asık suratlı
TR → EN
Görsel




Tanım
•(mecaz) kızgınlığını, öfkesini ve hoşnutsuzluğunu yüzüne sert bir anlam vererek belirten, öfkeli görünüşlü yüzü olan, çatık yüzlü, çatık çehreli, çatık suratlı, eğri çehreli, eğri yüzlü
•(mecaz) somurtkan
•Hoşnutsuzluğunu, kızgınlığını yüzüne sert bir anlam vererek belirten, öfkeli görünüşlü yüzü olan
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Tom asık suratlı.
Tom is glum.
O bugün asık suratlı.
He is morose today.
Neden bu kadar asık suratlısın?
Why are you so morose?
Neden bu kadar asık suratlı görünüyorsun?
Why do you look so glum?
"Neden bu kadar asık suratlısın?" "Köpeğimiz hasta."
"Why are you so glum?" "Our dog is sick."
Bayan Chicarelli : Kick'in asık suratlı kapı komşusudur.
Mr. Vickle: Kick's next door neighbor.
Pekala, bir grup çizmek istedim fakat asık suratlı bir yüz oldu.
Well, I meant to draw that as a set but I turned it into a frowny face.
Oteldeki resepsiyonist asık suratlıydı ve hiç de arkadaş canlısı değildi.
The receptionist at the hotel was surly and not at all friendly.
Biz, yüzleri ekşiten asık suratlı o günde Rabbimizin gazabından korkarız.”
We fear the dismal day calamitous from our Lord."
"Çünkü biz, asık suratlı, zorlu bir gün nedeniyle Rabbimiz'den korkuyoruz."
We fear the dismal day calamitous from our Lord."
Çünkü biz, asık suratlı, sert bir gün yüzünden Rabbimizden korkarız." derler.
We fear the dismal day calamitous from our Lord."
'Elimde değil,' Beş, asık suratlı bir ses tonuyla söyledi; 'Yedi dirsek koştu.'
'I couldn't help it,' said Five, in a sulky tone; 'Seven jogged my elbow.'