O merhametsizdir.
He is merciless.
İleri yaş acımasızdır.
Old age is merciless.
O böceği acımasızca ezdi.
He crushed the insect mercilessly.
Ama sonra ona acımaya başlar.
They begin to bully him mercilessly.
Rusların intikamı acımasızdı.
The Russians' revenge was merciless.
Benimle acımasızca alay ediyorlar.
They tease me mercilessly.
Ölüm gizemli, acımasız bir bayandır.
Death is a mysterious, merciless lady.
En kısa zamanda merhametsiz olmalıyım büyükanne.
I should be getting merciless as soon as possible...
Bir acımasız kıyım 1995 yılında Srebrenika'da işlendi.
A merciless slaugter had been committed in Srebrenica in 1995.
La'netlenirler; nerede rastlansalar yakalanıp; öldürülürler.
Accursed, they would be seized wherever found, and slain mercilessly.
Melun olarak nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve öldürülürler.
Accursed, they would be seized wherever found, and slain mercilessly.
Dedektif Seo Do-cheol, konu suça geldiğinde sert ve acımasızdır.
Detective Seo Do-cheol is tough and merciless when it comes to crime.