Ana içeriğe geç
Sözlük
/
çalkantı

çalkantı

/t͡ʃaɫ.kanˈtɯ/
noun
TR → EN
↔ ters çevir
"çalkantı" kelimesinin İngilizcesi: rippling, swash. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelripplingnoun
Genelswash

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)çalkantıyı
Yönelme (-e)çalkantıya
Bulunma (-de)çalkantıda
Çıkma (-den)çalkantıdan
Tamlayan (-in)çalkantının
Çoğul (-ler)çalkantılar

Tanım

çalkanmış şey
coşku
denizde ve gölde dalgalanma
kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp
kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum
Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi
Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp
Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum

Diğer Dillerde

Almancaseegang (eril) /ˈzeːˌɡaŋ/
swell
çekim: tamlayan Seeganges
eş: Dünung, Wellengang
köken: See + Gang
Gesegnete UnruheKutsal Çalkantı
Блаженное волнениеKutsal Çalkantı
Macarcakacskaringó /ˈkɒt͡ʃkɒriŋɡoː/
curlicue (fancy twisting or curling shape made in handwriting or calligraphy) · swash (protruding ornamental line found in some typefaces)
çekim: çoğul kacskaringók
köken: Tautological compound from kacs (“tendril”) + karingó (“winding”, present participle of the kar- stem variant of kering).
Blessed Unrest avagy hogyan született a legnagyobb mozgalom, és miért nem látta senki előre a születését?Kutsal Çalkantı
Развитието на колата продължи през целия сезон.Bu çalkantı sezonun devamında da devam etti.

Örnek Cümleler

Kutsal Çalkantı
Blessed Unrest
"[Çalkantılı deniz,]
"[Turbulent the sea,]
Bunlar çalkantılı zamanlar.
These are turbulent times.
Tom'un çalkantılı bir geçmişi var.
Tom has a checkered past.
O gün gök, bir çalkantıya düşüp döner.
The day the sky will tremble,
Sonuçta notlarda sürekli bir çalkantı olur.
So the result would be a constant push up with the grades.
Bu çalkantı sezonun devamında da devam etti.
This mockery of him continues onward throughout Season 3 as well.
Şimdi onlar çalkantılı bir durumun içindedirler.
So they are now in a state of great perplexity.
Belki çalkantılı kan akışı bunu teşvik etti filan.
Maybe the turbulent blood flow helped stimulate this and whatever else.
19. yüzyıl İspanya için çalkantılı zamanlar olmuştur.
The 19th century was a turbulent time for Spain.
Rushden & Diamonds için 2006-07 sezonu çalkantılı geçer.
2003/04 was a difficult season for Rushden and Diamonds.
BA ve Unite arasındaki ilişkiler hep çalkantılı olmuştur.
Relations have been turbulent between BA and Unite.
çalkantı ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod