indignant
/ɪnˈdɪɡ.nənt/3 hece
C2 seviye
EN → TR
"indignant" kelimesinin Türkçesi: hiddetlenmiş, kızgınlıkla., kızmış. indignantly hiddetle. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelhiddetlenmiş
Genelkızgınlıkla.
Genelkızmış. indignantly hiddetle
Tanım
•angered at something unjust or wrong
Diğer Dillerde
Almancaempört
Fransızcaindigné
İspanyolcaindignado
İtalyancaindignato
Rusçaвозмущённый, негоду́ющий
Felemenkçegeïndigneerd, verontwaardigd
Yunancaαγανακτισμένος
İsveççeförtrytsam, harmsen
Ukraynacaобурений
Çekçepobouřený, rozhořčený
Macarcadühös, felháborodott, indignált, méltatlankodó
Latinceindignans
Dancaforarget, harmfuld, indigneret, opbragt
Norveççeindignert
Endonezcegeram
Bulgarcaвъзмутен
Litvancapasipiktinęs
Estoncanördinud, nördinult
Katalancaindignat
Urducaغصّہ ور
Etimoloji
Borrowed from Latin indignāns, present participle of indignor (“to consider as unworthy, be angry or displeased at”), from in- (“privative”) + dignor (“to deem worthy”), from dignus (“worthy”).
Örnek Cümleler
Tom öfkeliydi.
Tom was indignant.
Kızgın değilim.
I am indignant.
Öfkeli değilim.
I am indignant.
Dargın değilim.
I am indignant.
Tom öfkeli oldu.
Tom became indignant.
Martha öfkeli görünüyordu.
Martha looked indignant.
Mike öfkeli bir görüntü takındı.
Mike wore an indignant look.
'Ben bir yılan!' Alice öfkeyle söyledi.
'I'm NOT a serpent!' said Alice indignantly.
"Hayır," Mary oldukça öfkeyle yanıtladı.
"No," answered Mary, quite indignantly.
'Kesinlikle hayır!' Alice öfkeyle söyledi.
'Certainly not!' said Alice indignantly.
Yalan söylediğini söylediğimde o öfkeliydi.
She was indignant when I said she was lying.
Bunu işiten on öğrenci iki kardeşe kızdılar.
When the ten heard it, they were indignant with the two brothers.