ayrılmaz

C2 seviye
TR → EN
"ayrılmaz" kelimesinin İngilizcesi: indissoluble, inseparable. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelindissoluble
Genelinseparable

Atasözü & Deyim

“Et tırnaktan ayrılmaz”

Diğer Dillerde

Almancaunteilbar, untrennbar, unzertrennlich /ˌʊnˈtaɪ̯lbaːɐ̯/
indivisible
zıt: teilbar
köken: un- + teilbar
aile: Unteilbarkeit
Dadurch trennen sich einige Kühe von der Herde. — Bu sayede bireyler sürüden ayrılmaz.
Fransızcainséparable /ɛ̃.se.pa.ʁabl/
inseparable
çekim: çoğul inséparables
eş: collé, insécable, soudé
zıt: séparable
köken: From Latin īnsēparābilis.
Ils ne se sépareront plus après cela. — O andan itibaren bir daha ayrılmazlar.
İspanyolcaindisoluble, inseparable /indisoˈluble/
indissoluble · binding, unbreakable
köken: From Latin indissolūbilis.
aile: indisolubilidad, indisolublemente
Sin guantes. — Eldivenlerinden ayrılmaz.
İtalyancainseparabile /in.se.paˈra.bi.le/
inseparable
eş: complementare, indissolubile, indivisibile, inscindibile, unito, connesso
zıt: separabile
köken: Borrowed from Latin īnsēparābilis.
aile: inseparabilmente, inseparabilità
Da allora non si sono più lasciati. — O andan itibaren bir daha ayrılmazlar.
Rusçaнеотдели́мый, неразлу́чный
Она, однако, всегда преследует его. — Onun peşinden hiç ayrılmaz.
indissoluble
köken: From on- + losmakelijk.
Kanten handschoenen. — Eldivenlerinden ayrılmaz.
Portekizceinseparável /ĩ.se.paˈɾa.vew/
inseparable
zıt: separável
köken: From in- + separável.
A partir daí não mais parou. — O andan itibaren bir daha ayrılmazlar.
indivisible, inseparable · undivided
eş: αχώριστος, αναποχώριστος
Ναι, φοβάμαι, είμαι. — Öyle olmasa olay yerinden hiç ayrılmazdım.
Japonca不可分の, 不溶の, 分離できない, 切り離せない, 溶かせない, 溶けない
横からなら絶対クラッシュしない。 — Çakır onun yanından hiç ayrılmaz.
İsveççeoskiljaktig
inseparable; not possible to separate from
çekim: karşılaştırma oskiljaktigare · üstünlük oskiljaktigast
köken: o- + skilja + -aktig
Handskar används ej. — Eldivenlerinden ayrılmaz.
Lehçenierozłączny /ɲɛ.rɔzˈwɔnt͡ʂ.nɘ/
inextricable, inseparable
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *né Proto-Balto-Slavic *ne Proto-Slavic *ne Old Polish nie Old Polish nie- Polish nie- Polish rozłączny Polish nierozłączny From nie- + rozłączny.
aile: nierozłączność
Rękawice pąsowe. — Eldivenlerinden ayrılmaz.
Ukraynacaневідді́льний, нерозлу́чний
Кинув рукавичку. — Eldivenlerinden ayrılmaz.
Hintçeअभिन्न /ə.bʱɪnn/
indivisible, inseparable, integral · undivided, whole · identical, same
köken: From अ- (a-) + भिन्न (bhinna, “divided, separated”).
Finceerottamaton, hajoamaton, purkamaton /ˈerotːɑmɑton/
inalienable (incapable of being alienated, surrendered, or transferred to another) · inseparable
çekim: karşılaştırma erottamattomampi · üstünlük erottamattomin
köken: erottaa (“to separate”) + -maton (“un-, -less”)
aile: erottamattomasti, erottamattomuus
Sen vaippa ei ulotu kuoren ulkopuolelle. — Çakır onun yanından hiç ayrılmaz.
erottamattomat ystävykset
Çekçenerozlučitelný, nerozlučný /ˈnɛrozlut͡ʃniː/
inseparable
köken: From ne- + rozloučit + -ný.
aile: nerozlučnost
Nikdy bych je neopustil, kdyby tomu tak nebylo. — Öyle olmasa olay yerinden hiç ayrılmazdım.
Rumenceinseparabil /ˌin.se.paˈra.bil/
unseparable
köken: Borrowed from French inséparable, from Latin inseparabilis. Equivalent to in- + separabil.
N-aş fi lăsat la faţa locului dacă nu aş fi fost. — Öyle olmasa olay yerinden hiç ayrılmazdım.
Macarcaelválaszthatatlan /ˈɛlvaːlɒsthɒtɒtlɒn/
inseparable
çekim: karşılaştırma elválaszthatatlanabb · üstünlük legelválaszthatatlanabb
zıt: elválasztható
köken: From elválaszt (“to separate”) + -hatatlan (“in- ... -able”, adjective-forming suffix).
aile: elválaszthatatlanság
Én még soha nem hagyta el a helyszínen Ha nem lettem volna. — Öyle olmasa olay yerinden hiç ayrılmazdım.
Norveççeuatskillelig
Rammes den med sverd, så biter det ikke på den, heller ikke lanse, pil eller kastespyd. — Birbirlerine geçmişler, Yapışmış, ayrılmazlar.
Bulgarcaнеразделен
Разкопча ръкавите. — Eldivenlerinden ayrılmaz.
Letoncanenodalāms, nešķirams
Estoncaeraldamatu, lahutamatu
Aastal 2035 on inimesi teenivad robotid planeedil Maa täiesti tavalised. — Yıl 2035, robotlar artık insan hayatının ayrılmaz bir parçasıdır.
İzlandacaóaðskiljanlegar
Ermeniceանբաժան /ɑnbɑˈʒɑn/
undivided · inseparable
çekim: üstünlük ամենաանբաժան
köken: Learned borrowing from Old Armenian անբաժան (anbažan).
Esperantonedisigebla
Belarusçaнеаддзе́льны, неразлу́чны
Makedoncaнеразделив /nɛˈrazdɛlif/
inseparable
çekim: karşılaştırma понеразделив · üstünlük најнеразделив

Örnek Cümleler

Güç ve para ayrılmaz.
Power and money are inseparable.
Tom erken ayrılmazdı.
Tom wouldn't leave early.
Dil kültürden ayrılmaz.
You can't separate language from culture.
Tom ve Mary ayrılmazdı.
Tom and Mary used to be inseparable.
Asla erken ayrılmazdım.
I'd never leave early.
Şimdi ayrılmazsan ölürsün.
If you don't leave now, you'll die.
Ve oradan hiç ayrılmazlar.
And will not be removed from it.
Onun peşinden hiç ayrılmaz.
So he does not stop following her.
Hem oradan hiç ayrılmazlar.
And will not be removed from it.
Tom hiç evinden ayrılmaz mı?
Doesn't Tom ever leave his house?
Tom ve Mary ayrılmaz oldular.
Tom and Mary became inseperable.
Yerinde olsaydım ayrılmazdım.
I wouldn't quit if I were you.
ayrılmaz ile daha fazla örnek cümle →