Ana içeriğe geç
Sözlük
/
sarkıt

sarkıt

/saɾˈkɯt/
noun
TR → EN
↔ ters çevir
"sarkıt" kelimesinin İngilizcesi: stalactite, stalactite, stalactite. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelstalactitenoun
Genelstalactite
Genelstalactite

Görsel

Buz sarkıtı kış manzarası - dondurucu soğukBeyaz Çan Kuşu: Dalda Duran Eşsiz Yabani Kuş ve Uzun Siyah SarkıtıBeyaz Mutfakta Modern Sarkıt Avize ve Minimalist Boş Duvar RaflarıAhşap Tavan Altındaki Keskin Buz Sarkıtlarının Büyüleyici Kış Detayı

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)sarkıtı
Yönelme (-e)sarkıta
Bulunma (-de)sarkıtta
Çıkma (-den)sarkıttan
Tamlayan (-in)sarkıtın
Çoğul (-ler)sarkıtlar

Tanım

Mağaraların tavanında aşağıya doğru oluşan, genellikle koni biçiminde kalker birikintisi, damla taş.
Mağaraların tavanında oluşan, genellikle koni biçiminde kalker birikintisi

Diğer Dillerde

AlmancaStalaktit /stalakˈtiːt/
stalactite
çekim: çoğul Stalaktiten · tamlayan Stalaktits
Der Eisenfresser.Buz sarkıtları.
Fransızcastalactite (dişil) /sta.lak.tit/
stalactite · icicle
çekim: çoğul stalactites
zıt: stalagmite
köken: Borrowed from New Latin stalactites, from Ancient Greek σταλακτός (stalaktós).
Insigne d'épaule.Bacadan torbanı sarkıt.
İspanyolcaestalactita (dişil)
stalactite
çekim: çoğul estalactitas
¡Cubos de hielo!Buz sarkıtları.
İtalyancastalattite (dişil) /sta.latˈti.te/
stalactite
çekim: çoğul stalattiti
Gruppo di ghiaccioli.Buz sarkıtları.
Rusçaсталактит (eril) /stəɫɐkˈtʲit/
stalactite
çekim: çoğul сталакти́ты · tamlayan сталакти́та
eş: капельник, мукарна
Посиди — как будто между делом, Руки на колени положа.Şiîler ise kollarını rahat pozisyonunda yanlara sarkıtırlar.
steen ontstaan door druppelend kalkrijk water
eş: dropsteen, leksteen, wratsteen
Maar mijn vrienden lieten mij in een mand door een gat in de stadsmuur zakken, zodat ik kon ontsnappen.Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.
Portekizceestalactite (dişil) /is.ta.lakˈt͡ʃi.t͡ʃi/
stalactite
çekim: çoğul estalactites
A fêmea, apenas 6 cromossomos.Mukarnas, sarkıtlı kubbe altı süslemesidir.
Yunancaσταλακτίτης (eril)
stalactite
çekim: çoğul σταλακτίτες · tamlayan σταλακτίτη
και δια θυριδος απο του τειχους κατεβιβασθην εν κοφινω και εξεφυγον τας χειρας αυτου.Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.
Japonca鍾乳石
stalactite
ぶら下げる ひねる などなど これらの動詞に沿って作品を作っていったんだRulo yapmak, katlamak, kesmek, sarkıtmak, burkmak, ya da her ne ise.
Korece종유석 /t͡ɕo̞ŋjusʰʌ̹k̚/
stalactite
köken: Sino-Korean word from 鍾乳石,鐘乳石.
굴리기, 접기, 자르기, 매달리기, 비틀기 또는 그무엇이든지.Rulo yapmak, katlamak, kesmek, sarkıtmak, burkmak, ya da her ne ise.
Lehçesopleniec, stalaktyt (eril) /sɔˈplɛ.ɲɛt͡s/
stalactite
çekim: çoğul sopleńce · tamlayan sopleńca
köken: Etymology tree Polish sopel Proto-Balto-Slavic *-nisder. Proto-Slavic *-nь Proto-Indo-European *-is Proto-Balto-Slavic *-is Proto-Slavic *-ь Proto-Indo-European *-yós Proto-Balto-Slavic *-jas Proto-Slavic *-jь Proto-Slavic *-ьje Proto-Slavic *-nьje Old Polish -enie Polish -enie Proto-Indo-European *-ikos Proto-Balto-Slavic *-ikas Proto-Slavic *-ьcь Polish -ec Polish -eniec Polish sopleniec From…
Ręce gorączkowo wyrzucane przed twarzami w ich migowej kłótni.Şiîler ise kollarını rahat pozisyonunda yanlara sarkıtırlar.
Fincestalaktiitti, tippukivipuikko /ˈstɑlɑktiːtːi/
stalactite
çekim: çoğul stalaktiitit · tamlayan stalaktiitin
köken: Internationalism (see English stalactite), ultimately from New Latin stalactites. Contains the suffix -iitti.
Jääkäriprikaati.Buz sarkıtları.
Çekçestalaktit (eril) /ˈstalaktɪt/
stalactite
çekim: çoğul stalaktity · tamlayan stalaktitu
Ledové paragrafy.Buz sarkıtları.
Macarcasztalaktit /ˈstɒlɒktit/
stalactite (secondary mineral deposit of calcium carbonate or another mineral that hangs from the roof of a cave)
çekim: çoğul sztalaktitok
köken: From German Stalaktit (“stalactite”).
Jégcsapretek.Buz sarkıtları.
İbraniceנָטִיף
הפרי הוא הלקט הבנוי משש קשוות.Mukarnas, sarkıtlı kubbe altı süslemesidir.
Vietnamcanhũ đá, thạch nhũ /ɲu˦ˀ˥ ʔɗaː˧˦/
stalactite
köken: nhũ (乳) + đá, internal calque of Vietnamese thạch nhũ.
Có người từ cửa sổ dòng tôi xuống, bằng một cái giỏ, dọc theo lưng thành, ấy vậy là tôi thoát khỏi tay họ.Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.
Letoncastalaktīts
Taycaหินย้อย /hin˩˩˦.jɔːj˦˥/
stalactite.
köken: From หิน (hǐn) + ย้อย (yɔ́ɔi).
Katalancacaramell (eril) /kə.ɾəˈmeʎ/
icicle · stalactite · candle drippings
çekim: çoğul caramells
köken: By dissimilation from Latin calamellus, diminutive of calamus (“reed”). Doublet of caramel, a borrowing via Portuguese.
İrlandacaaolchuisne (eril)
stalactite
çekim: çoğul aolchuisní · tamlayan aolchuisní
köken: aol + cuisne From aol (lime) and cuisne (hoar-frost, rime, ice, frosty haze)
İzlandacadropasteinn
Ermeniceշթաքար /ʃətʰɑˈkʰɑɾ/
stalactite
çekim: çoğul շթաքարեր
köken: շիթ (šitʻ) + -ա- (-a-) + քար (kʻar)
Gürcüceსტალაქტიტი /stʼäɫäkʰtʼitʼi/
stalactite
çekim: çoğul სტალაქტიტები · tamlayan სტალაქტიტის
köken: From Ancient Greek.
Esperantostalaktito /stalakˈtito/
stalactite
çekim: çoğul stalaktitoj
Faroecedropasteinur (eril)
stalactite, dripstone
çekim: çoğul dropasteinar · tamlayan dropasteins
köken: From dropi (“drop”) + steinur (“stone”).

Etimoloji

By surface analysis, sark- + -ıt. Coined by Turkish Language Association in 1945.

Örnek Cümleler

Dev sarkıtlardan biri
One of the giant Stalagnate
O da kovasını sarkıttı.
He let down his pail (into the pit).
Ayaklarını suya sarkıttı.
She dangled her feet in the water.
Saka vardı, kovasını sarkıttı.
'Good news!' he said.
O da kovasını sarkıttı. "Müjde!
'Good news!' he said.
Tavandan bir şamdan sarkıtıldı.
A chandelier was suspended from the ceiling.
Evin çatısında buz sarkıtları var.
The house has icicles on it.
Tom ayaklarını suyun içine sarkıttı.
Tom dangled his feet in the water.
O da kovasını sarkıttı. "Hey müjde...
He lowered his bucket, and said, “Good news.
Bir sarkıt ve dikit arasındaki fark nedir?
What is the difference between a stalactite and a stalagmite?
Göletler, dev sarkıtlar ve dikitler içerir.
There are many rooms separated from the main gallery by stalactites.
Mukarnas, sarkıtlı kubbe altı süslemesidir.
A horse also has, on average, six lumbar vertebrae.
sarkıt ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod