jeweler
/ˈdʒuːələ/3 hece
C2 seviye
EN → TR
Tanım
•someone in the business of selling jewelry
Diğer Dillerde
AlmancaJuwelier, Juwelierin
İspanyolcajoyero
İtalyancagioielliere, orefice
Rusçaювели́р, ювели́рша
Arapçaجَوَاهِرِيّ, جَوَاهِرِيَّة, صَائِغ, صَائِغَة
Farsçaجواهرفروش
Azericezərgər
Kazakçaзергер
Özbekçezargar
Felemenkçejuwelier
Portekizcejoalheiro
Yunancaκοσμηματοπώλης, χρυσοχόος
Japonca宝石商
Korece보석상
İsveççejuvelerare
Lehçejubiler, jubilerka
Ukraynacaювелі́р, ювелі́рка
Hintçeजौहरी, मणिकार, रत्नकार, रत्नविक्रेता
Çekçeklenotníčka, klenotník
Rumencebijutier, giuvaiergiu
Macarcaékszerész
Latincegemmārius
Endonezcepedagang emas, perhiasan
Bulgarcaбижуте́р, бижуте́рка
Slovencedraguljar, draguljarica
Etimoloji
From Middle English jueler, from Anglo-Norman jueler, or Old French juelier. By surface analysis, jewel + -er.
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
jewelry maker
jeweller
Örnek Cümleler
Tom kuyumcu değil.
Tom isn't a jeweler.
Sonra dedim ki jingle söylüyorum.
That's what my jeweler says.
Kuyumcu broşa büyük bir inci monte etti.
The jeweler mounted a big pearl in the brooch.
Geçenler de bir mücevherci soygunu olmuştu
Once my Benz had a flat tie in front of a jewelery shop.
Sami bir kuyumcuyu öldürmekten hüküm giymişti.
Sami was convicted of killing a jeweler.
Rappaport, Kay Jeweler'ın tatil reklamında rol aldı.
Rappaport was featured in a Kay Jeweler's holiday commercial.
Mücevherler, giysiler... ...masajlar, tatiller yakýţýr.
Money, jewelery, massages, vacations...
Şunu kastediyorum, gerçek kuyumcular içeri biraz lehim eklerler.
I mean, real jewelers put little bits of solder in.
Ve, neyse, ertesi sabah mücevher mağazasına gidip kestirdik yüzüğü.
And, anyway, the next morning we had to go along to the jeweler and get it cut off.
1880 veya 1881'de Wisgrill saray kuyumcusu Theodor Köchert ile evlendi.
In 1880 or 1881 Wisgrill married the court jeweler Theodor Köchert.
Kuyumcudan saatimin arkasındaki ismimin baş harflerini kazımasını istedim.
I asked the jeweler to inscribe my initials on the back my watch.
Gözünüzü tuvalde gezdirdiğinizde, mücevherlerin ışıldamasını görüyorsunuz.
You can catch the glistening jewelery if your eye just wanders cross the canvas.