Bir tekne kiraladık.
We rented a rowboat.
Tom'un bir sandalı var.
Tom has a rowboat.
Tam orada bir kayık var.
There's a rowboat right over there.
Tom'un kayığı alabora oldu.
Tom's rowboat capsized.
Tom nehri bir sandalda geçti.
Tom crossed the river in a rowboat.
O sandalda pek çok kişi vardır.
There are too many people in that rowboat.
Sami'nin küçük bir sandalı vardı.
Sami had a small rowboat.
Ödünç alabileceğin bir sandalım var.
I have a rowboat you can borrow.
Ödünç alabileceğin bir kayığa sahibim.
I have a rowboat you can borrow.
Ne Tom'un ne de Mary'nin bir kayığı var.
Neither Tom nor Mary has a rowboat.
Sandalınızı ne sıklıkla kullanıyorsunuz?
How often do you use your rowboat?
Tom Mary'ye kayıktan çıkmasına yardım etti.
Tom helped Mary out of the rowboat.