlerin yaptığı incelemelerle paranın sahte belgelerle harcanmış gibi gösterildiği anlaşılmıştır.To je omogućavalo i otkrivanje krivotvoritelja, što se vidi iz sačuvane sudske dokumentacije.
Geriye kalan, zamanın% 80'i harcanmıştı, mesajlar çekirdeğin ek görevleri nedeniyle gerçekleşiyordu.Preplácalo sa najviac 80% ceny, zvyšok zostal ako záruka za prípadné závady.
Son on yılda bu tankın dizaynı ve üretimi için 20 milyon USD harcanmıştır.Viimase kümne aasta jooksul on tootmise kaasajastamisesse ja laiendamisesse investeeritud 800 miljonit eurot.
1988'e kadar proje için 300 milyon dolar harcanmıştır.1988. aastaks oli ettevõtte käive 80 miljonit rubla.
Havalimanının yenilenmesi için 110 milyon TL harcanmıştır.Kohe otsustati lennujaama terminali uuendamiseks investeerida 24 miljonit Norra krooni.
2006 yılında, Hollanda’da I. Kısım kapsamında 1,2 milyar AVRO harcanmıştır; II.Im Jahr 2006 beliefen sich die Ausgaben für die Niederlande im Rahmen von Säule I auf 1,2 Mrd. EUR.
2006 yılında, Hollanda’da I. Kısım kapsamında 1,2 milyar AVRO harcanmıştır; II.Leta 2006 je bilo na Nizozemskem porabljenih 1,2 milijarde EUR iz 1. stebra in 83,2 milijona EUR iz 2. stebra.
2006 yılında, Hollanda’da I. Kısım kapsamında 1,2 milyar AVRO harcanmıştır; II.Vuonna 2006 YMP:n talousarviosta osoitettiin 1,2 miljardia euroa Alankomaihin.
2006 yılında, Hollanda’da I. Kısım kapsamında 1,2 milyar AVRO harcanmıştır; II.W 2006 r. w Holandii z pierwszego filara wydano 1,2 miliardy euro, natomiast z drugiego 83,2 miliony euro.
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Aber, wie es geklappt hat, sieht er positiv abgeführt. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Ale, ako to fungovalo, on sa pozerá pozitívne rozplynul. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Ale, jak to fungovalo, on se dívá pozitivně rozplynul. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Ale, jak wyszło, wygląda pozytywnie rozproszone. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Ampak, saj je delal ven, je videti pozitivno razpršila. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Dar, aşa cum a lucrat afară, el se uită pozitiv disipat. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "De, ahogy dolgozott ki, úgy néz ki, pozitív eloszlik. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "그러나,이 운동으로, 그는 긍정적으로 소산 보인다. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Maar, zoals dat werkte, hij ziet er positief verdwenen. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Ma, come ha funzionato, guarda positivamente dissipata. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Mais, comme ça a marché, il regarde positivement dissipée. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Men, som det fungerede, ser han positivt forsvundet. "