Ana içeriğe geç
Sözlük
/
bağrış

bağrış

Tanım

Bağırmak işi veya biçimi
Haykırma sesi

Örnek Cümleler

Çığırışmak, bağrışmak.
And screaming and yelling.
[üst üste bağrışmalar]
Not normal, bruv. [overlapping shouting] [sirens blaring]
Emre'yi görünce aralarında bağrış çağrış olur.
And whosoever is commanded to look in them, the same is called seer.
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.
All the congregation lifted up their voice, and cried; and the people wept that night.
(Bağrışmalar) (Gülüşmeler) (Bağrışmalar) (Gülüşmeler)
(Shouts) (Laughter) (Shouts) (Laughter)
O yiyecek sağlar hayvanlara, Bağrışan kuzgun yavrularına.
He provides food for the livestock, and for the young ravens when they call.
Meryemoğlu örnek getirilince kavmin hemen bağrışmaya başladı.
When the example of Mary's son is quoted before them, your people cry out at it,
Gerçekten sizin için o bağrışıp çağrışma gününden, korkuyorum.
I fear for you a day on which will be a great outcry!”
[üst üste bağrışmalar] [Adam kendi dilinde konuşur]: Gerçek ötesi.
man speaking native language:
Azabımız, ancak bir bağrıştan ibaretti, o anda hepsi de sönüp gitti.
There was just one blast, and they were extinguished.
Onlar ise, ‹‹Onu çarmıha ger, çarmıha ger!›› diye bağrışıp durdular.
but they shouted, saying, "Crucify! Crucify him!"
Bizi çıkar; yaptığımızdan başka, yararlı iş işleyelim" diye bağrışırlar.
Bring us out, we shall do righteous good deeds, not (the evil deeds) that we used to do."
bağrış ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod