tıkalı ile cümle
tıkalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Burnum tıkalı.I have a stuffed-up nose.
Yol düşen ağaçlar tarafından tıkalıydı.The road was obstructed by fallen trees.
Kulaklarım tıkalı hissediyorum.My ears feel stuffy.
Tom'un tıkalı bir burnu var.Tom has a stuffed-up nose.
Banyo lavabosu tıkalı.The bathroom sink is plugged.
Tüpler tıkalı.The tubes are clogged.
Lavabodaki boru tıkalıydı.The drain in the washbasin is blocked.
Neden o yol tıkalı?Why is that road blocked?
Gösteriden dolayı cadde tıkalıydı.The street is blocked because of the demonstration.
O çok tıkalıydı.It was very stuffy.
Bu ilaç tıkalı burun için harikalar yaratacaktır.This medicine will do wonders for a stuffed nose.
Yollar tıkalı.Roads are blocked.
Endişelenme bu cadde tıkalı değil.Don't worry, this street is not obstructed.
Yollar kötü havadan dolayı tıkalıydı.The roads are blocked due to the bad weather.
Yol tıkalı.The road is blocked.
Sadece yol tıkalı olduğu için paydos etme.Don't call it a day just because the road's blocked.
Tuvalet tıkalı.The toilet is stopped up.
Köprü tıkalı.The bridge is blocked.
Polis onu bulduğunda ağzı tıkalıydı ve bir sandalyeye bağlıydı.Tom was gagged and tied to a chair when the police found him.
Tom'la vaktini harcama. Kulağı nasihate tıkalıdır onun.Don't waste your time with Tom. He's immune to good advice.
Kendisi sandalyeye bağlı olup ağzı da tıkalıdır.She would be shaved, including her head.
Bir yıl sonra, artık o kadar tıkalı değil -- normal olarak tersi olur.A year later, it's not as clogged; normally, it goes the other direction.
Burnu tıkalı olsa da, Matthew bugün sağlıklı durumda.Despite a stuffy nose, Matthew is doing well today.
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Their poison is like the poison of a snake; like a deaf cobra that stops its ear,
Kendisi sandalyeye bağlı olup ağzı da tıkalıdır.Obudził się przywiązany do krzesła.
Yenilikçi teknolojiler tıkalı damar rekanalizasyonunu tanımlıyor.Indică metode de replantare a dinților dizlocați.
Bir yıl sonra, artık o kadar tıkalı değil -- normal olarak tersi olur.Een jaar later is die niet meer zo verstopt -- normaal zou dit alleen maar erger worden.
Bir yıl sonra, artık o kadar tıkalı değil -- normal olarak tersi olur.Ein Jahr später ist sie weniger verstopft. Normalerweise ist es andersrum.
Bir yıl sonra, artık o kadar tıkalı değil -- normal olarak tersi olur.Et år senere, er det ikke så tilstoppet; normalvis, går det den anden vej.
Bir yıl sonra, artık o kadar tıkalı değil -- normal olarak tersi olur.일년 후를 보면 완화되 있는게 보입니다, 보통은 그 반대입니다.
Bir yıl sonra, artık o kadar tıkalı değil -- normal olarak tersi olur.Một năm sau đó, nó không tắc bằng-- thông thường là ngược lại.
Bir yıl sonra, artık o kadar tıkalı değil -- normal olarak tersi olur.Rok później nie jest tak ściśnięta - zwykle idzie w drugą stronę.
Bir yıl sonra, artık o kadar tıkalı değil -- normal olarak tersi olur.Un an mai tarziu nu mai este la fel de infundata - in mod normal merge in directia opusa.
Bir yıl sonra, artık o kadar tıkalı değil -- normal olarak tersi olur.Un anno dopo, l'arteria non è così bloccata - normalmente va in un'altra direzione.
Bir yıl sonra, artık o kadar tıkalı değil -- normal olarak tersi olur.Un año más tarde, la obstrucción se redujo -generalmente pasa lo contrario.
Bir yıl sonra, artık o kadar tıkalı değil -- normal olarak tersi olur.Un an plus tard, c'est partiellement débouché - normalement c'est l'inverse qui se produit.
Bir yıl sonra, artık o kadar tıkalı değil -- normal olarak tersi olur.Ένα χρόνο αργότερα, δεν είναι φραγμένη, πάει προς την άλλη κατεύθυνση, κανονικά.
Bir yıl sonra, artık o kadar tıkalı değil -- normal olarak tersi olur.А година по-късно - то не е стеснено - въпреки че обикновено процеса е точно обратния.
Bir yıl sonra, artık o kadar tıkalı değil -- normal olarak tersi olur.Годом позже она не закупорена - а даже наоборот.
Bir yıl sonra, artık o kadar tıkalı değil -- normal olarak tersi olur.ושנה לאחר מכן זה פחות סתום. בד"כ, המגמה הפוכה.
Bir yıl sonra, artık o kadar tıkalı değil -- normal olarak tersi olur.بعد سنة واحدة, لقد قل التضيق عما كان سابقاً, في العادة نرى الدم يرجع للجهة المعاكسة.
Bir yıl sonra, artık o kadar tıkalı değil -- normal olarak tersi olur.このわずかな変化で 血流が300%改善しました
Burnu tıkalı olsa da, Matthew bugün sağlıklı durumda.Aparte de la congestión nasal, a Matthew le va bien hoy.
Burnu tıkalı olsa da, Matthew bugün sağlıklı durumda.Apesar do nariz entupido, Matthew está melhor.
Burnu tıkalı olsa da, Matthew bugün sağlıklı durumda.Meskipun dengan hidung yang sesak Matthew baik-baik saja sekarang.
Burnu tıkalı olsa da, Matthew bugün sağlıklı durumda.Ondanks een verstopte neus, gaat het nu goed met Matthew.
Burnu tıkalı olsa da, Matthew bugün sağlıklı durumda.Pomimo gęstego kataru, Matthew ma się dobrze.
Burnu tıkalı olsa da, Matthew bugün sağlıklı durumda.Trotz einer verstopften Nase geht es Matthew heute gut.
Tıkalı damarlardan ötürü belli kalp kaslarının kanı dolaştıramıyor.la parte del muscolo cardiaco dove le arterie intasate stanno limitando il flusso.
Tıkalı damarlardan ötürü belli kalp kaslarının kanı dolaştıramıyor.もしこの患者と同じ状態の人が手術室の外にいたら
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,(57:5) Яд у них – как яд змеи, как глухого аспида, который затыкает уши свои
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,(58:5) Ils ont un venin pareil au venin d`un serpent, D`un aspic sourd qui ferme son oreille,
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Au o otravă ca otrava unui şarpe, ca otrava unei aspide surzi, care îşi astupă urechea,
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,De ogudaktiga äro avfälliga allt ifrån modersskötet; de lögnaktiga fara vilse ända från sin moders liv.
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,De ugudelige er avveket fra mors fang av; de som taler løgn, farer vill fra mors liv.
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Eltértek a gonoszok fogantatásuk óta; tévelygenek a hazugok anyjok méhétõl kezdve.
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Gift har de i sig som Slangen, den stumme Øgle, der døver sit Øre
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Ihr Wüten ist gleichwie das Wüten einer Schlange, wie die taube Otter, die ihr Ohr zustopft,
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,저희의 독은 뱀의 독 같으며 저희는 귀를 막은 귀머거리 독사같으니
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Luopuneita ovat jumalattomat äidin kohdusta asti, eksyneitä valhettelijat hamasta äidin helmasta.