tıkalı

/tɯ.kaˈɫɯ/
adj
C2 seviye
TR → EN
"tıkalı" kelimesinin İngilizcesi: clogged, plugged, obstructed, stopped up. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelcloggedadj
Genelpluggedadj
Genelobstructedadj
Genelstopped upadj

Tanım

•Herhangi bir şeyin geçmesine imkân vermeyen, tıkanmış, kapanmış olan.
•Kapanmış, herhangi bir şeyin geçmesine imkân vermeyen

Diğer Dillerde

past participle of atorar
Aparte de la congestión nasal, a Matthew le va bien hoy. — Burnu tıkalı olsa da, Matthew bugün sağlıklı durumda.
İtalyancabloccato, intasato, ostruito /blokˈka.to/
blocked · stuck
eş: fermato, interrotto, frenato, arrestato, sbarrato, arginato
la parte del muscolo cardiaco dove le arterie intasate stanno limitando il flusso. — Tıkalı damarlardan ötürü belli kalp kaslarının kanı dolaştıramıyor.
Rusçaзакрытый /zɐˈkrɨtɨj/
past passive perfective participle of закры́ть (zakrýtʹ)
eş: сложенный, сомкнутый, запертый, недоступный, непостижимый, загрифованный
Годом позже она не закупорена - а даже наоборот. — Bir yıl sonra, artık o kadar tıkalı değil -- normal olarak tersi olur.
Прое́кт закры́т.
Azericetıxanmış, tutulmuş
Felemenkçeverstopt
inflection of verstoppen: · plural imperative
Ondanks een verstopte neus, gaat het nu goed met Matthew. — Burnu tıkalı olsa da, Matthew bugün sağlıklı durumda.
Çekçeucpaný /ˈut͡spaniː/
clogged
çekim: karşılaştırma ucpanější · üstünlük nejucpanější
köken: From ucpat + -ný.
Uchýlili se bezbožníci hned od narození, pobloudili hned od života matky, mluvíce lež. — Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,
Mám ucpaný nos.
Esperantoblokita

Etimoloji

Türkçe

Örnek Cümleler

Yol tıkalı.
The road is blocked.
Köprü tıkalı.
The bridge is blocked.
Burnum tıkalı.
I have a stuffed-up nose.
Tüpler tıkalı.
The tubes are clogged.
Yollar tıkalı.
Roads are blocked.
Tuvalet tıkalı.
The toilet is stopped up.
O çok tıkalıydı.
It was very stuffy.
Neden o yol tıkalı?
Why is that road blocked?
Banyo lavabosu tıkalı.
The bathroom sink is plugged.
Lavabodaki boru tıkalıydı.
The drain in the washbasin is blocked.
Tom'un tıkalı bir burnu var.
Tom has a stuffed-up nose.
Kulaklarım tıkalı hissediyorum.
My ears feel stuffy.
tıkalı ile daha fazla örnek cümle →