O ülkenin hükümeti insanlarına baskı yapmaktadır.The government of that country oppresses its people.
Sana baskı yapmak istemiyorum.I don't wanna press you.
Sana baskı yapmak istemiyoruz.We don't want to pressure you.
Bana baskı yapmaktan vazgeç.Stop pressuring me.
Sana baskı yapmak için burada değilim.I'm not here to put pressure on you.
Burada sana baskı yapmak için bulunmuyorum.I'm not here to put pressure on you.
Sasani İmparatorluğu doğudan ve güneydoğudan Suriye, Mısır ve Anadolu'ya baskı yapmaktaydı.The Sassanid Empire was pressing from the east on Syria, Egypt, and Anatolia.
Babası gibi hayatı boyunca başıboş gezen bir kıza baskı yapmak zor değil.That one girl, I won't let her just prance around in front of me.
Birçok kişi Moskova'yı Ukrayna'nın Batı'ya yanaşan hükümetine baskı yapmakla suçlamıştı.Many accused Moscow of trying to coerce Ukraine's Western-leaning government.
Öyle gözüküyor ki, İran da bu konuda Suriye'yi desteklemek için Türkiye`ye baskı yapmakta."Apparently, Iran also influences Turkey in this matter."
SETimes'a konuşan Janjiç, "Hem Sırbistan hem de Romanya Ulah toplumuna baskı yapmak istiyor."Both Serbia and Romania are trying to put pressure on the Vlach community.
Sasani İmparatorluğu doğudan ve güneydoğudan Suriye, Mısır ve Anadolu'ya baskı yapmaktaydı.O Império Sassânida esta pressionando do Oriente na Síria, Egito e Anatólia.
160-170.000 adet baskı yapmaktadır.160–171 Ústavy.
Sasani İmparatorluğu doğudan ve güneydoğudan Suriye, Mısır ve Anadolu'ya baskı yapmaktaydı.Keletről és délről az Újperzsa Birodalom fenyegette Szíriát, Egyiptomot és Anatóliát.
160-170.000 adet baskı yapmaktadır.140 000 – 160 000 са избити.
160-170.000 adet baskı yapmaktadır.160-171 Ústavy.
Babası gibi hayatı boyunca başıboş gezen bir kıza baskı yapmak zor değil.Cette femme, je ne la laisserai pas se pavaner devant moi.
Babası gibi hayatı boyunca başıboş gezen bir kıza baskı yapmak zor değil.Nem nehéz egy ilyen lányt arra kényszeríteni, hogy úgy vándoroljon, ahogy az apja tette.
Babası gibi hayatı boyunca başıboş gezen bir kıza baskı yapmak zor değil.ليس من الصعب اجبار فتاة مثلها...على الترحال طيلة حياتها مثل والدها
baskı yapmakfaire pression sur une personne
baskı yapmakpainostaminen
baskı yapmakpåtryckningar
baskı yapmakpresionar;
baskı yapmakпринуждение
baskı yapmakالضغط
baskı yapmak荣誉暴力行为包括:
Ve ilk görevimiz de Kongre'ye, milletimiz için çok geç olmadan, kendisini yenilemesi için baskı yapmak olsun.그리고 우리의 첫 번째 임무로 국회를 개혁하도록 압박합시다. 우리나라를 위해 너무 늦지 않도록 말입니다.
Ve ilk görevimiz de Kongre'ye, milletimiz için çok geç olmadan, kendisini yenilemesi için baskı yapmak olsun.Laten we allereerst het Congres ertoe brengen zichzelf te hervormen, vóórdat het te laat is voor ons land.
Ve ilk görevimiz de Kongre'ye, milletimiz için çok geç olmadan, kendisini yenilemesi için baskı yapmak olsun.Naszą pierwszą misją będzie wywarcie presji na Kongres aby się zreformował zanim będzie za późno.
Ve ilk görevimiz de Kongre'ye, milletimiz için çok geç olmadan, kendisini yenilemesi için baskı yapmak olsun.Và nhiệm vụ đầu tiên là khiến cho Quốc hội tự cải cách lại, trước khi quá muộn cho đất nước của chúng ta.
Ve ilk görevimiz de Kongre'ye, milletimiz için çok geç olmadan, kendisini yenilemesi için baskı yapmak olsun.И давайте начнём с того, что заставим Конгресс провести внутренние реформы, пока ещё не поздно.
Ve ilk görevimiz de Kongre'ye, milletimiz için çok geç olmadan, kendisini yenilemesi için baskı yapmak olsun.ליותר יעילה ויותר הומנית. אז זה אפשרי. אנחנו יכולים לעשות זאת.
Ve ilk görevimiz de Kongre'ye, milletimiz için çok geç olmadan, kendisini yenilemesi için baskı yapmak olsun.و نجعل اول مهامنا ان يتغير الكونجرس من الداخل قبل فوات الاوان لشعبنا
Ve ilk görevimiz de Kongre'ye, milletimiz için çok geç olmadan, kendisini yenilemesi için baskı yapmak olsun.私たちの国にとって手遅れにならないうちに ありがとうございました (拍手)