Ana içeriğe geç
Sözlük

billur ile cümle

billur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Billur (Nur Fettahoğlu) (Çi), Can Manay'ın eski sevgilisi.Ye Si Ren's (葉思仁) ex-wife.
Yanında mercanla billurun sözü edilmez, Bilgeliğin değeri mücevherden üstündür.No mention shall be made of coral or of crystal. Yes, the price of wisdom is above rubies.
Yanlarında gümüş kablar, billur kupalar dolaştırılır.Passed round will be silver flagons and goblets made of glass,
Çevrelerinde gümüşten billur kablar, kupalar dolaştırılır.Passed round will be silver flagons and goblets made of glass,
Gümüşten billur kaplar ki, onları belli bir ölçüyle tespit etmişlerdir.And crystal clear bottles of silver, of which they will determine the measure themselves.
Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır.Passed round will be silver flagons and goblets made of glass,
Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar.And crystal clear bottles of silver, of which they will determine the measure themselves.
Billur döşemeyi görünce derin bir su sandı ve bacaklarını sıvadı.When she saw it, she took it for a sheet of water, and (pulling up her skirts) uncovered her legs.
Süleyman, bu dedi, billur döşenmiş düz bir saha.(Solomon) told her: "This is paved with tiles of glass."
Çevrelerinde, gümüşten ve billurdan kaplar dolaştırılır. Kupalardır onlar.Passed round will be silver flagons and goblets made of glass,
Yanlarında gümüşten kaplar ve billur kupalar dolaştırılır.Passed round will be silver flagons and goblets made of glass,
Yanlarında gümüşten kaplar, billur kupalar dolaştırılır.Passed round will be silver flagons and goblets made of glass,
Süleyman: Bu, billurdan yapılmış, şeffaf bir zemindir, dedi. Melike de di ki: Rabbim!He said, 'It is a pavilion smoothed of crystal.
Süleyman "Bu billurdan yapılmış, şeffaf bir zemindir" dedi. Melike dedi ki: "Rabbim!He said: verily it is a palace evenly floored with glass.
Süleyman: Bu, billurdan yapılmış, şeffaf bir zemindir, dedi.And when she saw it, she thought it was a deep pond, and she bared her legs.
Süleyman "Bu billurdan yapılmış, şeffaf bir zemindir" dedi.And when she saw it, she thought it was a deep pond, and she bared her legs.
En karmaşık konu bile billurlaşmıştır ellerinde.Les meilleures d'entre elles sont délicatement teintées à la main.
İsmini yılan derisini benzeyen billur yapısından alır.Il suo nome può essere tradotto come Ossa di serpente.
Billur Köşk Masalları, Türk masal derlemesidir.وهو خاقان أسطوري في الروايات التركية.
Fenasetin 135 °C'de eriyen billurlar teşkil eder.Obracają pomnik o 135 stopni.. .
Billur Köşk Masalları, Türk masal derlemesidir.Wyprawa po słońce - bajka indiańska.
Fenasetin 135 °C'de eriyen billurlar teşkil eder.Часто розглядають повернуту на 135° криву.
Bunun üzerine Santiago para kazanmak için bir billuriyeci dükkanında çalışmaya başlar.Nakonec se domluvili, že Santiago bude u sklenáře pracovat za podíl ze zisku.
Billur (Nur Fettahoğlu) (Çi), Can Manay'ın eski sevgilisi.Ujung Tinumpak dilahirkan oleh isteri I (pertama) boru Pasaribu.
Billur (Nur Fettahoğlu) (Çi), Can Manay'ın eski sevgilisi.前秦の重合侯苻謨(壮烈天王苻堅の従弟)の長女。
Billur (Nur Fettahoğlu) (Çi), Can Manay'ın eski sevgilisi.Смятан е за покровител на древния град Ветулония.
Tokoferoller billuri şekilde elde edilemez.Ekonómovia nevedia písať na stroji.
Billur dağlar cennete yükseliyor, etekleri de hoş ormanlara, tropik bir cennete uzanıyor.Vidíme krystalické hory sahající až k nebesům, svažující se k překrásným pasekám, tropický ráj.
Billur dağlar cennete yükseliyor, etekleri de hoş ormanlara, tropik bir cennete uzanıyor.Widzimy kryształ w górach, sięgający nieba i tych licznych polan, i tropikalny raj.
Canlı mercanları ve her yerde balıkları var, su billur gibi, ve diyorsunuz ki "Bu nasıl oldu?"Are corali vii, peşti peste tot, apă clară precum cristalul, şi te întrebi: "Cum s-a întâmplat asta?"
Canlı mercanları ve her yerde balıkları var, su billur gibi, ve diyorsunuz ki "Bu nasıl oldu?"Élő korallok, halak mindenütt, kristálytiszta víz, és elgondolkodtató, "Hogy is történt ez?"
Canlı mercanları ve her yerde balıkları var, su billur gibi, ve diyorsunuz ki "Bu nasıl oldu?"Er zijn levende koralen, overal vissen, kristalhelder water, en je denkt: "Wat is hier gebeurd?"
Canlı mercanları ve her yerde balıkları var, su billur gibi, ve diyorsunuz ki "Bu nasıl oldu?"Kaikkialla eläviä koralleja, kaloja, kristallinkirkas vesi. "Miten se tapahtui?"
Canlı mercanları ve her yerde balıkları var, su billur gibi, ve diyorsunuz ki "Bu nasıl oldu?"산호초와 어류로 넘치고 있었어요 물도 투명했죠, 대체 어떤 일이 있었던 걸까요?
Canlı mercanları ve her yerde balıkları var, su billur gibi, ve diyorsunuz ki "Bu nasıl oldu?"Má žijúce koraly, ryby všade naokolo, krištáľovo čistú vodu. Pýtate sa: "Ako sa to stalo?"
Canlı mercanları ve her yerde balıkları var, su billur gibi, ve diyorsunuz ki "Bu nasıl oldu?"Sie hat lebende Korallen, Fische überall, kristallklares Wasser und du fragst: "Wie ist das denn passiert?"
Canlı mercanları ve her yerde balıkları var, su billur gibi, ve diyorsunuz ki "Bu nasıl oldu?"Tiene corales vivos, peces por doquier, agua cristalina, y uno dice, "¿Cómo sucedió esto?"
Canlı mercanları ve her yerde balıkları var, su billur gibi, ve diyorsunuz ki "Bu nasıl oldu?"Với các loài san hô sống, cá khắp nơi nước thì trong. Và tôi tự hỏi "Điều gì đã xảy ra?"
Canlı mercanları ve her yerde balıkları var, su billur gibi, ve diyorsunuz ki "Bu nasıl oldu?"Žijí tam koráli, všude plno ryb, voda je křišťálově čistá a člověk se diví: „"Jak se tohle stalo?“"
Canlı mercanları ve her yerde balıkları var, su billur gibi, ve diyorsunuz ki "Bu nasıl oldu?"Żyły w niej koralowce, pełno ryb, woda przejrzysta jak kryształ. Zastanawiałem się: "Jak to się stało?"
Canlı mercanları ve her yerde balıkları var, su billur gibi, ve diyorsunuz ki "Bu nasıl oldu?"Прекрасен е. Има живи корали, риба навсякъде, кристално чиста вода, и се чудиш: "Как се е случило това?"
Canlı mercanları ve her yerde balıkları var, su billur gibi, ve diyorsunuz ki "Bu nasıl oldu?"Там живые кораллы, полно рыбы, кристально-чистая вода. Я изумился: "Что за чудо?"
Canlı mercanları ve her yerde balıkları var, su billur gibi, ve diyorsunuz ki "Bu nasıl oldu?"פתאום יש בו אלמוגים, דגים בכל פינה, מים צלולים, ואתה שואל "איך זה קרה?"
Canlı mercanları ve her yerde balıkları var, su billur gibi, ve diyorsunuz ki "Bu nasıl oldu?"فيه شعب مرجانية حية، أسماك في كل مكان، مياه نقية وصافية، وتتساءل "مالذي حدث؟"
Canlı mercanları ve her yerde balıkları var, su billur gibi, ve diyorsunuz ki "Bu nasıl oldu?"海水は澄み切っていて 何が起こったの?と思うでしょう これはどうしたのかというと
Kubbeye benzer, billur gibi parlak ve korkunç bir şey canlı yaratıkların başları üzerine yayılmıştı.Di atas kepala makhluk-makhluk itu terbentang sesuatu yang seperti kubah dari kristal yang kemilau
Kubbeye benzer, billur gibi parlak ve korkunç bir şey canlı yaratıkların başları üzerine yayılmıştı.그 생물의 머리 위에는 수정 같은 궁창의 형상이 펴 있어 보기에 심히 두려우며
Kubbeye benzer, billur gibi parlak ve korkunç bir şey canlı yaratıkların başları üzerine yayılmıştı.Ở trên đầu vật sống , thấy một vòng khung , giống như thủy_tinh dễ_sợ , giãi ra trên đầu chúng_nó .
Kubbeye benzer, billur gibi parlak ve korkunç bir şey canlı yaratıkların başları üzerine yayılmıştı.Ở trên đầu vật sống, thấy một vòng khung, giống như thủy tinh dễ sợ, giãi ra trên đầu chúng nó.
Kubbeye benzer, billur gibi parlak ve korkunç bir şey canlı yaratıkların başları üzerine yayılmıştı.Над головами животных было подобие свода, как вид изумительного кристалла, простертого сверху над головами их.
Kubbeye benzer, billur gibi parlak ve korkunç bir şey canlı yaratıkların başları üzerine yayılmıştı.ודמות על ראשי החיה רקיע כעין הקרח הנורא נטוי על ראשיהם מלמעלה׃
Kubbeye benzer, billur gibi parlak ve korkunç bir şey canlı yaratıkların başları üzerine yayılmıştı.وعلى رؤوس الحيوانات شبه مقبب كمنظر البلور الهائل منتشرا على رؤوسها من فوق.
Kubbeye benzer, billur gibi parlak ve korkunç bir şey canlı yaratıkların başları üzerine yayılmıştı.活 物 的 頭 以 上 、 有 穹 蒼 的 形 像 、 看 著 像 可 畏 的 水 晶 、 鋪 張 在 活 物 的 頭 以 上
Kubbeye benzer, billur gibi parlak ve korkunç bir şey canlı yaratıkların başları üzerine yayılmıştı.活物 的 頭 以上 、 有 穹蒼 的 形像 、 看著 像 可畏 的 水晶 、 鋪張 在 活物 的 頭以上
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.A ukázal mi čistú rieku vody života, nádhernú jako kryštál, ktorá vychádza z trónu Boha a Baránka.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.De engel liet mij een rivier met het levenswater zien. Helder als kristal was het.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.E mostrou-me o rio da água da vida, claro como cristal, que procedia do trono de Deus e do Cordeiro.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.In pokazal mi je reko vode življenja, svetlo kakor kristal, izhajajočo iz prestola Božjega in Jagnjetovega.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.I ukázal mi potok čistý vody živé, světlý jako křišťál, tekoucí z trůnu Božího a Beránkova.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.I ukazał mi rzekę czystą wody żywota, jasną jako kryształ, wychodzącą z stolicy Bożej i Barankowej.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod