bağırsak
noun
C1 seviye
TR → EN
"bağırsak" kelimesinin İngilizcesi: intestine, bowel, intestine, intestine, bowel. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelintestinenoun
Genelbowel
Genelintestine
Genelintestine
Genelbowel
Genelintestine
Genelbowel
Genelbowel
Çekim Tablosu
Belirtme (-i)bağırsağı
Yönelme (-e)bağırsağa
Bulunma (-de)bağırsakta
Çıkma (-den)bağırsaktan
Tamlayan (-in)bağırsağın
Çoğul (-ler)bağırsaklar
Tanım
•bağırmak (eylem) sözcüğünün dilek-şart kipi basit birinci çoğul şahıs olumlu çekimi
•Erzurum ili Aşkale ilçesine bağlı bir köy
•Sindirim sisteminde mideden sonra gelen ve besinlerin kana karışmasını, artıkların dışarı atılmasını sağlayan organ.
•Sindirim organının mideden anüse kadar olan, ince bağırsak ve kalın bağırsaktan oluşan bölümü
Atasözü & Deyim
“Kurtla ortak olan tilkinin hissesi, ya tırnaktır ya bağırsak”
Diğer Dillerde
AlmancaBauch, Darm, Dickdarm, Eingeweide, Inneres (eril) /baʊ̯x/
abdomen, belly
çekim: çoğul Bäuche · tamlayan Bauches
eş: Abdomen, Leib, Plauze, Ranzen
köken: From Middle High German būch, from Old High German būh, from Proto-Germanic *būkaz (“belly, body”). More at bouk.
aile: bauchig
Das letzte Glied ist kurz. — Son bağırsak kısadır.
Mein Bauch tut mir so weh!
Fransızcaintestin, Intestin (eril) /ɛ̃.tɛs.tɛ̃/
intestine
çekim: çoğul intestins
eş: boyau, crépine, fraise, tripe
köken: Inherited from Middle French intestin m (first attested in the 15th c.), learned borrowing from Latin intestīnum n.
aile: intestinal
Ensoleille-moi de Gas. — Bağırsak solunumu yaparlar.
gros intestin
intestin grêle
İspanyolcaentraña, entrañas, intestino, intestino grueso, intestinos, mondongo (dişil) /enˈtɾaɲa/
bowel · bowels (seat of emotions) · gut, essence, core
çekim: çoğul entrañas
köken: Inherited from Latin interānea, from the plural of interāneum (“gut, intestine”), substantive of interāneus (“internal, inward”). Compare Portuguese entranha, Catalan entranya, French entrailles and English entrails.
Disminuye el riesgo de cáncer de útero. — Bağırsak kanseri riskini azaltır.
İtalyancabudella, interiora, intestino crasso, viscere (dişil) /buˈdɛl.la/
plural of budello
Lingua Tagliente: pugnale. — İnce bağırsak: Kokoreç.
Rusçaкишка, кишки; кишечник
Кишечная флора влияет на психику. — Bağırsak florası psikolojiyi etkiler.
Arapçaأَحْشَاء, أَمْصِرَة, أَمْعَاء, أَمْعَاء غَلِيظَة, حَشًا, مَصَارِين
حلمي فودة: الخليفة. — İnce bağırsak: Kokoreç.
Azericebağırsaq, yoğun bağırsaq /bɑɣɯrˈsɑχ/
intestine, bowel (alimentary canal)
çekim: çoğul bağırsaqlar · tamlayan bağırsağın
köken: From bağır + -saq.
aile: korbağırsaq
Kazakçaжуан ішек, ішек
intestine, gut
çekim: çoğul ішектер · tamlayan ішектің
köken: Inherited from Proto-Turkic *ičegü, from Proto-Turkic *ič (“interior; bowels, stomach”). Cognate with Old Uyghur [script needed] (ičägü, “viscera, bowels”); Tatar эчәк (eçäk), Bashkir эсәк (esək), Kyrgyz ичек (icek); Uzbek ichak, Uyghur ئۈچەي (üchey), Southern Altai ичеге (ičege), Turkmen içege, Khakas ічеге (ìçege, “intestine”), etc.
aile: ішектік
ащы ішек
жуан ішек
Özbekçeichak, yoʻgʻon ichak
intestine
çekim: çoğul ichaklar · tamlayan ichakning
köken: Inherited from Chagatai ایچاک (ʾyčāk /ičäk/), from Proto-Turkic *ičegü.
Tatarcaэчәк
Felemenkçedarm (eril) /dɑrm/
intestine
çekim: çoğul darmen
eş: spijsverteringskanaal
köken: From Middle Dutch darm, from Old Dutch *tharm, from Proto-West Germanic *þarm, from Proto-Germanic *þarmaz, from Proto-Indo-European *tórmos.
aile: aarsdarm, blindedarm, darmbeen, darmbreuk, darmflora, darminfectie, darmjicht, darmkanker, darmklier, darmonderzoek
Wat doet Steenbreek eigenlijk?" — "Bağırsak Çürümesi Nedir?".
Portekizceentranha, entranhas, intestino grosso (dişil) /ẽˈtɾɐ̃.ɲɐ/
bowel (an internal organ of the stomach) · bowels (seat of emotions) · essence, core
çekim: çoğul entranhas
köken: From Old Galician-Portuguese entranna, from Latin interānea, from the plural of Latin interāneum (“gut, intestine”), substantive of interāneus (“internal, inward”). Compare Spanish entraña, Catalan entranya, and French entrailles.
aile: entranhado, entranhadamente, entranhar
Arrancam suas tripas com os dentes. — Bağırsaklarını dişleriyle sökerler.
τα πολύ σκοτεινά μέρη που βρίσκονται στο εσωτερικό ενός χώρου και σε πολύ μεγάλο βάθος
Το πρώτο μαχαίρι πρέπει να τους τρομάξει. — İlk bıçak bağırsaklarını düğümlemeli.
general; admiral
köken: Sino-Korean word from 大將 (“senior general”)
그녀의 내장엔 기생충들이 가득 차 있었고, — Bağırsakları asalak kurtçuklar içindeydi.
a large intestine, colon
çekim: çoğul grovtarmar · tamlayan grovtarms
köken: From grov (“thick”) + tarm (“intestine”).
Hennes inälvor var fulla av parasitmaskar. — Bağırsakları asalak kurtçuklar içindeydi.
Lehçejelito, jelito grube, kiszka, trzewo (nötr) /jɛˈli.tɔ/
intestine, bowel · entrails, guts, innards, intestines, viscera (internal organs of the abdominal and thoracic cavities)
çekim: çoğul jelita · tamlayan jelita
eş: kiszka, kicha, flak
köken: Inherited from Proto-Slavic *elito, from Latin īlia (“intestines”).
aile: jelitówka
Dlaczego ten żar gniewu?» — "Bağırsak Çürümesi Nedir?".
jelito cienkie
jelito grube
jelito czcze
Ukraynacaвну́трощі, ки́шка, товста́ ки́шка, че́рево
Ми також виявили бактерії, які зазвичай живуть у травному тракті. — Ve normalde bağırsaklara yerleşen... bakteriler de bulduk.
alternative spelling of अंतड़ी (antṛī)
çekim: çoğul अँतड़ियाँ
Fincepaksusuoli, sisukset, suolet, suoli, suolisto /ˈpɑksuˌsuo̯li/
large intestine
çekim: çoğul paksusuolet · tamlayan paksusuolen
köken: paksu + suoli
aile: paksusuolen tulehdus, paksusuolentulehdus, paksusuolentähystys, paksusuoliavanne, paksusuolisyöpä, paksusuolitulehdus
Ja kaiken tämän jälkeen Herra rankaisi häntä parantumattomalla sisusvaivalla. — Sonra RAB Yehoramı iyileşmez bir bağırsak hastalığıyla cezalandırdı.
Çekçestřevo, tlusté střevo (nötr) /ˈstr̝̊ɛvo/
intestine · unskillful person
çekim: çoğul střeva · tamlayan střeva
köken: Inherited from Old Czech třěvo, from Proto-Slavic *červo.
První hod nožem jim musí zatajit dech. — İlk bıçak bağırsaklarını düğümlemeli.
Rumenceintestin gros, intestine, maț, pântec, pântece, sân (nötr)
large intestine
Ce-are de-a face cu potcovitul bietei mele gloabe?)” — "Bağırsak Çürümesi Nedir?".
Macarcabél, belső, gyomor, vastagbél, zsiger /ˈbeːl/
intestine, bowel · kernel (of nut) · flesh, pulp (fruit)
çekim: çoğul belek
köken: From Old Turkic 𐰋𐰃𐰠 (b²il² /bél/, “waist”). Alternatively, perhaps from Proto-Uralic *pälɜ (“interior, inside”).
aile: bele, beles, belez, belű, bélű, bélel → bélelt, bélés, béllet, béles, bélátfúródás
Hogy az elsõ dobásnál görcsbe ránduljon a gyomruk. — İlk bıçak bağırsaklarını düğümlemeli.
İbraniceמְעִי, קֶרֶב, קְרָבַיִם \ קרביים
מעיה היו מלאים בתולעים טפיליות. — Bağırsakları asalak kurtçuklar içindeydi.
Latincelactēs
Dancatyktarm /ˈtyɡtɑˀm/
large intestine
çekim: çoğul tyktarme · tamlayan tyktarms
köken: tyk (“thick”) + tarm (“intestine”). Compare Norwegian Bokmål tykktarm, Swedish tjocktarm, German Dickdarm, Dutch dikke darm.
Guds blinde øje og Du blev træl. — Şahin başlı tanrı Kebehsenuef ise bağırsakları korurdu.
Norveççetarm, tarmer, tykktarm
I prinsippet er den likt utført som det som er forklart over. — Ön bağırsak: Başta bulunan ağız açıklığı ile başlar.
Endonezceusus /ˈusus/
bowel · guts · intestine
çekim: çoğul usus-usus
köken: Inherited from Malay usus.
aile: usus besar, usus buntu, usus dua belas jari, usus halus, usus kecil, usus kosong
Komet terbentuk dari es dan debu. — Teller ipek ve bağırsaktan yapılıyor.
Etimoloji
Verb form. See bağırmak for more.
Deyimler
bağırsaklarını deşerim
bağırsakları bozulmak
Kelime Ailesi
bağırsak düğümlenmesi
bağırsak kazıntısı
bağırsak otu
bağırsak spazmı
göden bağırsağı
ince bağırsak
kör bağırsak
onikiparmak bağırsağı
bağırsak askısı
bağırsak düşüklüğü
bağırsak kurdu
bağırsak solucanı
kalın bağırsak
bağırsak gazı
bağırsak iltihabı
bağırsak ingini
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Kalın Bağırsak Kanseri
Colorectal cancer
Kalın bağırsak suyu emer.
The large intestine absorbs water.
Bağırsak anti helmintikleri
Intestinal anthelminthics
Bağırsak kanseri riskini azaltır.
Managing Breast Cancer Risk.
Bağırsak hareketleriniz düzenli mi?
Do you have regular bowel movements?
İlk bıçak bağırsaklarını düğümlemeli.
That first knife must twist their guts.
Ek su bağırsak hareketliliğini uyarır.
The additional water stimulates bowel motility.
İnce bağırsak üç bölümden oluşmaktadır.
The small intestine consists of three parts.
Mesane ve bağırsak kontrolü kaybedilir.
The driver loses control and crashes.
Sami'nin, bağırsaklarına güvenmesi gerek.
Sami should trust his gut.
Bağırsakları asalak kurtçuklar içindeydi.
Her guts were swimming with parasitic worms.
Fizik muayenede bağırsak sesleri duyulmaz.
On physical exam, bowel sounds will be absent.
İlgili Sorular
İlgili / Bileşik Terimler
Genelascaris lumbricoides