captivating

/kæptɪveɪtɪŋ/4 hece
C2 seviye
EN → TR

Tanım

•capturing interest as if by a spell

Etimoloji

Etymology tree English captivate Proto-Indo-European *-onts Proto-Germanic *-ndz Proto-West Germanic *-andī Old English -ende Middle English -ynge English -ing English captivating From captivate + -ing.

Kelime Ailesi

captivatingly
uncaptivating

Örnek Cümleler

O büyüleyici bir konuşmacı.
He's a captivating speaker.
Elias büyüleyici mavi gözlere sahipti.
Elias had captivating blue eyes.
Elias'ın büyüleyici mavi gözleri vardı.
Elias had captivating blue eyes.
Bu veri gözünüzde canlandırdığınızda izlemesi büyüleyici bir şey.
This data, when visualized, is captivating to watch.
Dedemin bana verdiği büyüleyici kitabı okumak için tüm gece oturdum.
I was up all night reading the captivating book my grandfather gave me.
O güçlü bir imaja ve şarkıyı etkileyici kılabilecek becerilere sahip.
She had a captivating voice and singing talent.
Onun sesi Maurizio Porro tarafından "büyüleyici bir miyavlama türü" olarak tanımlanmıştır.
His tone was also described by Maurizio Porro as "a sort of captivating miaow".