Ana içeriğe geç
Sözlük
/
uzlaşmak

uzlaşmak

/uz.ɫaʃˈmak/
verb
TR → EN
↔ ters çevir

Çekim Tablosu

Geniş zamanuzlaşamam
Şimdiki zamanuzlaşabiliyor
Gelecek zamanuzlaşacak
Geçmiş zamanuzlaşamadı
Şartuzlaşamasa
Gereklilikuzlaşamamalı
Emiruzlaş

Tanım

aralarındaki düşünce veya çıkar ayrılığını, karşılıklı ödünlerle kaldırarak uyuşmak, karşılıklı anlaşmak ve mutabık kalmak, antant kalmak
Aralarındaki düşünce veya çıkar ayrılığını, karşılıklı ödünlerle kaldırarak uyuşmak, karşılıklı anlaşmak ve mutabık kalmak, antant kalmak

Diğer Dillerde

Трудно найти компромисс Когда я смотрю в твои глаза. Это просто общественное мнениеUzlaşmak zor gözlerine bakınca gördüğüm, yalnızca ortak bir kanı

Etimoloji

Equivalent to uz (“good, nice”) + -laş + -mak

Örnek Cümleler

Uzlaşmak istemiyorum.
I don't want to compromise.
Uzlaşmak istemiyorlar.
They don't want to compromise.
Tom uzlaşmak istemiyor.
Tom doesn't want to compromise.
Biz uzlaşmak zorundaydık.
We had to compromise.
Uzlaşmak için hazır değilim.
I'm not prepared to compromise.
Uzlaşmaktan başka seçeneğimiz yok.
We have no choice but to compromise.
Uzlaşmak benim kurallarıma aykırıdır.
It's against my rules to compromise.
Tom uzlaşmak için isteksiz görünüyor.
Tom seems to be unwilling to compromise.
Her iki taraf birbirleriyle uzlaşmak zorundaydı.
Both sides had to compromise with each other.
Onlar yolculuk sırasında uzlaşmak zorunda kaldı.
They had to compromise during the trip.
Ancak Stephen'in eşi Matilda uzlaşmak istemiyordu.
Woman will not challenge McDowell decision.
Sami'nin Leyla ile uzlaşmak gibi bir niyeti yoktu.
Sami had no intention of reconciling with Layla.
uzlaşmak ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod