Ana içeriğe geç
Sözlük
/
can sıkıntısı

can sıkıntısı

TR → EN
"can sıkıntısı" kelimesinin İngilizcesi: boredom. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelboredom

Tanım

•(mecaz) yapılacak bir iş olmaması ve hiçbir şeyle oyalanma imkânı bulunmaması sebebiyle duyulan tedirginlik, bunalım
•Yapılacak bir iş olmaması ve hiçbir şeyle oyalanma imkânı bulunmaması sebebiyle duyulan tedirginlik; bunalım

Diğer Dillerde

Almancalangeweile /ˈlaŋəˌvaɪ̯lə/
boredom, ennui, tedium
eş: Zeitlang
köken: From lang (“long”, adjective) + -e- + Weile (“while”, noun).
"Es hat mich gerettet aus Langeweile", antwortete er gähnend. — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
Langeweile kommt auf.
Fransızcaennui (eril) /ɑ̃.nɥi/
boredom; lassitude · trouble, issue, annoyance
çekim: çoğul ennuis
eş: ennuyance
köken: Inherited from Old French enui, probably from the verb enuier.
"Il m'a sauvé de l'ennui," répondit-il, en bâillant. — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
Notre ennui, nos mœurs fades sont le résultat du système politique.
İspanyolcaaburrimiento, embole, hastío, muermo, tedio (eril) /aburiˈmjento/
boredom
çekim: çoğul aburrimientos
eş: hastío, tedio, fastidio
köken: From aburrir + -miento.
"Me salvó de aburrimiento", respondió, bostezando. — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
İtalyancanoia (dişil) /ˈnɔ.ja/
boredom, tediousness · bore, yawn, drag · nuisance, bother, trouble, hassle
çekim: çoğul noie
eş: insoddisfazione, malinconia, malumore, monotonia, scontentezza, tedio
köken: Probably from Old Occitan enoja, from enojar, ultimately from Latin inodiō. See more at annoiare. Cognate with French ennui, Spanish enojo, Portuguese nojo and Galician noxo.
"E mi ha salvato dalla noia," rispose, sbadigliando. — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
Le dà noia?
Ma tu perché ritorni a tanta noia? / perché non sali il dilettoso monte / ch’è principio e cagion di tutta gioia?
Rusçaску́ка
В этой дыре можно сдохнуть со скуки. — Bu delikte can sıkıntısından ölünür.
Arapçaضَجَر, مَلَل
"لقد أنقذني من الملل ،" ، فأجاب : التثاؤب. — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
Farsçaکسالت, ملالت
Özbekçezerikish
Felemenkçeverveling (dişil) /vərˈveː.lɪŋ/
boredom
çekim: çoğul vervelingen
köken: From vervelen + -ing.
"Het heeft mij gered uit verveling," antwoordde hij, gapen. — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
bother, annoyance · tedium, boredom, ennui
çekim: çoğul aborrecimentos
eş: aborrimento, amolação, enfado, fastio, tédio
köken: From aborrecer + -mento.
"Ele salvou-me de tédio", respondeu ele, bocejando. — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
Yunancaανία, βαρεμάρα, πλήξη (dişil) /aˈni.a/
boredom, tedium, ennui
çekim: çoğul ανίες · tamlayan ανίας
eş: βαρεμάρα, μονοτονία, πλήξη
köken: Learnedly, from Ancient Greek ἀνία (anía) & Semantic loan from French ennui.
"Μου έσωσε από ανία," απάντησε, χασμουρητό. — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
[...] κι ο Μάνος, για να διασκεδάσει την ανία του άρχισε να περιεργάζεται τους δέκα ανθρώπους του σαλονιού.
Japonca退屈 /ta̠ikɯ̟t͡sɨ/
tedious · boring; dull
çekim: geçmiş 退屈した
"ああ!私はすでにそれがわたしの上に迫って感じる。 — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
彼の話はいつも長くて退屈だ。
Korece갑갑증, 지루함
"그것은 권태에서 날 구해"고 하품 대답. — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
İsveççetristess, uttråkning
boredom · dismalness
çekim: çoğul tristesser · tamlayan tristessens
köken: Borrowed from French tristesse. Doublet of trist.
"Det räddade mig från tristess", sade han och gäspade. — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
Lehçenudność, nudota, znudzenie, znużenie (dişil) /ˈnud.nɔɕt͡ɕ/
boringness · boredom
çekim: çoğul nudności · tamlayan nudności
köken: Etymology tree Polish nuda Proto-Indo-European *-nós Proto-Balto-Slavic *-inas Proto-Slavic *-ьnъ Old Polish -ny Polish -ny Polish nudny Proto-Indo-European *-Hostis Proto-Balto-Slavic *-astis Proto-Slavic *-ostь Old Polish -ość Polish -ość Polish nudność From nudny + -ość. First attested in 1617.
aile: nudności
"To uratowało mnie od nudy", odpowiedział, ziewanie. — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
Ukraynacaнуда́, нудо́та, нудьга́
"Він врятував мене від нудьги", він відповів, позіхаючи. — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
Hintçeऊब, बोरियत (dişil) /uːb/
boredom, apathy; dispiritedness
çekim: çoğul ऊबें
köken: From ऊबना (ūbnā, “to be bored”).
Finceikävystyminen, tylsyys /ˈikæʋystyminen/
verbal noun of ikävystyä · becoming bored
çekim: çoğul ikävystymiset · tamlayan ikävystymisen
köken: ikävystyä + -minen
"Se pelasti minut ikävä", hän vastasi, haukottelu. — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
Çekçenuda (dişil) /ˈnuda/
boredom
çekim: çoğul nudy · tamlayan nudy
köken: From another Slavic language.
"To mě zachránil před nudou," odpověděl, zívání. — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
Rumenceplictiseală (dişil) /pliktiˈsealə/
boredom
çekim: çoğul plictiseli · tamlayan plictiseli
köken: From plictisi + -eală.
"Mi-a salvat de la plictiseala," el a răspuns:, căscat. — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
Macarcaunalom /ˈunɒlom/
boredom
çekim: çoğul unalmak
köken: From un (“to be bored of”) + -alom (noun-forming suffix).
aile: unalmas
"Ez megmentett unalom", felelte, ásítás. — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
İbraniceשִׁעְמוּם
"זה הציל אותי מתרדמת", הוא ענה, מפהק. — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
Latincetaedium /ˈtae̯.di.ũː/
weariness, tedium, boredom, ennui · disgust, aversion, repugnance, loathing · sadness, grief
çekim: çoğul taedia · tamlayan taediī
köken: From taedeō (“to be disgusted”).
aile: taediōsus
Dancakedsomhed /ˈkeðsʌmˌheðˀ/
boredom
çekim: tamlayan kedsomheds
köken: From kedsom + -hed.
"Det reddede mig fra Kjedsomhed," svarede han, gaben. — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
Norveççekjedsomhet
Vietnamcanỗi buồn chán, nỗi buồn tẻ
"Nó lưu lại cho tôi từ sự buồn bực," ông trả lời, ngáp. — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
Bulgarcaдоса́да
"Тя ме спаси от скуката,", той отговори, прозяване. — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
Slovencedolgčas
"To me je rešil pred Časa," je odgovoril, zehanje. — "Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.

Örnek Cümleler

Can sıkıntısı onun en kötü düşmanı.
Boredom is his worst enemy.
Can sıkıntısı çok büyük bir sorundur.
Boredom is a huge problem.
Can sıkıntısı en lüks şeylerden biridir.
Boredom is one of the most luxurious things.
"Bu can sıkıntısı beni kurtardı" diye esneme yanıtladı.
"It saved me from ennui," he answered, yawning.
Otistik çocuklar can sıkıntısının ne olduğunu bilmezler.
Autistic children don't know what boredom is.
Bu sığ sohbetler, can sıkıntısını biraz olsun hafifletiyordu.
And, we thought our silent drill would be a little something to arouse their interest a bit more.
Üzgünüm, can sıkıntısı krizine girdiğimde buna ihtiyacım olacak.
Sorry, I need it in case I get an attack of the blues.
Öyleyse yaşam, can sıkıntısı ile acının arasında sallanarak gidip gelendir.
To settle the dispute, a fight to the death is ordered between Uhtred and Steapa.
Çünkü onlar yalnız kaldıklarında dayanılmaz bir can sıkıntısına kapılırlar.
When they persist, he harshly dismisses them.
can sıkıntısı ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod