Ana içeriğe geç
Sözlük
/
billur

billur

/bilˈluɾ/
adj
TR → EN
"billur" kelimesinin İngilizcesi: crystal, crystal, crystal, crystal, crystal. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Bilimcrystalnoun
Genelcrystal
Genelcrystal
Genelcrystal
Genelcrystal
Bilimcut glassnoun

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)billuru
Yönelme (-e)billura
Bulunma (-de)billurda
Çıkma (-den)billurdan
Tamlayan (-in)billurun
Çoğul (-ler)billurlar

Tanım

•isim: Bazı cisimlerin bazı fiziksel etkiler altında aldıkları veya doğal olarak bulundukları geometrik biçim
•Bir maddenin atom veya moleküllerinin art arda tekrarlanmasından ve belirli bir kurala göre sıralanmasından meydana gelen, simetrik olarak birleşmiş düz satıhlar biçimindeki katı madde; kristal
•sıfat: Bu maddeden yapılmış
•sıfat: Duru, temiz ve akıcı olan
•Çok berrak ve pürüzsüz, parıltılı, ışıklı olan
•koç yumurtası

Diğer Dillerde

AlmancaKristall, Kristallglas (eril) /kʁɪsˈtal/
crystal in the sense of mineral and its molecular structure ("array of atoms"), not in the sense of glass / glassware ("das Kristall")
çekim: çoğul Kristalle · tamlayan Kristalles
köken: From Middle High German kristal, kristalle, from Old High German cristalla, from Latin crystallum, from Ancient Greek κρύσταλλος (krústallos, “ice”). Cognate with Vilamovian kryśtaoł.
Korallen und Kristall achtet man gegen sie nicht. Die Weisheit ist höher zu wägen denn Perlen. — Yanında mercanla billurun sözü edilmez, Bilgeliğin değeri mücevherden üstündür.
Fransızcacristal, Cristal (eril) /kʁis.tal/
crystal
çekim: çoğul cristaux
aile: boule de cristal, cristal de roche, cristal liquide
Les meilleures d'entre elles sont délicatement teintées à la main. — En karmaşık konu bile billurlaşmıştır ellerinde.
İspanyolcacristal, cristalino (eril) /kɾisˈtal/
crystal · glass, glassware · window pane
çekim: çoğul cristales
eş: vidrio, metanfetamina cristal, metanfetamina de cristal
köken: Inherited from Old Spanish cristal, from Latin crystallum, from Ancient Greek κρύσταλλος (krústallos, “ice”).
aile: acristalar, armónica de cristal, bola de cristal, cristal de roca, cristal líquido, cristalería, cristalero, culebra de cristal, encristalar, generación de cristal
El coral y el cristal de roca, ni mencionarlos; pues el valor de la sabiduría es mayor que el de las perlas — Yanında mercanla billurun sözü edilmez, Bilgeliğin değeri mücevherden üstündür.
İtalyancacristallo (eril) /krisˈtal.lo/
crystal · pane (of glass)
çekim: çoğul cristalli
eş: vetro, lastra, lente
köken: Borrowed from Latin crystallum, from Ancient Greek κρύσταλλος (krústallos).
Il suo nome può essere tradotto come Ossa di serpente. — İsmini yılan derisini benzeyen billur yapısından alır.
Rusçaкристалл, хрусталь (eril) /krʲɪˈstaɫ/
crystal (a solid composed of an array of atoms with a periodic structure) · chip, silicon wafer (integrated circuit)
çekim: çoğul криста́ллы · tamlayan криста́лла
eş: чип, камень
köken: Borrowed from German Kristall or French cristal, from Latin crystallum, from Ancient Greek κρύσταλλος (krústallos). Doublet of хруста́ль (xrustálʹ), which entered the Russian language via Byzantine Greek.
А о кораллах и жемчуге и упоминать нечего, и приобретение премудрости выше рубинов. — Yanında mercanla billurun sözü edilmez, Bilgeliğin değeri mücevherden üstündür.
Arapçaبِلَّوْر, بِلَّوْرِيّ, قَرِيت, قَرِيس
وهو خاقان أسطوري في الروايات التركية. — Billur Köşk Masalları, Türk masal derlemesidir.
Azericebüllur, kristall /byˈɫːur/
cut glass, crystal
çekim: çoğul büllurlar · tamlayan büllurun
köken: Borrowed from Classical Persian بلور.
Kazakçaкристалл, сутас, хрусталь
crystal
köken: Borrowed from Russian криста́лл (kristáll), from Latin crystallum (“crystal, ice”).
Özbekçebillur, xrustal
Felemenkçekristal, kristallen (nötr) /krɪˈstɑl/
crystal (array of atoms)
çekim: çoğul kristallen
köken: From Middle Dutch cristal, kerstal, from Old French cristal, from Latin crystallum, from Ancient Greek κρύσταλλος (krústallos).
aile: bergkristal, eenkristal, kristalglas, kristallen, kristallijn, kristalliseren, kristalrooster, kristalstructuur, kristalsuiker, monokristal
Er zijn levende koralen, overal vissen, kristalhelder water, en je denkt: "Wat is hier gebeurd?" — Canlı mercanları ve her yerde balıkları var, su billur gibi, ve diyorsunuz ki "Bu nasıl oldu?"
mineral crystal, crystal glass, ice
çekim: çoğul κρύσταλλα · tamlayan κρυστάλλου
köken: From Byzantine Greek κρύσταλλον (krústallon), from Ancient Greek κρύσταλλος (krústallos) with change of gender.
Δεν θελει μνημονευθη κοραλλιον, η μαργαριται διοτι η τιμη της σοφιας ειναι υπερτερα των πολυτιμων λιθων. — Yanında mercanla billurun sözü edilmez, Bilgeliğin değeri mücevherden üstündür.
Japoncaクリスタル, クリスタル・ガラス, 水晶, 結晶
crystal · a crystal
köken: From the English crystal.
前秦の重合侯苻謨(壮烈天王苻堅の従弟)の長女。 — Billur (Nur Fettahoğlu) (Çi), Can Manay'ın eski sevgilisi.
Korece결정, 납유리, 수정, 크리스탈 /kjʌ̹ʎt͡ɕ͈ʌ̹ŋ/
decision
köken: Sino-Korean word from 決定, from 決 (“deciding”) + 定 (“specifying”)
aile: 결정되다, 결정하다
산호나 수정으로도 말할 수 없나니 지혜의 값은 홍보석보다 귀하구나 — Yanında mercanla billurun sözü edilmez, Bilgeliğin değeri mücevherden üstündür.
Lehçekryształ (eril) /ˈkrɘʂ.taw/
crystal (mineral)
çekim: çoğul kryształy · tamlayan kryształu
eş: ciało krystaliczne, szkło ołowiowe, cukier kryształ, ideał
köken: Learned borrowing from Latin crystallum, from Ancient Greek κρύσταλλος (krústallos).
Wyprawa po słońce - bajka indiańska. — Billur Köşk Masalları, Türk masal derlemesidir.
Ukraynacaкриста́л, кришта́ль
Часто розглядають повернуту на 135° криву. — Fenasetin 135 °C'de eriyen billurlar teşkil eder.
Hintçeअमल, आबगीना, क्रिस्टल, बिल्लौर, स्फटिक /ə.məl/
stainless, clean, pure · faultless, sinless
çekim: çoğul अमलों
köken: Borrowed from Sanskrit अमल (amala). By surface analysis, अ- (a-) + मल (mal).
अमल होना
अमल में आना
Fincekide, kristalli /ˈkideˣ/
crystal (a grain or piece of a crystalline substance, an array of atoms)
çekim: çoğul kiteet · tamlayan kiteen
köken: From Proto-Finnic *kidek. Originally referring to a snowflake or crystal of ice; related to dialectal kiteä, Estonian kidu (“light snow that wind blows around”), Karelian kitie (“cold (sub-zero) weather”), Veps kidegi (“very cold weather”). The modern meaning "crystal" was coined by Finnish clergyman and philologist Gustaf Renvall.
aile: kiteetön, kiteinen, kiteymä, kiteyttää, kiteytyä, erilliskide, jääkide, kaksoiskide, kaksoskide, karkeakiteinen
Koralleja ja kristalleja ei sen rinnalla mainita, ja viisauden omistaminen on helmiä kalliimpi. — Yanında mercanla billurun sözü edilmez, Bilgeliğin değeri mücevherden üstündür.
Çekçekřišťál, krystal (eril) /ˈkr̝̊ɪʃcaːl/
rock crystal · lead crystal, lead glass
çekim: çoğul křišťály · tamlayan křišťálu
aile: křišťálový
Korálů pak a perel se nepřipomíná; nebo nabytí moudrosti dražší jest nad klénoty. — Yanında mercanla billurun sözü edilmez, Bilgeliğin değeri mücevherden üstündür.
Rumencecleștar (nötr) /kleʃˈtar/
crystal (fine glass)
çekim: tamlayan cleștarului
köken: Borrowed from Hungarian kristály. Doublet of cristal.
Mărgeanul şi cristalul nu sînt nimic pe lîngă ea: înţelepciunea preţuieşte mai mult decît mărgăritarele. — Yanında mercanla billurun sözü edilmez, Bilgeliğin değeri mücevherden üstündür.
Macarcajegec, kristály /ˈjɛɡɛt͡s/
crystal
çekim: çoğul jegecek
köken: First attested in 1842. From jég (“ice”) + -e- + -c (noun-forming suffix). Created during the Hungarian language reform, which took place in the 18th–19th centuries.
aile: jegeces → jegecesedik → kijegecesedik
Korall és kristály említni sem való; a bölcseség ára drágább a gyöngyöknél. — Yanında mercanla billurun sözü edilmez, Bilgeliğin değeri mücevherden üstündür.
İbraniceבְּדוֹלַח, גָּבִישׁ
ראמות וגביש לא יזכר ומשך חכמה מפנינים׃ — Yanında mercanla billurun sözü edilmez, Bilgeliğin değeri mücevherden üstündür.
Latincecristallus, crystallum /krysˈtal.lũː/
a crystal · a thing made from crystal · a gem or stone resembling crystal
çekim: çoğul crystalla · tamlayan crystallī
köken: From Ancient Greek κρύσταλλος (krústallos, “ice”), from κρύος (krúos, “icy cold, chill, frost”). The reasoning behind the change from masculine to neuter is unknown.
Norveççekrystall-
Koraller og krystall kan ikke engang nevnes, og det å eie visdom er bedre enn perler. — Yanında mercanla billurun sözü edilmez, Bilgeliğin değeri mücevherden üstündür.
Vietnamcapha lê, tinh thể /faː˧˧ le˧˧/
lead glass; crystal
köken: Sino-Vietnamese word from 玻瓈 (MC pha lej), variant form of 玻璃 (MC pha lje).
Còn san hô và thủy tinh, thì chẳng cần nói đến; Giá trị sự khôn ngoan thật cao hơn châu báu. — Yanında mercanla billurun sözü edilmez, Bilgeliğin değeri mücevherden üstündür.
Slovakçakrištáľ, kryštál
Ekonómovia nevedia písať na stroji. — Tokoferoller billuri şekilde elde edilemez.
Litvancakristalas, krištolas
genitive singular of kristāls
Taycaดาลัด, ผลึก, เพชรน้ำค้าง /pʰa˨˩.lɯk̚˨˩/
crystal.
köken: Borrowed from Pali phalika, phalikā (“crystal; quartz”); compare Sanskrit स्फटिक (sphaṭika, “crystal; quartz”). Cognate with Lao ຜະລຶກ (pha lưk), ຜະລິກະ (pha li ka), Khmer ផលិក (phɑɑphɑlək), Chinese 玻璃 (bōli, “glass”).
aile: ตกผลึก

Etimoloji

Etymology tree Pali veḷuriyabor. Middle Persian bylwl (/⁠*bēlūr⁠/) Classical Persian بِلّور (billōr)bor. Arabic بِلَّوْر (billawr)bor. Ottoman Turkish بللور (billur) Turkish billur Inherited from Ottoman Turkish بللور (billur), borrowed from Arabic بِلَّوْر (billawr), borrowed from Classical Persian بِلّور (billōr), from Middle Persian bylwl (/⁠*bēlūr⁠/), borrowed from Pali veḷuriya.

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Süleyman, bu dedi, billur döşenmiş düz bir saha.
(Solomon) told her: "This is paved with tiles of glass."
Yanlarında gümüş kablar, billur kupalar dolaştırılır.
Passed round will be silver flagons and goblets made of glass,
Yanlarında gümüşten kaplar, billur kupalar dolaştırılır.
Passed round will be silver flagons and goblets made of glass,
Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır.
Passed round will be silver flagons and goblets made of glass,
Billur (Nur Fettahoğlu) (Çi), Can Manay'ın eski sevgilisi.
Ye Si Ren's (葉思仁) ex-wife.
Çevrelerinde gümüşten billur kablar, kupalar dolaştırılır.
Passed round will be silver flagons and goblets made of glass,
Yanlarında gümüşten kaplar ve billur kupalar dolaştırılır.
Passed round will be silver flagons and goblets made of glass,
Süleyman "Bu billurdan yapılmış, şeffaf bir zemindir" dedi.
And when she saw it, she thought it was a deep pond, and she bared her legs.
Süleyman: Bu, billurdan yapılmış, şeffaf bir zemindir, dedi.
And when she saw it, she thought it was a deep pond, and she bared her legs.
Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar.
And crystal clear bottles of silver, of which they will determine the measure themselves.
Billur döşemeyi görünce derin bir su sandı ve bacaklarını sıvadı.
When she saw it, she took it for a sheet of water, and (pulling up her skirts) uncovered her legs.
Gümüşten billur kaplar ki, onları belli bir ölçüyle tespit etmişlerdir.
And crystal clear bottles of silver, of which they will determine the measure themselves.
billur ile daha fazla örnek cümle →
Birleşik Kelimeler
billur cisim
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod