O, sürekli olarak mevcuttur.
That is consistently present.
O zamandan beri sürekli yeniden seçildi.
He has consistently been re-elected ever since.
Kutu genellikle gösteri boyunca açık kalır.
She is consistently drunk throughout the show.
Fakirlere sürekli yardım etmeye gayret etti.
He has consistently endeavored to help the poor.
Tam ekran yapmayla ilgili sıklıkla soru alıyoruz.
There's - people consistently ask about full screen.
Kitap sürekli olarak iyi eleştiriler aldı.[1][2][3]
The book has consistently received good reviews.[3][4][5]
Organizasyon rekorları sürekli olarak kırılmaktadır.
Output records have consistently been broken...
Ama daha fazla yiyeceği sürekli olarak sunabiliyordu.
But farming provided more food to feed larger populations consistently
Air Botswana uzun yıllardır sürekli zarar etmektedir.
Air Botswana has been consistently loss-making for many years.
Operasyon kapsamı ... sürekli olarak engelleniyor ...
His scope of operation ... has been consistently thwarted ...
Suç oranları son birkaç on yılda sürekli olarak düşüyor.
Crime rates have been consistently decreasing over the past few decades.
Homer'ın saçı sürekli sivri uçlu olarak değişime uğradı.
Homer's hair evolved to be consistently pointed.