[Yokuş yukarı tırmanma]
[Uphill Climbing]
Bu çetin bir mücadeleydi.
It was an uphill struggle.
Bu yokuş yukarı bir yoldur.
This is an uphill road.
Bu, yokuş yukarı bir tırmanış olacak.
It will be an uphill climb.
Kanallar da bu yüzden hiçbir riske girmediler.
We even had canals that ran uphill.
Üstünde bulunduğumuz yol, yokuş yukarı bir yol.
This is really an uphill road.
Sırp Cumhuriyeti'nde kadın hakları hâlâ sorunlu
Women's rights still an uphill battle in Republika Srpska
Yokuş yukarı gidiyoruz, yokuş yukarı mı gidiyoruz?
We're going uphill, are we going uphill?
Uzmanlar, ülkenin akıntıya karşı kürek çektiğini söylüyor.
Experts say the country faces an uphill battle.
Greenpeace çevreyi korumak için büyük bir mücadele veriyor.
Greenpeace is fighting an uphill battle to save the environment.
Her şeyiyle bir yokuş yukarı tırmanmaya. # ve ben üzülüyorum
# It's an uphill climb # and I'm feeling sorry
Ancak son anketler partinin rüzgara karşı yarışabileceğini gösteriyor.
Recent polls, however, suggest it may face an uphill battle.