barışmak
/ba.ɾɯʃˈmak/
verb
C2 seviye
TR → EN
Çekim Tablosu
Geniş zamanbarışamam
Şimdiki zamanbarışabiliyor
Gelecek zamanbarışacak
Geçmiş zamanbarışamadı
Şartbarışamasa
Gereklilikbarışamamalı
Emirbarış
Tanım
•iki taraf arasındaki dargınlığı kaldırmak, uzlaşmak, anlaşmak
•sevmek, zevk almak
•Hoşuna gitmek, hoş bulmak, beğenmek
•İki taraf, aralarındaki dargınlığı kaldırmak; uzlaşmak; anlaşmak
Diğer Dillerde
Rusçaпомириться /pəmʲɪˈrʲit͡sːə/
to make one's peace (with), to be reconciled (with) · passive of помири́ть (pomirítʹ)
çekim: geçmiş помири́вшийся · ortaç помири́вшийся
köken: помири́ть (pomirítʹ) + -ся (-sja)
Korece전쟁이나 전투를 멈추다
그리하여 그녀는 우라노스에게 응징을 가하고 이들을 구출하려는 마음을 먹고 계획을 세운다. — Lia onunla kavga eder, sonra barışmak ister.
Etimoloji
From Ottoman Turkish بارشمق (barışmak), from barış.
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Kafkasya ve Hazar halklarının çoğu, Roma ile barışmak için elçiler gönderdi.
Many of the tribes of the Causasus and Caspian sent envoys to conclude peace with Rome.
Simon, Yüce Babıali ile barışmak zorunda kaldı ve yıllık bir haraç ödemeyi kabul etti.
Simon had to make peace with the Sublime Porte and agreed to pay an annual tribute.
Kocaları da bu arada barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler.
Their husbands would do well to take them back in that case, if they wish to be reconciled.
Kocaları bu arada barışmak isterlerse, karılarını geri almakta daha çok hak sahibidirler.
Their husbands would do well to take them back in that case, if they wish to be reconciled.
Kocaları, bu müddet içinde barışmak isterlerse tekrar kadınlarını almaya tam hakları vardır.
Their husbands would do well to take them back in that case, if they wish to be reconciled.
Kocaları da, barışmak istedikleri takdirde o süre içersinde onları geri almaya daha layıktırlar.
Their husbands would do well to take them back in that case, if they wish to be reconciled.