Ana içeriğe geç
Sözlük
/
hediyelik eşya

hediyelik eşya

noun
TR → EN
"hediyelik eşya" kelimesinin İngilizcesi: souvenir, souvenir. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelsouvenirnoun
Genelsouvenir

Görsel

Renkli hediyelik eşya mağazası içi, çocuklara özel neşeli alışveriş atmosferiGün Batımı Manzaralı Anahtarlık ve Deniz Temalı Dekoratif Hediyelik Eşya

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)hediyelik eşyayı
Yönelme (-e)hediyelik eşyaya
Bulunma (-de)hediyelik eşyada
Çıkma (-den)hediyelik eşyadan
Tamlayan (-in)hediyelik eşyanın
Çoğul (-ler)hediyelik eşyalar

Tanım

•turistlerin bir yeri hatırlamak ya da başkalarına hediye etmek için satın aldıkları eşya.

Diğer Dillerde

AlmancaAndenken, Erinnerungsstück, Mitbringsel, Reisemitbringsel, Souvenir /ˈanˌdɛŋkn̩/
to think about, consider
çekim: geçmiş dachte an · ortaç angedacht · şimdiki denkt an · ulaç andenkend
eş: Souvenir, Mitbringsel, Erinnerung, Gedenken
köken: an- + denken
Jeden Freitag Morgen war ich im Geschenkartikelladen. — Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.
das Andenken der Toten ehren
Diese Kinokarte ist ein Andenken an unsere erste Verabredung.
als Andenken behalten.
İspanyolcarecuerdo, tornaviaje (eril) /reˈkweɾdo/
memory · souvenir
çekim: çoğul recuerdos
köken: Deverbal from recordar.
Cada viernes por la mañana acudía a la tienda de regalos. — Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.
İtalyancaricordo (eril) /riˈkɔr.do/
memory, recollection, remembrance · reminiscences · souvenir, keepsake, memento
çekim: çoğul ricordi
eş: memoria, reminiscenza, flashback, rievocazione, nostalgia, rimpianto
köken: Deverbal from ricordare + -o. Compare Sicilian rigordu.
Ho lavorato da sola, ogni venerdì mattina. Ero al negozio di regali. — Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.
Rusçaсувени́р
Каждое утро пятницы я была в сувенирном магазине. — Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.
Arapçaتَذْكار
أعمل كل جمعة صباحاً في محل الهدايا. — Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.
Azericesuvenir, yadigar
keepsake; souvenir (an item of sentimental value, to remember an event or location, but mostly a person or relationship)
çekim: çoğul yadigarlar · tamlayan yadigarın
köken: From Persian یادگار.
Kazakçaкәдесый
souvenir
çekim: çoğul кәдесыйлар · tamlayan кәдесыйдың
Özbekçeesdalik, yodgorlik
Felemenkçeaandenken (nötr) /ˈaːn.dɛŋ.kə(n)/
an instance of calling to mind or remembering · a keepsake, object recalling a memory · attention
çekim: çoğul aandenkens
eş: gedachtenis, souvenir
köken: From Middle Dutch aendenken, aendencken. Equivalent to aan + denken. Compare German Andenken.
Elke vrijdagochtend was ik in de cadeaushop. — Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.
Yunancaενθύμιο (nötr) /enˈθimio/
souvenir, memento, keepsake
çekim: çoğul ενθύμια · tamlayan ενθυμίου
eş: σουβενίρ, αναμνηστικό
köken: From Ancient Greek ἐνθύμιος (enthúmios).
Κάθε Παρασκευή πρωί, ήμουν στο κατάστημα δώρων. — Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.
Japonca土産, 記念品, 記念物 /mʲija̠ɡe̞/
a souvenir · a present
eş: お土産
köken: Probably a compound of 宮 (miya, “shrine”) + 笥 (ke, “small box”). The ke changes to ge as an instance of rendaku (連濁).
病院スタッフのタイムスタンプを押しながら — Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.
Korece기념물, 기념품, 선물 /kiɲʌ̹mmuɭ/
souvenir; memento · memorial
köken: Sino-Korean word from 紀念物.
매주 금요일 아침마다 저는 그 선물가게에 있었어요. — Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.
Lehçepamiątka (dişil) /paˈmjɔnt.ka/
souvenir, keepsake (item of sentimental value, that is given or kept to remember an event or location) · memory, recollection (record of a thing or an event stored and available for later use by the organism)
çekim: çoğul pamiątki · tamlayan pamiątki
köken: Etymology tree Proto-Slavic *pa- Proto-Indo-European *men- Proto-Indo-European *-tis Proto-Indo-European *méntis Proto-Balto-Slavic *mintísder. Proto-Slavic *pàmę̄tь Old Polish pamięć Polish pamięć Proto-Indo-European *-keh₂der. Proto-Balto-Slavic *-kāˀ Proto-Slavic *-ъka Old Polish -ka Polish -ka Polish pamiątka From pamięć + -ka.
aile: pamiątkarski, na pamiątkę, na wieczną rzeczy pamiątkę, pamiątkarstwo
Każdego piątkowego poranka byłam w sklepie z prezentami. — Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.
Ukraynacaсувені́р
Кожен ранок п'ятниці я була в сувенірному магазині. — Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.
Hintçeयादगार, सौग़ात, स्मारिका (dişil) /jɑːd̪.ɡɑːɾ/
relic · souvenir
çekim: çoğul यादगारें
eş: स्मारक, स्मारिका, सौग़ात
köken: Borrowed from Classical Persian یَادْگَار (yādgār), from یاد (“memory”) + گار. By surface analysis, याद (yād) + -गार (-gār). Compare Punjabi ਯਾਦਗਾਰ (yādgār).
aile: यादगारी
Fincematkamuisto, muistoesine /ˈmɑtkɑˌmui̯sto/
A souvenir.
çekim: çoğul matkamuistot · tamlayan matkamuiston
köken: matka + muisto
aile: matkamuistomyymälä
Çekçesuvenýr (eril) /ˈsuvɛniːr/
souvenir
çekim: çoğul suvenýry · tamlayan suvenýru
köken: Borrowed from French souvenir.
Každý pátek ráno jsem byla v dárkovém obchodě. — Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.
Macarcaszuvenír /ˈsuvɛniːr/
souvenir (an item of sentimental value, to remember an event or location)
çekim: çoğul szuvenírek
köken: From French souvenir.
Minden péntek reggel, az ajándékboltban. — Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.
İbraniceמַזכֶּרֶת
בכל יום שישי בבוקר הייתי בחנות המתנות. — Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.
Latincemnēmosȳnum
Dancasouvenir
souvenir
çekim: çoğul souvenirs · tamlayan souvenirs
köken: Unadapted borrowing from French souvenir.
Hver fredag morgen var jeg i butikken. — Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.
Endonezcecendera mata, oleh-oleh /t͡ʃəndəˈra ˈmata/
souvenir (an item of sentimental value to remember an event or location) · sweetheart, lover
çekim: çoğul cendera-cendera mata
köken: Compound of cendera + mata (“eye”), inherited from Malay cenderamata.
Setiap Jum'at pagi, saya berada di toko suvenir. — Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.
Vietnamcađồ lưu niệm
Mỗi buổi sáng thứ 6, tôi lại có mặt ở cửa hiệu. — Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.
Slovakçasuvenír
Každé piatkové ráno som bola v darčekovom obchode. — Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.
Slovencespominek
V restavriranih skladiščih so zdaj trgovine, restavracije in zabavišča. — Şu an içindeki açık mekanda kafe, restoranlar ve hediyelik eşya satan mağazalar bulunmaktadır.
Litvancasuvenyras (eril) /sʊʋʲɛ²ˈnʲiːrɐs/
souvenir (an item of sentimental value, that is given or kept to remember an event or location)
çekim: çoğul suvenỹrai · tamlayan suvenỹro
köken: Ultimately from French souvenir. Compare Latvian suvenīrs, Russian сувени́р (suvenír).
Letoncasuvenīrs
Estoncameene, suveniir /ˈmeˑne/
memento, keepsake
çekim: çoğul meened · tamlayan meenete
köken: From meenuma + -e.

Örnek Cümleler

Ne tür hediyelik eşyalar aldın?
What souvenirs did you buy?
Herkes için hediyelik eşya aldım.
I brought souvenirs for everybody.
Hediyelik eşya nereden alabilirim?
Where can I pick up some souvenirs?
Hediyelik eşya mağazası ikinci katta.
The gift shop is on the second deck.
Otelde bir hediyelik eşya dükkânı var mı?
Is there a souvenir shop in the hotel?
Bir hediyelik eşya dükkanında çalışıyorum.
I'm working at a gift shop.
Tom bazı hediyelik eşyalar almak istiyordu.
Tom wanted to buy some souvenirs.
Tom eve bir hediyelik eşya getirmek istedi.
Tom wanted to bring home a souvenir.
Kız arkadaşına bir hediyelik eşya aldın mı?
Did you get your girlfriend a souvenir?
Burada hiç hediyelik eşya dükkanları var mı?
Are there any souvenir shops here?
Bu yakınlarda hediyelik eşya dükkânı var mı?
Is there a gift shop around here?
Bu çevrede bir hediyelik eşya dükkanı var mı?
Is there any souvenir shop around here?
hediyelik eşya ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod