Göl üzerindeki balıkçılık çok yaygındır.
Fishery on the lake is common.
Yeonpyeong Adası yengeç avcılığı ile bilinir.
Yeonpyeong Island is known for its crab fishery.
Balıklı Rum Hastanesi Vakfı tarafından yönetilir.
Fishing for this ray is not managed by the Pacific Fishery Management Council.
Bu balıkları avlamak '80 lere kadar çok yaygın idi.
A big fishery was run on it until the '80s.
Ticari balıkçılık Bering Denizi'nde büyük bir iştir.
Fishery is an important activity on the lake.
En bilinen av noktalarından biri olduğunu söylemiştim.
It was a well-documented fishery.
Tarım ve balıkçılık sanayileri de bunlar arasında yer alıyor.
Among them are the agriculture and fishery industries.
Japonya dünyanın en büyük balık ve balıkçılık ithalatçısıdır.
Japan is the world's largest single national importer of fish and fishery products.
Avcılık, balıkçılık ve ormancılık diğer önemli gelir kaynaklarıdır.
Agriculture, forestry and fishery are other important sources of income.
Savaş sonrası Letonya'da liman, ticari gemilerden balıkçılığa odaklandı.
In the Republic of Latvia the port shifted its focus from merchant ships to fishery.
Bu, National Geographic'teki küresel balıkçılık yazısında baş fotoğraf oldu.
This ended up being the lead picture in the global fishery story in National Geographic.
Yazılı kaynaklarda sıkça adı geçen ve en bilinen büyük camgöz av noktası Achill Adası'dır.
Probably the best-documented basking shark fishery in the world is that from Achill Island.