Ana içeriğe geç
Sözlük
/
ayartı

ayartı

/a.jaɾˈtɯ/
noun
TR → EN
"ayartı" kelimesinin İngilizcesi: seduction. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelseductionnoun

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)ayartıyı
Yönelme (-e)ayartıya
Bulunma (-de)ayartıda
Çıkma (-den)ayartıdan
Tamlayan (-in)ayartının
Çoğul (-ler)ayartılar

Tanım

•Baştan çıkarma
•Kötü yola sürükleme, doğru yoldan saptırma

Diğer Dillerde

AlmancaVerführung (dişil)
seduction
çekim: çoğul Verführungen · tamlayan Verführungen
Andere habe ich zum Schummeln verleitet. — Bazılarını ise hile yapmaya ayartırdım.
Fransızcaséduction (dişil) /se.dyk.sjɔ̃/
seduction
çekim: çoğul séductions
köken: Borrowed from Latin seductiōnem.
Elle confie tout à Sergei. — Kadın Sergius'u kendisine ayartır.
İspanyolcaseducción (dişil) /seduɡˈθjon/
seduction
çekim: çoğul seducciones
eş: atracción, conquista, encanto, fascinación hechizo, engaño, incitación
köken: Borrowed from Latin seductiōnem.
Satán viene a tentarnos. — Şeytan bizi ayartıyor.
Rusçaобольще́ние, собла́зн, совраще́ние
Не пытайтесь крутить настройки. — Ayartılmamıza izin verme.
Felemenkçeverleiding (dişil) /vərˈlɛi̯.dɪŋ/
temptation
çekim: çoğul verleidingen
köken: From verleiden + -ing.
Laat je niet omkopen. — Ayartılmamıza izin verme.
Portekizcesedução (dişil) /se.duˈsɐ̃w̃/
seduction
çekim: çoğul seduções
eş: alcovitice
köken: Learned borrowing from Latin sēductiōnem.
Satã nos tenta. — Şeytan bizi ayartıyor.
seduction, seducing · deviation · aberration
çekim: çoğul αποπλανήσεις · tamlayan αποπλάνησης
eş: ξελόγιασμα
Άλλους τους δελέαζα να κλέψουν. — Bazılarını ise hile yapmaya ayartırdım.
Japonca誘惑 /jɯ̟ːβ̞a̠kɯ̟/
temptation, seduction, snare
çekim: geçmiş 誘惑した
今度も — Bazılarını ise hile yapmaya ayartırdım.
Korece유혹 /juβo̞k̚/
temptation, enticement, allurement
köken: Sino-Korean word from 誘惑
aile: 유혹하다, 유혹되다, 유혹적, 유혹자, 유혹물, 유혹선
마귀가 역사 하도록 — Şeytan bizi ayartıyor.
Lehçeuwodzenie (nötr) /u.vɔˈd͡zɛ.ɲɛ/
verbal noun of uwodzić
çekim: tamlayan uwodzenia
Jego stanowisko podzielał Sergiusz. — Kadın Sergius'u kendisine ayartır.
Hintçeप्रलोभन (eril) /pɾə.loː.bʱən/
temptation, allurement, inducement, enticement, seduction · bait, lure
çekim: çoğul प्रलोभनों
köken: Borrowed from Sanskrit प्रलोभन (pralobhana). By surface analysis, प्र- (pra-, “forth; intense”) + लोभन (lobhan, “greed; allurement”).
भ्रष्ट अधिकारियों को धन का प्रलोभन देकर काम करवाना आसान होता है।
Fincehoukuttelu, viettely /ˈhou̯kutːelu/
tempting, enticement, inducement
çekim: çoğul houkuttelut · tamlayan houkuttelun
köken: houkutella + -u
Toisille annoin mahdollisuuden huijata. — Bazılarını ise hile yapmaya ayartırdım.
Çekçesvádění (nötr) /ˈsvaːɟɛɲiː/
seduction
çekim: çoğul sváděním
Jiné lidi jsem sváděl k podvádění. — Bazılarını ise hile yapmaya ayartırdım.
Latinceinlectamentum (nötr)
alternative form of illectāmentum
çekim: çoğul inlectāmenta · tamlayan inlectāmentī
Dancaforføring
Rettes ikke ud i liggende stilling. — Ayartılmamıza izin verme.
Vietnamcasự dụ dỗ, sự quyến rũ
Với những người khác, tôi tạo cơ hội cho họ gian lận. — Bazılarını ise hile yapmaya ayartırdım.
Bulgarcaпрелъстяване, съблазняване (nötr) /prɛɫɐˈstʲa̟vɐnɛ/
verbal noun of прелъстя́вам (prelǎstjávam)
Други хора изкушавах да мамят. — Bazılarını ise hile yapmaya ayartırdım.
Slovakçazvádzanie
Iných som nabádal, aby podvádzali. — Bazılarını ise hile yapmaya ayartırdım.
Slovencezapeljevanje
Sleherni pa je izkušan, ko ga lastne želje vlečejo in vabijo; — Herkes kendi arzularıyla sürüklenip aldanarak ayartılır.
Katalancaseducció (dişil) /sə.ðuk.siˈo/
seduction
çekim: çoğul seduccions
köken: Borrowed from Latin seductiōnem.
Galiçyacasedución
Galcellithiad, llithio
Ermeniceգայթակղություն, գայթակղում /ɡɑjtʰɑkəʁuˈtʰjun/
seduction, temptation (act) · temptation (something attractive, tempting or seductive)
çekim: çoğul գայթակղություններ
köken: From Old Armenian գայթակղութիւն (gaytʻakłutʻiwn).
Malaycapenggodaan
seducing someone away from duty, accepted principles, or proper conduct - seduction
çekim: çoğul ప్రలోభము లు
köken: From Sanskrit प्रलोभ (pralobha, “allurement, seduction”) + -ము (-mu).

Etimoloji

By surface analysis, ayart- + -ı.

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Tom Mary'yi ayartıyor.
Tom is leading Mary astray.
Bu ayartıcı bir fikir.
It's a seductive idea.
Şeytan bizi ayartıyor.
Satan tempts us.
O çok ayartıcı görünüyor.
That sounds very tempting.
O, Tom tarafından ayartıldı.
She was seduced by Tom.
O bana ayartıcı şekilde baktı.
She looked at me seductively.
Eve erken gitmek için ayartıldım.
I was tempted to go home early.
Kadın Sergius'u kendisine ayartır.
She intrigues Sergius.
Bazılarını ise hile yapmaya ayartırdım.
Other people I would tempt to cheat.
Ayartılmaktan başka her şeye dayanabilirim.
I can resist everything but temptation.
Tom bana bunu yapmak için ayartıldığını söyledi.
Tom told me he's tempted to do that.
Hala TV den kız ayartıyor musun, beni ayarttığın gibi?
Still seducing girls from TV, like me?
ayartı ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod