Neysek o olamayacağımızı varsaymaktır bu.
It presupposes that we can't be what we already are.
İkincisi; hayali insanları gerçek varsaymak.
Next, pretend imaginary people are real.
İkinci anti-sosyal beceri: Onları gerçek varsaymak.
This is anti-social skill number two: start pretending they're real.
Sanırım Tom'un yarın burada olmayacağını varsaymak güvenlidir.
I think it's safe to assume Tom won't be here tomorrow.
Lavrov, "Bunun tesadüfen olmadığını varsaymak için nedenler var.
Lavrov said, "There are grounds to presume that this is not occurring by chance.
En basit strateji basit olarak her hücrenin dışındaki ölü dizileri varsaymaktır.
The simplest strategy is simply to assume that every cell outside the array is dead.
Bir dakikalığına sahip olacağımız şeyin yeterli olacağını varsaymak istemiyorum.
I don't want to pretend for a minute that what we have is going to be enough.
Öyleyse bu prensipleri ayrı, metafiziksel esaslar olarak varsaymak zorunda değiliz.
So we don't have to assume these principles as separate metaphysical postulates.
varsaymak ile daha fazla örnek cümle →