Ana içeriğe geç
Sözlük
/
falez

falez

/fa.lez/
noun
TR → EN
↔ ters çevir
"falez" kelimesinin İngilizcesi: cliff. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelcliffnoun

Görsel

Altın Işıklı Gün Batımında Falezli Taşlı Sahil ManzarasıGün Batımında Kayalık Falezler ve Köpüren Okyanus DalgalarıGün Batımında Uçsuz Bucaksız Falezler ve Huzurlu Sahil ManzarasıBulutlu Gün Batımında Kayalık Falezler ve Turkuaz Deniz Dalgaları

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)falezi
Yönelme (-e)faleze
Bulunma (-de)falezde
Çıkma (-den)falezden
Tamlayan (-in)falezin
Çoğul (-ler)falezler

Tanım

isim, coğrafya: yalı yar

Diğer Dillerde

AlmancaFelsen, Klippe (eril) /ˈfɛlzən/
rock
çekim: tamlayan Felsens
eş: Fels
köken: From Middle High German felse, fels, from Old High German fels m (8. c), felis m (8. c), feliso m (8. c), felisa f (9. c), possibly from Proto-West Germanic *falis (“rock, cliff”), whence Old Saxon felis, Middle Dutch vels. Pfeifer is uncertain about the further origin. In one theory, he mentions the comparison to Old Norse fjall, Swedish fjäll, Sanskrit पाषाण (pāṣāṇá), Ancient Greek πέλλα…
Namensgebend sind die sich hier brechenden Wellen.Falezlere yalıyar adı da verilir.
Fransızcafalaise (dişil) /fa.lɛz/
cliff (steep rock face)
çekim: çoğul falaises
köken: Inherited from Old French faleise, faloise, from Frankish *falisa, from Proto-Germanic *falisaz (“rock, cliff”), from Proto-Indo-European *pelis-, *pels- (“rock, cliff”). More at fell.
Et que tes yeux ne se détachent point d’eux, en cherchant (le faux) brillant de la vie sur terre.Dalımlı Falezler:Aktif kıyı yükselmesinin (faylanma) gözlendiği yerlerde de gözlenirler.
İspanyolcaacantilado, despeñadero, precipicio, risco /akantiˈlado/
steep, sheer
çekim: çoğul acantilados
köken: Past participle of acantilar.
ridge, crag, rib, ridgeside
çekim: çoğul costoni
Così ci buttiamo in acqua, andiamo qui sul ciglio dello strapiombo, e poi ci caliamo, caliamo, caliamo.Yani, suya giriyoruz ve bu falezin kenarından geçiyoruz ve sonra inmeye başlıyoruz, iniyoruz, iniyoruz.
геогр. отвесный абразионный обрыв, образовавшийся в результате разрушения высокого коренного берега действием прибоя
Им в раю уго­то­ва­но всё, что пожелают души и что ус­ла­дит очи.Dalımlı Falezler:Aktif kıyı yükselmesinin (faylanma) gözlendiği yerlerde de gözlenirler.
Arapçaجُرْف
عندما ننزل في الماء، ونكون على حافة هذا الجرف، ثم نبدأ بالنزول.Yani, suya giriyoruz ve bu falezin kenarından geçiyoruz ve sonra inmeye başlıyoruz, iniyoruz, iniyoruz.
Farsçaپرتگاه /part.ˈɡaːh/
precipice, cliff
çekim: çoğul پرتگاهها
köken: پرت (part) + ـگاه (-gâh)
لبهٔ پرتگاه
سمند تو زی پرتگاه از چه پوید ببین تا بدست که دادی عنان را
Azericesıldırım
precipice, cliff
çekim: çoğul sıldırımlar · tamlayan sıldırımın
cliff · wall
çekim: çoğul жарлар · tamlayan жардың
köken: From Proto-Turkic *yār (“steep bank, shore”).
Felemenkçeklif, klip (nötr) /klɪf/
cliff
çekim: çoğul kliffen
eş: klift
köken: From Middle Dutch clef, clif, from Old Dutch *klif, from Proto-West Germanic *klib, from Proto-Germanic *klibą.
aile: klifzwaluw
Na die woorden overlijdt Sopanim.Bu falezlere ise ölü falez denilmektedir.
Portekizcefalésia, penhasco (dişil) /faˈlɛ.zi.ɐ/
cliff (a (near) vertical rock face)
çekim: çoğul falésias
köken: Borrowed from French falaise.
η πλαγιά ενός βουνού
eş: κλιτύς, πλαγιά
Μπαίνουμε λοιπόν στο νερό και πλησιάζουμε στην άκρη του γκρεμού κι ύστερα αρχίζουμε να πέφτουμε...Yani, suya giriyoruz ve bu falezin kenarından geçiyoruz ve sonra inmeye başlıyoruz, iniyoruz, iniyoruz.
Korece벼랑, 절벽 /pjʌ̹ɾa̠ŋ/
cliff, precipice
köken: In its modern form, first attested in the Dictionnaire coréen-français (韓佛字典 / 한불자전), 1880, as Early Modern Korean 벼랑. Ancestral Middle Korean form *벼ᄅᆞ〮 (*pyèló) is first attested in the Yongbi eocheon'ga (龍飛御天歌 / 용비어천가), 1447, as Middle Korean 쇠〮ᄫᅧᄅᆞ〮 (Yale: SwóyWyèló), a toponym. Alternatively, also attested in the Akhak gwebeom (樂學軌範 / 악학궤범), 1493, as Middle Korean 볋 (Yale: pyelh). These two…
우리가 물에 들어가면 절벽을 조금 걷다가 계속 그냥 떨어지고 떨어지고 떨어지기만 하죠.Yani, suya giriyoruz ve bu falezin kenarından geçiyoruz ve sonra inmeye başlıyoruz, iniyoruz, iniyoruz.
İsveççeklippa
bedrock · a rock (something strong, stable, and dependable – usually a person)
çekim: çoğul klippor · tamlayan klippas
köken: From Middle Low German klippe, related to klif (“cliff, rock”), from Old Saxon *klif, from Proto-West Germanic *klib, from Proto-Germanic *klibą.
Segla mot klipporna där borta
en brant klippa
Han är en klippa som alltid hjälper till när det är problem
Отже, ми падаємо у воду, огинаємо край цієї скелі, і починаємо падати, падати, падати донизу.Yani, suya giriyoruz ve bu falezin kenarından geçiyoruz ve sonra inmeye başlıyoruz, iniyoruz, iniyoruz.
Hintçeचट्टान (dişil) /t͡ʃəʈ.ʈɑːn/
rock, crag, cliff; rock formation · reef
çekim: çoğul चट्टानें
aile: मूंगा चट्टान
Fincejyrkänne, kalliojyrkänne /ˈjyrkænːeˣ/
a bluff; a bank, cliff, precipice, rampart (any steep earth or rock formation)
çekim: çoğul jyrkänteet · tamlayan jyrkänteen
köken: jyrkkä (“steep”) + -nne
aile: kalliojyrkänne, äkkijyrkänne
Räjähdyksen jälkeen kaikki luulivat hänen kuolleen.Falezden uçunca herkes kendisini öldü zannetmiştir.
Çekçeútes (eril) /ˈuːtɛs/
cliff · reef
çekim: çoğul útesy · tamlayan útesu
eş: rif
köken: Compare Russian утёс (utjós).
Když je mrtvý muž nalezen, všichni se domnívají, že zemřel přirozenou smrtí.Falezden uçunca herkes kendisini öldü zannetmiştir.
Velký bariérový útes
Rumencefaleză, pantă, stâncă (dişil)
cliff
çekim: çoğul faleze · tamlayan faleze
köken: Borrowed from French falaise.
Deci, ne băgăm în apă, şi coborâm la marginea acestei stânci, apoi începem să coborâm, coborâm, coborâm.Yani, suya giriyoruz ve bu falezin kenarından geçiyoruz ve sonra inmeye başlıyoruz, iniyoruz, iniyoruz.
Macarcaszirt /ˈsirt/
cliff, crag (a steep rock without vegetation) · reef (rocky shoal)
çekim: çoğul szirtek
köken: Borrowed from a Turkic language, ultimately from Proto-Turkic *sïrt (“mountain ridge”).
aile: nyakszirt
İbraniceצוק (eril) /t͡suk/
cliff: a (near) vertical rock face
çekim: çoğul צוּקִים
אז אנחנו יורדים לעומק, ואנחנו פשוט מתקדמים מעבר לקצה הצוק, ואז אנחנו מתחילים פשוט להעמיק, להעמיק, להעמיק.Yani, suya giriyoruz ve bu falezin kenarından geçiyoruz ve sonra inmeye başlıyoruz, iniyoruz, iniyoruz.
Latincerūpēs
Dancaklint
a bluff; a cliff; a very steep incline at a coast
çekim: çoğul klinter · tamlayan klints
köken: From Middle Low German klint, from Old Saxon *klint, from Proto-West Germanic *klint. Doublet of klit.
Norveççeklippe
Endonezcetebing /təˈbiŋ/
steep bank, escarpment. · slope.
köken: Inherited from Malay tebing.
aile: menebing, tebing karst, tebing sungai
Seakan-akan begitulah ia yang telah tewas menyapanya.Bu falezlere ise ölü falez denilmektedir.
Vietnamcavách đá /vajk̟̚˧˦ ʔɗaː˧˦/
a rock face: cliff; escarpment; bluff
köken: vách (“wall”) + đá (“rock”).
Nên, chúng tôi vào trong nước, chúng tôi đi qua rìa vách đá và sau đó, chúng tôi bắt đầu rơi xuống.Yani, suya giriyoruz ve bu falezin kenarından geçiyoruz ve sonra inmeye başlıyoruz, iniyoruz, iniyoruz.
Litvancaklifas

Etimoloji

Fransızca falaise (fr)

Örnek Cümleler

Isar falez hattı).
Isar cliff line).
Eski ev bir falez üzerinde bulunuyor.
The old house stands on a cliff.
Bu falezlere ise ölü falez denilmektedir.
Dying sinners call out for him alone.
falez ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod