Bana baskı yapmaktan vazgeç.
Stop pressuring me.
Sana baskı yapmak istemiyorum.
I don't wanna press you.
Sana baskı yapmak istemiyoruz.
We don't want to pressure you.
Sana baskı yapmak için burada değilim.
I'm not here to put pressure on you.
Burada sana baskı yapmak için bulunmuyorum.
I'm not here to put pressure on you.
O ülkenin hükümeti insanlarına baskı yapmaktadır.
The government of that country oppresses its people.
Fitne (baskı yapmak), adam öldürmekten daha kötüdür.
Oppression is worse than killing.
Fitne (baskı yapmak, adam) öldürmekten daha büyük(bir günah)tır".
And persecution is more serious than killing.
Babası gibi hayatı boyunca başıboş gezen bir kıza baskı yapmak zor değil.
That one girl, I won't let her just prance around in front of me.
Birçok kişi Moskova'yı Ukrayna'nın Batı'ya yanaşan hükümetine baskı yapmakla suçlamıştı.
Many accused Moscow of trying to coerce Ukraine's Western-leaning government.
Sasani İmparatorluğu doğudan ve güneydoğudan Suriye, Mısır ve Anadolu'ya baskı yapmaktaydı.
The Sassanid Empire was pressing from the east on Syria, Egypt, and Anatolia.
Öyle gözüküyor ki, İran da bu konuda Suriye'yi desteklemek için Türkiye`ye baskı yapmakta."
Apparently, Iran also influences Turkey in this matter."
baskı yapmak ile daha fazla örnek cümle →