prolonged

/pɹoʊˈlɑŋd/2 hece
C2 seviye
EN → TR

Tanım

•drawn out or made longer spatially

Diğer Dillerde

Almancaandauernd, anhaltend, ausgedehnt, Dauer-, gedehnt, lang anhaltend
Fransızcaprolongé
İspanyolcaprolongado
İtalyancaprolungato
Azericedavamlı, sürəkli, uzun sürən
İsveççelångvarig, utdragen
Lehçeprzedłużający się
Fincejatkettu, pitkällinen, pitkitetty, pitkittynyt
Macarcahosszadalmas, hosszan tartó, hosszú
Latinceprōductus
Bulgarcaпродължителен, удължен
Gürcüceგახანგრძლივებული

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar
lengthened
protracted
enduring
longsome
Zıt anlamlılar

Örnek Cümleler

Uzun bir sessizlik izledi.
There followed a prolonged silence.
Oturum tekrar sürdürülecek.
The session will be prolonged again.
Ama biz nice nesiller var etmiştik.
We raised (many more) generations and prolonged their lives.
Bu büyük savaşın süresi uzatılmıştır.
This huge war has been prolonged.
Daha sonra anlaşma 4 yıla çıkarılmıştır.
Later it was prolonged to four years.
Hem bizimle mücadelede çok ileri gittin.
Surely you have disputed with us and have prolonged your dispute.
Konaklama süresinin uzatılması mümkündür.
If the action potential duration is prolonged.
Düyûn-ı Umûmiye'de uzun yıllar görev aldı.
Surely, she prolonged his life by several years."
Bu büyük savaş, zamana yayılmış durumdadır.
This huge war has been prolonged.
Bu benim için uzun bir savaş olacak sanırım.
I guess this will be a prolonged war for me, then.
Bizimle cidden tartıştın; hem de çok tartıştın.
Surely you have disputed with us and have prolonged your dispute.
Gençliğin uzatılması fenomeni ise hala yaşıyor.
The phenomenon of a prolonged youth remains.