Büyükbabam bastonsuz yürüyemez.
My grandfather cannot walk without a walking stick.
Tamamen bana ait bir baston yapardım.
Woman: I'd make my very own walking stick.
Ama ben gitmeyeceđim baţýndan. - Söz mü?
You will tell me to go away with your walking stick, but i won't go
Koyu yeşil bir palto giymiştir ve sağ elinde bir baston tutar.
He is wrapped in a dark green overcoat, and grips a walking stick in his right hand.
Boğadan alınmış, özellikle büyük bir boğa penisi bastona dönüştürülmüştür.
One particularly large penis taken from a bull has been converted into a walking stick.
Muharebe üç saat sürdü ve neticede bozguna uğrayan Selçuklular geri çekildi.
They returned on the third day, when the seamen sallied forth with walking sticks.
Harun'un Asası, Tevrat'ta Musa'nın kardeşi olan Harun'un taşıdığı bir bastondur.
Aaron's rod refers to any of the walking sticks carried by Moses's brother, Aaron, in the Torah.