Ana içeriğe geç
Sözlük

uzlaşmak ile cümle

uzlaşmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
50
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Uzlaşmaktan başka seçeneğimiz yok.We have no choice but to compromise.
Her iki taraf birbirleriyle uzlaşmak zorundaydı.Both sides had to compromise with each other.
Uzlaşmak benim kurallarıma aykırıdır.It's against my rules to compromise.
Tom uzlaşmak için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to compromise.
Tom uzlaşmak istemiyor.Tom doesn't want to compromise.
Biz uzlaşmak zorundaydık.We had to compromise.
Onlar yolculuk sırasında uzlaşmak zorunda kaldı.They had to compromise during the trip.
Uzlaşmak için hazır değilim.I'm not prepared to compromise.
Uzlaşmak istemiyorum.I don't want to compromise.
Sami'nin Leyla ile uzlaşmak gibi bir niyeti yoktu.Sami had no intention of reconciling with Layla.
Yine de uluslararası iş birliği, "en düşük ortak paydada uzlaşmak" anlamına gelmez.International cooperation, however, does not mean "settling on the lowest common denominator."
Ancak Stephen'in eşi Matilda uzlaşmak istemiyordu.Woman will not challenge McDowell decision.
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı. Uzlaşmak kötü değildir.And it is about the dirty word "compromise." Compromise is not bad.
Uzlaşmak zor gözlerine bakınca gördüğüm, yalnızca ortak bir kanıIt's hard to compromise when I see through you're eyes it's just a common view
Uzlaşmak istemiyorlar.They don't want to compromise.
Yine de uluslararası işbirliği, "en düşük ortak paydada uzlaşmak" anlamına gelmez.International cooperation, however, does not mean "settling on the lowest common denominator."
Yine de uluslararası iş birliği, "en düşük ortak paydada uzlaşmak" anlamına gelmez.Перш за все, він підкреслює, що однополярність є «найменш стійкою міжнародною конфігурацією».
Uzlaşmak kötü değildir.A komprumisszum nem rossz.
Uzlaşmak kötü değildir.Compromisul nu este rău.
Uzlaşmak kötü değildir.El compromiso no es malo.
Uzlaşmak kötü değildir.Il compromesso non è sbagliato.
Uzlaşmak kötü değildir.Thỏa hiệp không phải là xấu.
Uzlaşmak kötü değildir.Компромисът не е лош.
Uzlaşmak zor gözlerine bakınca gördüğüm, yalnızca ortak bir kanıE' difficile giungere ad un compromesso quando vedo attraverso i tuoi occhi, è solo una prospettiva commune
Uzlaşmak zor gözlerine bakınca gördüğüm, yalnızca ortak bir kanıÉ difícil comprometer Quando eu vejo através dos teus olhos, é apenas uma visão comum
Uzlaşmak zor gözlerine bakınca gördüğüm, yalnızca ortak bir kanıIk denk dat het kwijt is.
Uzlaşmak zor gözlerine bakınca gördüğüm, yalnızca ortak bir kanıIl est difficile de faire des compromis quand je vois à travers vos yeux c'est juste une opinion commune
Uzlaşmak zor gözlerine bakınca gördüğüm, yalnızca ortak bir kanı내가 네 눈을 봤을 때에 타협하기 어렵다는 걸 널리퍼진 통설같은거야
Uzlaşmak zor gözlerine bakınca gördüğüm, yalnızca ortak bir kanıТрудно найти компромисс Когда я смотрю в твои глаза. Это просто общественное мнение
Uzlaşmak zor gözlerine bakınca gördüğüm, yalnızca ortak bir kanıمن الصعب الوصول إلى حل وصط عندما أنظر خلال عينيك هو رأي شائع
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı. Uzlaşmak kötü değildir.또한 타협이라는 더러운 것이기도 합니다. 타협은 나쁜 것이 아닙니다.
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı. Uzlaşmak kötü değildir.Le compromis ce n'est pas mal.
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı. Uzlaşmak kötü değildir.O to brzydkie słowo "kompromis", który nie jest niczym złym.
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı. Uzlaşmak kötü değildir.Und es geht um den Ausdruck "Kompromiss." Kompromiss ist nicht schlimm.
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı. Uzlaşmak kötü değildir.Я знаю, что многие не любят это слово - и напрасно.
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı. Uzlaşmak kötü değildir.והמילה הגסה הזו, "פשרה." הפשרה איננה רעה.
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı. Uzlaşmak kötü değildir.وانها تدور حول كلمة قذرة "حل وسط". الحل الوسط ليس بـسيئ
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı. Uzlaşmak kötü değildir.妥協は、もし芸術的ならば
Ve sonra, kendini hazır hissettiğinde bir yıl sonra, babasına dönüp uzlaşmak için konuşması gerekliydi.E poi, giunse il momento che tornasse a casa per parlare col padre della riconciliazione, dopo un anno.
Ve sonra, kendini hazır hissettiğinde bir yıl sonra, babasına dönüp uzlaşmak için konuşması gerekliydi.Iar apoi, timpul a venit pentru ea să meargă înapoi şi să vorbească cu tatăl ei despre împăcare, după un an.
Ve sonra, kendini hazır hissettiğinde bir yıl sonra, babasına dönüp uzlaşmak için konuşması gerekliydi.결국은 때가 왔습니다. 그녀는 아버지에게 직접 찾아가 화해를 할 시간이 왔습니다.
Ve sonra, kendini hazır hissettiğinde bir yıl sonra, babasına dönüp uzlaşmak için konuşması gerekliydi.Potem je prišel čas, ko je morala domov in se pobotati z očetom, ki ga ni videla eno leto.
Ve sonra, kendini hazır hissettiğinde bir yıl sonra, babasına dönüp uzlaşmak için konuşması gerekliydi.Toen kwam de tijd dat ze terug moest om met haar vader te praten over een verzoening, na een jaar.
Ve sonra, kendini hazır hissettiğinde bir yıl sonra, babasına dönüp uzlaşmak için konuşması gerekliydi.Và khi đã đến lúc, khi em phải trở lại và nói chuyện với bố để giảng hòa, sau 1 năm.
Ve sonra, kendini hazır hissettiğinde bir yıl sonra, babasına dönüp uzlaşmak için konuşması gerekliydi.А потім прийшов час, коли вона мусила повернутися додому, щоб поговорити з батьком про примирення, через рік.
Ve sonra, kendini hazır hissettiğinde bir yıl sonra, babasına dönüp uzlaşmak için konuşması gerekliydi.И потом, наступило время, когда ей пришлось вернуться домой, чтобы говорить с отцом о примирении, через год.
Ve sonra, kendini hazır hissettiğinde bir yıl sonra, babasına dönüp uzlaşmak için konuşması gerekliydi.Тогава дошло време, когато трябвало да се върне да говори с баща си за помирението, след една година.
Ve sonra, kendini hazır hissettiğinde bir yıl sonra, babasına dönüp uzlaşmak için konuşması gerekliydi.ואז, זמנה הגיע כאשר היא היתה חייבת לחזור לדבר עם אביה על ההשלמה, לאחר שנה.
Ve sonra, kendini hazır hissettiğinde bir yıl sonra, babasına dönüp uzlaşmak için konuşması gerekliydi.وعندئذ , حان وقتها عندما كان لابد لها أن تعود لتتحدث مع والدها بخصوص المصالحة بعد مرور عام
Ve sonra, kendini hazır hissettiğinde bir yıl sonra, babasına dönüp uzlaşmak için konuşması gerekliydi.彼女は家に戻り 父と和解の話しをする- 準備ができました 私は彼女が父と再会し和解する場面に
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod