Otelde bir hediyelik eşya dükkânı var mı?Is there a souvenir shop in the hotel?
Geçen hafta, ABD'den ona bazı hediyelik eşyalar postaladım.Last week, I mailed him some souvenirs from the U.S.
Onun en çok hangi hediyelik eşyayı istediğini düşünüyorsun?What souvenir do you think she would like most?
Bu çevrede bir hediyelik eşya dükkanı var mı?Is there any souvenir shop around here?
Hediyelik eşya nereden alabilirim?Where can I pick up some souvenirs?
Burada hiç hediyelik eşya dükkanları var mı?Are there any souvenir shops here?
Turistler sık sık bu dükkandan hediyelik eşya satın aldılar.Tourists often bought souvenirs in this shop.
Turistler çoğunlukla bu dükkandan hediyelik eşya satın aldılar.Tourists often bought souvenirs in this shop.
Bir hediyelik eşya dükkanında çalışıyorum.I'm working at a gift shop.
Tom bazı hediyelik eşyalar almak istiyordu.Tom wanted to buy some souvenirs.
Tom eve bir hediyelik eşya getirmek istedi.Tom wanted to bring home a souvenir.
Ben sadece, bu yeri hatırlamak için birkaç hediyelik eşya istiyorum.I just want some souvenirs to remember this place by.
Dan bir hediyelik eşya dükkanını soydu ve onu ateşe verdi.Dan robbed a gift shop and set fire to it.
Kız arkadaşına bir hediyelik eşya aldın mı?Did you get your girlfriend a souvenir?
Ne tür hediyelik eşyalar aldın?What souvenirs did you buy?
Eski şehirde birçok hediyelik eşya mağazaları vardır.There are many souvenir shops in the old city.
Mary bütün günü hediyelik eşya dükkanlarında geçirir.Mary spent the entire day in souvenir shops.
Hediyelik eşya mağazası ikinci katta.The gift shop is on the second deck.
Herkes için hediyelik eşya aldım.I brought souvenirs for everybody.
Hediyelik eşya olarak bana bir anahtarlık satın al.Buy me a keychain as a souvenir.
Tom turistlere harita ve hediyelik eşya satıyor.Tom sells maps and souvenirs to tourists.
Bu yakınlarda hediyelik eşya dükkânı var mı?Is there a gift shop around here?
Bu civarda hediyelik eşya satan bir yer var mı?Is there a gift shop around here?
Küçük bir UFO hediyelik eşya dükkanı olan "Area 51 Research Center", 2001 sonbaharında kapanmıştır.The Area 51 Research Center, a small UFO souvenir shop, closed in the fall of 2001.
Günümüzde bu evlerin birçoğu hediyelik eşya mağazaları ve galeri gibi kullanılıyor.Most of these older buildings are now used as restaurants or shops.
Tadilat edilmiş dükkânı ise geniş hediyelik eşya seçeneğini sunar.The ballpark offers a wide choice of restaurants.
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.Every Friday morning I was at the gift shop.
Tito'nun resmi, çay fincanından çoraba kadar bir dolu hediyelik eşyada görülüyor.It can be found on a host of souvenir items, from teacups to pairs of socks.
Tito'lu hediyelik eşyalar üretmek isteyenler bundan böyle aileden izin almak zorunda kalacak.Those seeking to produce Tito souvenirs now need to obtain permission from the family.
Ancak yasak nedeniyle sadece hediyelik eşya satın alabiliyorlardı.Under the ban, they could not even purchase souvenirs.
Pazar hediyelik eşya arayanlar arasında da popülerdir.Many people visit the street to buy gifts at Christmas or before going abroad to visit friends.
Günümüzde Mani'nin sahil köyleri kafe ve hediyelik eşya dükkanlarıyla doludur.Today the Mani's coastal villages are full of cafés and souvenir shops.
Ziyaretçi merkezinde kafe, hediyelik eşya dükkanı, kilitli dolaplar ve otopark bulunmaktadır .Visitors center offers café, souvenirs shop, lockers and parking lot.
Kayısı ağacından el yapımı birtakım hediyelik eşyalar da yapılır.Several hand-made souvenirs are also made from the apricot wood.
Artık hediyelik eşya olarak satılıyorlar. KaynakçaThey are now sold as souvenirs.
Günümüzde bu evlerin birçoğu hediyelik eşya mağazaları ve galeri gibi kullanılıyor.Heute werden die meisten der Speicher als Wohn- und Geschäftshäuser genutzt.
Havalimanında kafe, hediyelik eşya mağazası, ve araba kiralama için şirketler vardır.El recinto cuenta con servicio de cafetería, restaurante, alquiler de coches y venta de billetes.
Mağaza Dünya Kupası logosunu içeren hediyelik eşyalarla doluydu.Магазин заполонён сувенирами с символикой чемпионата мира по футболу.
Dükkânda Dünya Kupası sembolüyle bezenmiş bir sürü hediyelik eşya vardı.Магазин заполонён сувенирами с символикой чемпионата мира по футболу.
Bunlara ek olarak bir kitapçı, hediyelik eşya dükkanı, kütüphane, eğitim merkezi ve kafe bulundurmaktadır.Ele também tem uma livraria, loja de presentes, biblioteca, centro de ensino e café.
Günümüzde bu evlerin birçoğu hediyelik eşya mağazaları ve galeri gibi kullanılıyor.Tegenwoordig zijn de meeste winkels in de galerij boekenwinkels en kunstgalerijen.
Kıbrıs gezilerinin unutulmaz hatıra ve hediyelik eşyaları arasında yer alır.Fani po zakończonej podróży otrzymują pamiątkowe gadżety oraz prezenty.
Günümüzde bu evlerin birçoğu hediyelik eşya mağazaları ve galeri gibi kullanılıyor.Деякі з цих приміщень і сьогодні використовують як сараї або хліви.
Bu ziyaretçilere ikram Hediyelik eşya mağazaları ve restoranlar dahil olmak üzere pek çok tesis bulunur.Na vrchu se nachází několik zařízení pro návštěvníky, včetně restaurace a dárkových prodejen.
Halen hediyelik eşya çarşısı olarak kullanılmaya devam etmektedir.Kertas bahkan digunakan sebagai barang hadiah.
Halen hediyelik eşya çarşısı olarak kullanılmaya devam etmektedir.당시 관람시설은 기념공원으로 활용되고 있다.
Tadilat edilmiş dükkânı ise geniş hediyelik eşya seçeneğini sunar.Там се намира магазин за пакетирани стоки и се предлага бърза закуска.
Şu an içindeki açık mekanda kafe, restoranlar ve hediyelik eşya satan mağazalar bulunmaktadır.V restavriranih skladiščih so zdaj trgovine, restavracije in zabavišča.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.그 사람들은 자원봉사자가 정말 필요했거든요. 왜나면 그 병원 선물가게의 평균 자원봉사자들 나이가 75세 였거든요.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.De var desperate efter frivillige. fordi gennemsnitsalderen af de frivillige i hospitalets gavebutik var 75.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.De var i desperat behov av volontärer eftersom medelåldern hos de nuvarande volontärerna var 75.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.Elszántan szükségük volt egy önkéntesre, mivel az ajándékbolti átlagéletkor 75 körül lehetett.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.Ils cherchaient désespérément des volontaires car la moyenne d'âge des volontaires à l'hôpital est de 75 ans.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.Mereka putus-asa akan sukarelawan karena umur rata-rata sukarelawan di toko suvenir rumah-sakit adalah 75.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.Nutně potřebovali dobrovolníky protože průměrný věk dobrovolníků u nich v obchodě byl 75 let.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.Zúfalo potrebovali dobrovoľníkov, pretože priemerný vek dobrovoľníka v nemocničnom obchode bol 75.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.Έψαχναν απελπισμένα για εθελοντές καθώς ο μέσος όρος ηλικίας των εθελοντών του καταστήματος ήταν 75.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.Им очень нужны были добровольцы. Потому что средний возраст добровольцев в магазине был 75 лет.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.Їм дуже були потрібні добровольці. Тому що середній вік добровольців в магазині був 75 років.
Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti.הם היו נואשים למתנדבים. כי הגיל הממוצע של המתנדבים בחנות המתנות של בית החולים היה 75.