Ana içeriğe geç
Sözlük
/
zeytin

zeytin

/zejˈtin/
noun
C1 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"zeytin" kelimesinin İngilizcesi: olive, olive, olive, olive. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelolivenoun
Genelolive
Genelolive
Genelolive

Görsel

Zeytin dalı ve yeşil zeytin - Akdeniz sağlığıZeytin dalı ve yeşil zeytin - Akdeniz doğasıZeytin dalı ve yeşil zeytin bahçesi - Akdeniz lezzetiZeytin dalı ve yeşil zeytin ağacı - Akdeniz doğası

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)zeytini
Yönelme (-e)zeytine
Bulunma (-de)zeytinde
Çıkma (-den)zeytinden
Tamlayan (-in)zeytinin
Çoğul (-ler)zeytinler

Tanım

•isim, bitki bilimi: Zeytingillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, 10-20 metre yüksekliğinde, dalları dikensiz, yaprakları karşılıklı, küçük ve gümüş renginde, uzun ömürlü bir ağaç (Olea europaea)
•bitki bilimi: Bu ağacın tazeyken yeşil, sonradan kararan, yüksek besin değeri taşıyan yağlı meyvesi
•sıfat: Bu ağaçtan yapılmış, bu ağaçla kaplanmış

Atasözü & Deyim

“Bağ babadan, zeytin dededen kalmalı”

Diğer Dillerde

Almancaölbaum (eril) /ˈøːlˌbaʊ̯m/
synonym of Olivenbaum (“olive tree”) · any member of the genus Olea (to which the olive tree belongs)
çekim: çoğul Ölbäume · tamlayan Ölbaums
eş: Echter Ölbaum, Olivenbaum, Olea, Amerikanische Duftblüte, Amerikanische Ölbaum
köken: From Middle High German öl(e)boum, from Old High German oliboum. By surface analysis, Öl + Baum, literally “oil tree”. Compare archaic Ölbeere (“olive”).
Frau: Einen Servierlöffel für Oliven. — Zeytin tepsisi.
FransızcaOlive (dişil) /ɔ.liv/
olive
çekim: çoğul olives
köken: Inherited from Old French olive, from Latin olīva.
aile: huile d'olive, olive noire, olive verte, olivier
Un pic à d'olive. — Zeytin tepsisi.
İspanyolcaaceituna, aceitunado, olivo, verde aceituna, verde oliva (dişil) /aθeiˈtuna/
olive (fruit)
çekim: çoğul aceitunas
eş: oliva
köken: Borrowed from Arabic زَيْتُونَة (zaytūna), via Andalusian Arabic.
aile: aceitunero, cambiar el agua a las aceitunas
Un palillo para las aceitunas. — Zeytin tepsisi.
Женщина: Оливки доставать. — Zeytin tepsisi.
Arapçaزَيْتُون
خادم زيتون. — Zeytin tepsisi.
olive
köken: Borrowed from Arabic زَيْتُون (zaytūn).
aile: زیتونی
Azericezeytun
olive tree · olive (fruit)
çekim: çoğul zeytunlar · tamlayan zeytunun
köken: Borrowed from Arabic زَيْتُون (zaytūn).
zeytun yağı
Kazakçaзәйтүн
olive, Olea
çekim: çoğul зәйтүндер · tamlayan зәйтүннің
köken: From Arabic زَيْتُون (zaytūn), possibly via Persian زیتون.
Özbekçezaytun
olive
çekim: çoğul zaytunlar · tamlayan zaytunning
köken: Borrowed from Arabic زَيْتُون (zaytūn).
Felemenkçeolijf, olijfboom, olijfhouten (eril) /oːˈlɛi̯f/
olive (oily fruit) · olive tree (Olea europaea)
çekim: çoğul olijven
köken: From Middle Dutch olive, from Latin olīva.
aile: Olijfberg, olijfboom, olijfgroen, olijfkleurig, olijfolie, olijftak, olijfvrucht
Vrouw: Een olijvenserveerder. — Zeytin tepsisi.
Portekizceazeitona, oliva (dişil) /a.zejˈtõ.nɐ/
olive (fruit)
çekim: çoğul azeitonas
eş: oliva
köken: Inherited from Old Galician-Portuguese azeitona, from Arabic الزَّيْتُونَ (az-zaytūna, “the olive”). Compare Asturian and Spanish aceituna.
Por que deveria? Minha mão só fui lá naturalmente. — - Zeytin yağı, turşu!
Yunancaελιά, λαδής, λαδί (dişil) /e.ˈʎa/
olive · olive tree · mole, wart (skin blemish)
çekim: çoğul ελιές · tamlayan ελιάς
eş: έλαιο
köken: From Ancient Greek ἐλαία (elaía).
Γιατί να το κάνω; Χέρι μου πήγε ακριβώς εκεί φυσικά. — - Zeytin yağı, turşu!
Japoncaオリーブ /o̞ɾʲiːbɯ̟/
an olive (fruit)
eş: 橄欖
köken: Borrowed from French olive.
(男性)延長棒かな 塗装工が使うみたいな — Zeytin tepsisi.
Korece올리브 /o̞ʎʎibɯ/
olive
köken: From English olive.
올리브 따는 데요. — Zeytin tepsisi.
İsveççeoliv, olivfärgad, olivgrönt, olivträ /ʊˈliːv/
olive; a fruit from the tree Olea europaea · a greyish green colour
çekim: çoğul oliver · tamlayan olivs
aile: olivolja, olivträd, olivträ, olivfärgad
- Olivolja, pickles! — - Zeytin yağı, turşu!
Lehçeoliwka, oliwkowy, żółtawozielony (dişil) /ɔˈlif.ka/
olive tree · olive (fruit) · olivary body, part of the medulla oblongata
çekim: çoğul oliwki · tamlayan oliwki
eş: drzewo oliwkowe, drzewo oliwne, oliwnik
köken: Etymology tree Etruscan *𐌄𐌋𐌄𐌉𐌅𐌀 (*eleiva)bor.? Latin olīvalbor. Polish oliwa Proto-Indo-European *-keh₂der. Proto-Balto-Slavic *-kāˀ Proto-Slavic *-ъka Old Polish -ka Polish -ka Polish oliwka From oliwa + -ka.
aile: oliwkowy
Łyżka do oliwy. — Zeytin tepsisi.
Навіщо мені це? Моя рука просто пішли туди, природно. — - Zeytin yağı, turşu!
olive
çekim: çoğul ज़ैतूनों
köken: Borrowed from Arabic زَيْتُون (zaytūn). Compare Gujarati જેતૂન (jetūn), Punjabi ਜੈਤੂਨ (jaitūn).
Finceoliivi, oliivinvihreä, oliivipuu /ˈoliːʋi/
olive
çekim: çoğul oliivit · tamlayan oliivin
köken: From German Olive, from Latin olīva.
aile: oliivihapero, oliivikultarinta, oliivilehto, oliivinvihreä, oliivipaviaani, oliivipuu, oliiviruostegueretsa, oliiviseitikki, oliiviöljy
En tee sitä tarkoituksella. — - Zeytin yağı, turşu!
Çekçeoliva, olivový (dişil) /ˈolɪva/
olive (fruit)
çekim: çoğul olivy · tamlayan olivy
köken: Borrowed from German Olive, from Latin olīva, from Ancient Greek ἐλαία (elaía).
aile: olivovník
- Olivový olej, nakládaná zelenina! — - Zeytin yağı, turşu!
Rumencemăslină, măsliniu, olivă (dişil) /məsˈli.nə/
olive (fruit)
çekim: çoğul măsline · tamlayan măsline
köken: Borrowed from Old Church Slavonic маслина (maslina), from масло (maslo, “oil, butter”) + -ина (-ina), from Proto-Slavic *maslo. Compare Aromanian mas(i)nã, Serbo-Croatian maslina.
Culegător de măsline. — Zeytin tepsisi.
ulei de măsline
Macarcaolajbogyó, olívabogyó /ˈoliːvɒboɟoː/
olive (the small oval fruit of the olive tree)
çekim: çoğul olívabogyók
köken: From olíva (“olive”) + bogyó (“berry”).
Miért tenném? Kezem csak ment oda természetesen. — - Zeytin yağı, turşu!
İbraniceזַיִת
מגיש זיתים. — Zeytin tepsisi.
Latinceolea, olīva /ˈɔ.ɫe.a/
olive (fruit) · olive tree
çekim: çoğul oleae · tamlayan oleae
köken: From Ancient Greek ἐλαία (elaía, “olive berry, olive tree”), of Pre-Greek origin, compare oleum (“olive oil”).
aile: oleāgineus, oleaster, oleitās, olētum
‘flōrēbant oleae; ventī nocuēre protervī’
Dancaoliven /oˈliːˀvən/
olive (the fruit) · olive (the tree)
çekim: çoğul olivenene · tamlayan olivens
köken: From Old Danish oliuæ, borrowed via Middle Low German olīve and Old French olive from Latin olīva (“olive”). Cf. also Swedish oliv, German Olive, Dutch olijf, English olive.
aile: olivengren, olivenolie, oliventræ
Hvorfor skulle jeg det? Min hånd bare gik der naturligt. — - Zeytin yağı, turşu!
Norveççeolivengrønn
Kroppen er olivengrønn. — Başı mat zeytin yeşilidir.
Endonezcezaitun /ˈzai̯tun/
olive
çekim: çoğul zaitun-zaitun
köken: Inherited from Malay zaitun, from Classical Malay زيتون (zaitun), from Arabic زَيْتُون (zaytūn).
- Minyak zaitun, acar! — - Zeytin yağı, turşu!
Vietnamcaô liu
alternative spelling of ô-liu (“olive”)
Nữ: Dụng cụ ăn quả ô liu. — Zeytin tepsisi.

Etimoloji

From Ottoman Turkish زیتون (zeytun, zeytin), ultimately from Arabic زَيْتُون (zaytūn).

Örnek Cümleler

Zeytin, hurma,
Olives and dates,
Zeytin tepsisi.
Woman: An olive server.
İncire, zeytine,
I CALL TO witness the Fig and the Olive,
- Zeytin isteyen?
- Olives, anyone?
Ve zeytin ve hurma.
Olives and dates,
Bana zeytinyağı ver.
Give me the olive oil.
Zeytinler, hurmalar,
Olives and dates,
Zeytine çok düşkünüm.
I'm very fond of olives.
Zeytinyağını severim.
I like olive oil.
- Zeytin yağı, turşu!
- Olive oil, pickles!
Olé Zeytin Yaprağı Özü
Olé Olive Leaf Extract
Zeytinburnu Belediyesi.
Zeytinburnu Belediyesi.
zeytin ile daha fazla örnek cümle →

İlgili / Bileşik Terimler

Genelolive
Genelolive branch
Birleşik Kelimeler
zeytin dalızeytin ezmesizeytin güvesizeytin kurduzeytin rengizeytin sineğizeytinyağızeytin yeşiliyeşil zeytinkalamata zeytinimemecik zeytinisele zeytini
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod