Ana içeriğe geç
Sözlük
/
baltalama

baltalama

"baltalama" kelimesinin İngilizcesi: sabotage. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelsabotage

Tanım

isim: Baltalamak işi
mecaz: Bilinçli ve kasıtlı olarak bir işi veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma; sabotaj, sabote

Diğer Dillerde

AlmancaSabotage, sabotieren (dişil) /zaboˈtaːʒə/
sabotage
çekim: çoğul Sabotagen · tamlayan Sabotagen
köken: Ca. 1900, unadapted borrowing from French sabotage. By surface analysis, sabotieren + -age.
Sie versuchen aber auch, alles andere im Spiel zu untergraben.Ama aynı zamanda oyundaki her şeyi de baltalamaya çalışıyorlar.
Fransızcasaboter /sa.bɔ.te/
to sabotage
çekim: geçmiş saboté · ortaç saboté · şimdiki sabote · ulaç sabotant
köken: From sabot (“clog”) + -er, because mill workers would throw their wooden clogs into the machinery to make it halt or break down.
aile: sabotage, saboteur
Mais ils essaient aussi de tout saper dans le jeu.Ama aynı zamanda oyundaki her şeyi de baltalamaya çalışıyorlar.
İspanyolcasabotaje, sabotear (eril) /saboˈtaxe/
sabotage
çekim: çoğul sabotajes
eş: saboteo
köken: Borrowed from French sabotage.
Así que decide poner un precio por pastel más bajo que el de su padreBabasının işini baltalamayı da aklına koymuş, fiyatı 2,90 $ yapıyor.
İtalyancasabotaggio, sabotare (eril) /sa.boˈtad.d͡ʒo/
sabotage
çekim: çoğul sabotaggi
eş: danneggiamento, rappresaglia, danno, rovina, distruzione, gusto
köken: Borrowed from French sabotage.
Ma stanno anche cercando di sconvolgere tutto nel gioco.Ama aynı zamanda oyundaki her şeyi de baltalamaya çalışıyorlar.
Rusçaсаботаж (eril) /səbɐˈtaʂ/
dereliction (premeditated non-execution, very slow or careless execution, of one's duties) · sabotage (deliberate action of subversion, obstruction, disruption, destruction)
çekim: çoğul сабота́жи · tamlayan сабота́жа
köken: Borrowed from French sabotage.
Но также они пытаються расшатывать всё в игре.Ama aynı zamanda oyundaki her şeyi de baltalamaya çalışıyorlar.
لكنهم يحاولون أيضا تقليل أهمية كل شيء في اللعبة.Ama aynı zamanda oyundaki her şeyi de baltalamaya çalışıyorlar.
ruins, destruction · sabotage · subversion (act with intent to injure)
çekim: çoğul təxribatlar · tamlayan təxribatın
köken: From plural of Arabic تَخْرِيب (taḵrīb).
aile: təxribatçılıq, təxribatçı
Təxribatlara uymamaq lazımdır.
Felemenkçesaboteren /saːboːˈteːrə(n)/
to sabotage
çekim: geçmiş saboteerden · ortaç gesaboteerd · şimdiki saboteert · ulaç saboterend
köken: Borrowed from French saboter.
Maar ze proberen ook al het andere in het spel te ondermijnen.Ama aynı zamanda oyundaki her şeyi de baltalamaya çalışıyorlar.
Portekizcesabotagem, sabotar (dişil) /sa.boˈta.ʒẽj̃/
sabotage (deliberate action of subversion, obstruction, disruption or destruction)
çekim: çoğul sabotagens
köken: By surface analysis, sabotar (“to sabotage”) + -agem.
Mas também estão constantemente a tentar sabotar todo o jogo.Ama aynı zamanda oyundaki her şeyi de baltalamaya çalışıyorlar.
Yunancaδολιοφθορά (dişil) /ðoʎofoˈɾa/
sabotage (deliberate action aimed at weakening an enemy) · sabotage (acts with intent to obstruct the national defenses of a country)
çekim: çoğul δολιοφθορές · tamlayan δολιοφθοράς
eş: σαμποτάζ
köken: From δόλιος (dólios) + φθορά (fthorá).
aile: δολιοφθορέας
Αλλά προσπαθούν επίσης να υποσκάψουν τα πάντα στο παιχνίδι.Ama aynı zamanda oyundaki her şeyi de baltalamaya çalışıyorlar.
alternative form of サボタージュ (sabotāju, “sabotage”)
çekim: geçmiş サボタージした
köken: Borrowed from English sabotage.
そして彼らは嘘やあいまいで見当違いな情報をAma aynı zamanda oyundaki her şeyi de baltalamaya çalışıyorlar.
Korece방해공작, 사보타주 /sʰa̠bo̞tʰa̠d͡ʑu/
sabotage
eş: 태업(怠業)
köken: From French sabotage.
그 외에도 게임상 모든 것들의 기반을 흔들어 놓기도 하죠.Ama aynı zamanda oyundaki her şeyi de baltalamaya çalışıyorlar.
İsveççesabotera
to sabotage
çekim: geçmiş saboterade · ortaç saboterad · ulaç saboterande
köken: From German sabotieren.
Lehçedywersja, sabotaż, sabotować, szkodzenie (dişil) /dɘˈvɛr.sja/
diversion, subterfuge
çekim: çoğul dywersje · tamlayan dywersji
köken: Etymology tree Latin dīversiōlbor. Polish dywersja Learned borrowing from Latin dīversiō.
aile: dywersyjny
Podważają wszystko, czego dotyczy gra.Ama aynı zamanda oyundaki her şeyi de baltalamaya çalışıyorlar.
Він вирішує переграти свого батька, тому він стягує $ 2,90 за кекс.Babasının işini baltalamayı da aklına koymuş, fiyatı 2,90 $ yapıyor.
Fincesabotaasi, sabotoida /ˈsɑbotɑːsi/
sabotage
çekim: çoğul sabotaasit · tamlayan sabotaasin
köken: From French sabotage.
aile: sabotaasiteko, sabotaasitoiminta
Çekçesabotáž, sabotovat (dişil) /ˈsabotaːʃ/
sabotage
çekim: çoğul sabotáže · tamlayan sabotáže
köken: Borrowed from French sabotage.
aile: sabotážnický, sabotážní, sabotážník
Ale zároveň se snaží podkopat všechno ve hře.Ama aynı zamanda oyundaki her şeyi de baltalamaya çalışıyorlar.
to sabotage
çekim: geçmiş sabotat · ortaç sabotat · şimdiki sabotează
köken: Borrowed from French saboter.
Macarcaszabotázs /ˈsɒbotaːʒ/
sabotage
çekim: çoğul szabotázsok
köken: Borrowed from German Sabotage, from French sabotage. With -ázs ending.
Ugyanakkor megpróbál mindent aláásni a játékban.Ama aynı zamanda oyundaki her şeyi de baltalamaya çalışıyorlar.
İbraniceחַבָּלָה
אבל הם גם מנסים לחתור תחת כל דבר במשחק.Ama aynı zamanda oyundaki her şeyi de baltalamaya çalışıyorlar.
Latincesurruō
Dancasabotage (nötr)
sabotage
çekim: çoğul sabotager · tamlayan sabotages
köken: Unadapted borrowing from French sabotage.
Men de prøver også på at underminere alt i spillet.Ama aynı zamanda oyundaki her şeyi de baltalamaya çalışıyorlar.
Norveççesabotasje
Endonezcesabotase /saboˈtasə/
sabotage
çekim: çoğul sabotase-sabotase
köken: From Dutch sabotage, from French sabotage.
aile: menyabotase, penyabotase, tersabotase
Tapi mereka juga mencoba merusak segala sesuatu dalam permainan.Ama aynı zamanda oyundaki her şeyi de baltalamaya çalışıyorlar.
Vietnamcalãn công, phá hại, phá hoại, sự phá hoại /faː˧˦ hwaːj˧˨ʔ/
to vandalize; to sabotage
köken: Sino-Vietnamese word from 破壞 (“to destroy”).
Nhưng chúng cunxg cố gắng để hủy hoại mọi thứ trong trò chơiAma aynı zamanda oyundaki her şeyi de baltalamaya çalışıyorlar.

Örnek Cümleler

Ama aynı zamanda oyundaki her şeyi de baltalamaya çalışıyorlar.
But they're also trying to undermine everything in the game.
Almanya ise ABD'nin Meksika'daki ilgisini baltalamaya çalışıyordu.
Germany worked to undermine American interests in Mexico.
Babasının işini baltalamayı da aklına koymuş, fiyatı 2,90 $ yapıyor.
And he decides to undercut his father, so he charges $2.90 per cupcake.
Miloseviç dokuz ay içinde yeni bir para girişiyle mali değişimi baltalamayı bildi.
Milosevic undermined the monetary change within nine months with a new influx of money.
Bunu yapmayı reddeden Mihaylova ise, Kostov'u seçim kampanyasını baltalamakla suçluyor.
Refusing to do so, Mihaylova in turn accused Kostov of ruining her election campaign.
Pendarovski, "2001 yılında devleti baltalamaya çalışıyorlardı, bugünse onu sürdürüyorlar.
"In 2001, they were trying to undermine the state; today they are sustaining it.
baltalama ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod