göçmenlik
C2 seviye
TR → EN
"göçmenlik" kelimesinin İngilizcesi: immigration. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelimmigration
Tanım
•Göçmen olma durumu, muhacirlik
•Kendi ülkesinden ayrılarak yerleşmek için başka ülkeye giden olma durumu
Diğer Dillerde
AlmancaEinwanderung, Immigration (dişil) /ˈaɪ̯nˌvandəʁʊŋ/
immigration
çekim: çoğul Einwanderungen · tamlayan Einwanderungen
eş: Immigration, Zuwanderung
zıt: Auswanderung, Emigration
köken: From einwandern + -ung.
aile: Einwanderungsgesellschaft, Einwanderungsland
Wir müssen unsere Einwanderungspolitik in Ordnung bringen. — Göçmenlik politikamızı düzeltmeliyiz.
Fransızcaimmigration (dişil) /i.mi.ɡʁa.sjɔ̃/
immigration
çekim: çoğul immigrations
köken: From Latin immigrō and modelled on émigration.
Département de l’immigration — Göçmenlik Birimi
İspanyolcainmigración (dişil) /immiɡɾaˈθjon/
immigration
çekim: çoğul inmigraciones
Unidad de inmigración — Göçmenlik Birimi
inmigración masiva
İtalyancaimmigrazione (dişil) /im.mi.ɡratˈt͡sjo.ne/
immigration · immigrants
çekim: çoğul immigrazioni
eş: spostamento, trasferimento, insediamento
zıt: emigrazione
köken: From immigrare + -zione.
Vanno ripensate le politiche dell'immigrazione. — Göçmenlik politikamızı düzeltmeliyiz.
Rusçaэмиграция (dişil) /ɪmʲɪˈɡrat͡sɨjə/
emigration
çekim: çoğul эмигра́ции · tamlayan эмигра́ции
Миграционный отдел — Göçmenlik Birimi
Arapçaمُهَاجَرَة, هِجَار, هِجْرَة
وحدة الهجرة — Göçmenlik Birimi
Azericehicrət, immiqrasiya, mühacirət
emigration (leaving one's country) · Hijra
çekim: çoğul hicrətlər · tamlayan hicrətin
köken: Borrowed from Arabic هِجْرَة (hijra).
Kazakçaиммиграция, көші-қон
Özbekçehijrat, immigratsiya
Felemenkçeimmigratie, inwijking (dişil) /ˌɪ.miˈɣraː.(t)si/
immigration
çekim: çoğul immigraties
köken: From immigreren + -atie.
aile: crimigratie
We moeten ons immigratiebeleid veranderen. — Göçmenlik politikamızı düzeltmeliyiz.
Portekizceimigração (dişil) /i.mi.ɡɾaˈsɐ̃w̃/
immigration
çekim: çoğul imigrações
köken: From imigrar + -ção.
Temos de consertar a nossa política de imigração. — Göçmenlik politikamızı düzeltmeliyiz.
Yunancaμετανάστευση (dişil)
migration: immigration, emigration
çekim: çoğul μεταναστεύσεις · tamlayan μετανάστευσης
köken: From Ancient Greek μεταναστεύω (metanasteúō).
Πρέπει να διορθώσουμε την πολιτική μετανάστευσης. — Göçmenlik politikamızı düzeltmeliyiz.
settlement · immigration
çekim: geçmiş 入植した
aile: 入植者
移民政策を直さなければいけません。 — Göçmenlik politikamızı düzeltmeliyiz.
イスラエルの入植活動は続いている。
immigration; emigration
eş: 이주
köken: Sino-Korean word from 移民, from 移 (“to change place”) + 民 (“people”)
이민 정책을 바로 잡아야 합니다. — Göçmenlik politikamızı düzeltmeliyiz.
İsveççeinvandring
immigration
çekim: çoğul invandringar · tamlayan invandrings
zıt: utvandring, emigration
köken: invandra + -ing
aile: anhöriginvandring, arbetskraftsinvandring, asylinvandring, flyktinginvandring, invandringskvot, invandringslag, invandringspolitik, invandringspolitisk, massinvandring, sekundärinvandring
Invandrarenheten — Göçmenlik Birimi
Lehçeimigracja (dişil) /i.miˈɡra.t͡sja/
immigration (act of immigrating) · a foreign population that has settled in another country
çekim: çoğul imigracje · tamlayan imigracji
zıt: emigracja
köken: Etymology tree French immigrationbor. Polish imigracja Borrowed from French immigration.
aile: imigracyjny
Naprawić naszą politykę imigracyjną. — Göçmenlik politikamızı düzeltmeliyiz.
Ukraynacaіммігра́ція, пересе́лення
Вона була про економічну сторону нелегальної імміграції. — Yasadışı göçmenlik ekonomisi gibi bir şey.
Hintçeआप्रवास, आप्रवासन, आव्रजन (eril) /ɑːp.ɾə.ʋɑːs/
immigration
çekim: çoğul आप्रवासों
zıt: उत्प्रवास
köken: From आ- (ā-, “towards”) + प्रवास (pravās, “emigration”).
aile: आप्रवासी
Fincemaahanmuutto, siirtolaisuus /ˈmɑːhɑnˌmuːtːo/
immigration
çekim: çoğul maahanmuutot · tamlayan maahanmuuton
köken: From maahan (“into the country”, illative) + muutto (“migration”).
aile: haittamaahanmuutto, maahanmuuttokriittinen, maahanmuuttokriittisyys, maahanmuuttomyönteinen, maahanmuuttopolitiikka, maahanmuuttovastainen, maahanmuuttovirasto
Maahanmuuttoyksikkö — Göçmenlik Birimi
Çekçeimigrace, přistěhovalectví (dişil) /ˈɪmɪɡrat͡sɛ/
immigration
çekim: çoğul imigrací · tamlayan imigrací
eş: přistěhovalectví
zıt: emigrace
aile: imigrační
Spravit imigrační politiku. — Göçmenlik politikamızı düzeltmeliyiz.
Rumenceimigrare, imigrație (dişil)
immigration
çekim: çoğul imigrări · tamlayan imigrări
köken: From imigra + -re.
Trebuie să reparăm politica imigrației. — Göçmenlik politikamızı düzeltmeliyiz.
Macarcabevándorlás /ˈbɛvaːndorlaːʃ/
immigration
çekim: çoğul bevándorlások
köken: bevándorol + -ás
Rendbe kell hoznunk a bevándorlási politikánkat. — Göçmenlik politikamızı düzeltmeliyiz.
İbraniceהֲגִירָה
אנחנו חייבים לשנות את מדיניות ההגירה שלנו. — Göçmenlik politikamızı düzeltmeliyiz.
Dancaindvandring
immigration
çekim: çoğul indvandringer · tamlayan indvandrings
köken: From indvandre (“immigrate”) + -ing
Norveççeimmigrasjon, innvandring
Endonezceimigrasi /i.miˈɡra.si/
immigration, the act of immigrating; the passing or coming into a country of which one is not native born for the purpose of permanent residence · immigration, border inspection
çekim: çoğul imigrasi-imigrasi
köken: From Dutch immigratie.
aile: berimigrasi, keimigrasian
Perbaiki undang-undang imigrasi. — Göçmenlik politikamızı düzeltmeliyiz.
Direktorat Jendral Imigrasi
Vietnamcasự nhập cư
Ta phải sửa đổi luật di dân. — Göçmenlik politikamızı düzeltmeliyiz.
Bulgarcaимигра́ция, пресе́лване
Трябва да си оправим имиграционната политика. — Göçmenlik politikamızı düzeltmeliyiz.
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Tom bir göçmenlik avukatıdır.
Tom is an immigration lawyer.
Göçmenlik dönemindeki faaliyetleri
Activity in emigration
Sami göçmenlik bürosuna geri döndü.
Sami returned to the immigration office.
Göçmenlik politikamızı düzeltmeliyiz.
We have to fix our immigration policy.
Amerika'nın göçmenlik sistemi bozuldu.
America’s immigration system is broken.
Yasadışı göçmenlik ekonomisi gibi bir şey.
Here's the economics of illegal immigration.
Biz göçmenlik bürosuna bildirmek zorundayız.
We have to report to the immigration office.
Kendimizi göçmenlik ofisine tanıtmak zorundayız.
We have to introduce ourselves to the immigration office.
Kanada Göçmenlik ve Mülteci Masası eski üyesiyim.
I'm a former member of the Immigration and Refugee Board of Canada.
Göçmenlik sistemimizi yeniden düzenlememiz gerekir.
We need to reform our immigration system.
George Bush, kapsamlı göçmenlik reformunu benimsedi.
George Bush embraced comprehensive immigration reform.
Göçmenlik hizmeti merkezleri yasal göçü teşvik ediyor
Migration service centres promote legal emigration