gıcık

adj
C1 seviye
TR → EN
"gıcık" kelimesinin İngilizcesi: tickle, nerdy. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneltickleadj
Genelnerdy

Tanım

•beyaz renkli, dağlıç koyununa benzer vücut yapısında, kuyruğu son omurlara kadar yağ kitlesi ile kaplı ve bu sebeple alt kısmı yuvarlakça görünen, kaba, karışık yapağılı bir tür koyun
•boğazda duyulup aksırtan, öksürten yakıcı kaşıntı
•sözleriyle, davranışlarıyla karşısındakini kızdıran, sinirlendiren, sıkan
•Beyaz renkli, dağlıç koyununa benzer vücut yapısında, kuyruğu son omurlara kadar yağ kitlesi ile kaplı ve bu sebeple alt kısmı yuvarlakça görünen, kaba, karışık yapağılı bir koyun türü
•Boğazda duyulup aksırtan, öksürten yakıcı kaşıntı
•Sözleriyle, davranışlarıyla karşısındakini kızdıran, sinirlendiren, sıkan kimse

Diğer Dillerde

weird, odd, strange, peculiar, preposterous, nerdy, outlandish
çekim: karşılaştırma absonderlicher · üstünlük am absonderlichsten
eş: abgedreht, befremdlich, bizarr, eigenartig, eigentümlich, extravagant
Er hat mich verärgert. — Beni gıcık etti.
Fransızcachatouille, chatouiller, faire guili-guili (dişil)
tickle
çekim: çoğul chatouilles
Elle confie ses chiens à Pauline. — Ağabeyleri Percy'e gıcıktırlar.
tickle
köken: Compare Portuguese cosca.
No lo soporto. — Beni gıcık etti.
İtalyancasolleticare, solletico, titillare /sol.le.tiˈka.re/
to tickle, flush · to whet, arouse or tease
çekim: geçmiş solleticàto · ortaç solleticàto · şimdiki sollética · ulaç solleticànte
eş: fare il solletico, titillare, pizzicare, invitare, invogliare, stuzzicare
köken: Probably from Vulgar Latin *subliticāre, metathesized from *subtītillicāre, from Latin tītillāre. An alternative theory is metathesis from sollicitāre. Compare Sicilian accattigghiari.
Mi ha irritato. — Beni gıcık etti.
Rusçaпощекота́ть, щекота́ние, щекота́ть, щеко́тка
Он меня разозлил. — Beni gıcık etti.
Arapçaدَغْدَغَ, دَغْدَغَة
وهذا يعمل كنوع من الاثارة — Ve bu bir tür iç gıcıklayan bir durum yaratır.
Farsçaخارش, غلغلک, غلغلک دادن, قلقلک, قلقلک دادن (dişil) /xaː.ˈriʃ/
itch, scabies · tickle
köken: From the present stem form of خراشیدن (xarâšidan, “to scratch”).
Azericeqıdıq, qıdıqlama, qıdıqlamaq /ɡɯdɯɣɫɑˈmɑχ/
to tickle
çekim: geçmiş qıdıqlamış · ortaç qıdıqlamış · şimdiki qıdıqlayır
köken: From qıdıq + -la. Compare Turkish gıcıklamak (“to tickle, titillate”) and Turkish gıdıklamak.
Kazakçaқытықтау
Özbekçeqitiqlamoq
Felemenkçekietelen, kriebelen /ˈki.tə.lə(n)/
to tickle
çekim: geçmiş kietelden · ortaç gekieteld · şimdiki kietelt · ulaç kietelend
eş: kielen, kittelen, jeuken
köken: From Middle Dutch kietelen, ketelen, kittelen, kitelen, from Old Dutch *kitilon, from Proto-West Germanic *kitilōn, from Proto-Germanic *kitilōną, frequentative form of Proto-Germanic *kitōną (“to tickle”), from Proto-Indo-European *geyd- (“to stick, jab, tickle”). Cognate with Middle English kitelen (> English kittle), Low German kettelen, ketelen (“to tickle”), German kitzeln (“to tickle”),…
aile: kietelaar, kieteldood
Hij is stom. — Beni gıcık etti.
Portekizcecócegas, cosca, cosquinha, fazer cócegas, fazer cosca, fazer cosquinha /ˈkɔ.se.ɡɐs/
plural of cócega
eş: coscas, cosquinhas, cóxegas
Ele chateou-me. — Beni gıcık etti.
Yunancaγαργαλάω, γαργαλώ /ɣaɾɣaˈla.o/
to tickle (touch repeatedly or stroke delicately in a manner which causes laughter and twitching) · to excite, titillate, tickle (stimulate or excite pleasantly)
çekim: geçmiş γαργάλησα · ortaç έχοντας γαργαλήσει · şimdiki γαργαλάει · ulaç γαργαλώντας
köken: From modern γαργαλώ (gargaló) + -άω (-áo), from Byzantine Greek γαργαλῶ (gargalô), from Ancient Greek γαργαλίζω (gargalízō).
Με νευρίασε. — Beni gıcık etti.
Γαργάλησε τον γιο του μέχρι δακρύων.
Με γαργαλάει ο λαιμός μου.
Κι ήταν τα στήθια σου άσπρα σαν τα γάλατα και μού ’λεγες γαργάλα τα. Ki ítan ta stíthia sou áspra san ta gálata kai moú ’leges
Japonca擽る
to tickle · to tickle emotionally, appealing to
çekim: geçmiş 擽った
障り達はキレたいろり(くろがね)を主に恐れている。 — Adanalı, İdil'i fena halde gıcık eder.
心をくすぐる
乙女心をくすぐるセリフ
Korece간질이다 /ka̠ɲd͡ʑiɾida̠/
to tickle
çekim: geçmiş 간질였다
eş: 간질거리다, 간질대다, 근질이다
köken: From 간질 (ganjil, “tickling”) + —이다 (-ida, “to do”).
이것은 참으로 흥미있는 일들이지요. — Ve bu bir tür iç gıcıklayan bir durum yaratır.
İsveççekilla, kittla
to itch; to cause a desire to scratch · to tickle · to kill
çekim: geçmiş killade · ortaç killad · ulaç killande
Han gjorde mig förbannad. — Beni gıcık etti.
Myggbettet killar
killa någon under fötterna
rzecz. odczas. od gilać
Co samo w sobie jest podniecające. — Ve bu bir tür iç gıcıklayan bir durum yaratır.
Ukraynacaзалоскота́ти, ло́скіт, лоскота́ння, лоскота́ти
"Правда подарує вам волю, але спочатку вона добре полоскоче ваші нерви". (Сміх) — "Gerçek sizi özgür kılar, ama önce gıcık eder."(Kahkahalar)
to tickle, titillate · to incite, stimulate
çekim: geçmiş गुदगुदाता · şimdiki गुदगुदाता है
köken: Onomatopoeic.
aile: गुदगुदाहट, गुदगुदी, गुदगुदी करना
to inspire, excite, encourage
çekim: geçmiş innostanut · şimdiki innostaisi · ulaç innostava
köken: into (“enthusiasm”) + -staa
aile: innostava, innostaja, innostaminen, innostus, innostua
Tuo kyklooppineito häiritsee. — Bu tek gözlü bayan beni gıcık etmeye başlıyor.
Minua innostaa mahdollisuuteni vaikuttaa maailmaan menoon.
Olen innostanut häntä opiskelemaan historiaa. Olen innostanut hänet opiskelemaan historiaa.
Çekçelechtat /ˈlɛxtat/
to tickle (to touch repeatedly or stroke delicately)
çekim: geçmiş lechtala · ortaç lechtala · şimdiki lechtá
köken: Inherited from Old Czech lektati, lesktati, lechtati, loktati.
aile: lechtání, lechtivý, polechtat
On mě naštval. — Beni gıcık etti.
Rumencegâdila
to tickle
çekim: geçmiş gâdilat · ortaç gâdilat · şimdiki gâdilă
köken: Probably ultimately from Ottoman Turkish قیدیقلانمق (gıdıklanmak). Compare Aromanian gadil, Bulgarian gădeličkam, Albanian gudulis. Other theories also existed, including the Latin catulīre, or *cattellāre, a derivation from the aforementioned Bulgarian, or a Dacian substratum word of Indo-European origin, compare *geid- (“tickle”).
M-a enervat. — Beni gıcık etti.
İbraniceדיגדג \ דִּגְדֵּג
כך לה מיי הרגיש. — Bu yüzden Ty'a gıcık olur.
Latincetītillō
Dancakilde, nørdet (nötr) /kilə/
spring, fountain, source (a place where water emerges from the ground) · source, fountain, fount (a person or a thing from which something comes)
çekim: çoğul kilder · tamlayan kildes
köken: From Old Norse kelda, from Proto-Germanic *kaldijǭ, cognate with Norwegian kjelde, Swedish källa. Derived from *kaldaz (“cold”).
Guderne kom nu Perseus til hjælp. — Ağabeyleri Percy'e gıcıktırlar.
Norveççekile
Han er konstant skuffet over sønnene sine, men legger all skyld på Earl. — Earl'ün oğlunu ise gıcık bulur ama Earl'le iyi arkadaştır.
Endonezcegeletik
Dia membuatku marah. — Beni gıcık etti.
Vietnamcachọc lét, cù, cù lét, thọc lét /t͡ɕawk͡p̚˧˨ʔ lɛt̚˧˦/
to tickle
Anh ấy giận tôi. — Beni gıcık etti.

Etimoloji

From Ottoman Turkish كجیك (kıcık, gıcık), from Proto-Turkic *kīči-k.

Örnek Cümleler

Beni gıcık etti.
He pissed me off.
Kız gıcık bir şey.
The girl is somewhat of a killjoy.
Kız gıcık bir tip.
The girl is somewhat of a killjoy.
Ona gıcık oluyoruz.
- We have - A problem with her
Boğazımda gıcık var.
I've got a frog in my throat.
Tom'a gıcık oluyorum.
Tom rubs me the wrong way.
Bu yüzden Ty'a gıcık olur.
He gets attracted towards Iti.
Gıcık etmeye devam edebileceğim.
And butterflies on their titties.
O müzik sinirlerimi gıcık ediyor.
That music is grating on my nerves.
Çünkü ikna etmek... gıcık bir şeydir.
Because convincing has..yick.
Adanalı, İdil'i fena halde gıcık eder.
FEA Practice Guidance.
Yedilere çok gıcık kaptıran bir kızdır.
俺の彼女と幼なじみが修羅場すぎる 7 .
gıcık ile daha fazla örnek cümle →

İlgili / Bileşik Terimler

Genelirritate