anız

/a.ˈnɯz/
noun
TR → EN
"anız" kelimesinin İngilizcesi: stubble, stubble. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Tarımstubblenoun
Genelstubble

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)anızı
Çoğul (-ler)anızlar

Tanım

•buğday tarladan kesilip alındıktan sonra tarlada kalan sapları
•ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla
•Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla
•Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap

Diğer Dillerde

geschnittenes, sehr kurzes, aber etwas nachgewachsenes oder nicht völlig beseitigtes Barthaar
41:20 Kein Pfeil wird ihn verjagen; die Schleudersteine sind ihm wie Stoppeln. — Oklar onu kaçırmaz, Anız gibi gelir ona sapan taşları.
Fransızcabarbe de trois jours, éteule (dişil) /baʁ.b(ə) də tʁwa ʒuʁ/
stubble (short, coarse hair on the face) · designer stubble (fashionable short growth of male facial hair)
çekim: çoğul barbes de trois jours
(41:19) La flèche ne le met pas en fuite, Les pierres de la fronde sont pour lui du chaume. — Oklar onu kaçırmaz, Anız gibi gelir ona sapan taşları.
İspanyolcabarba de unos días, barba incipiente, barbita, rastrojo
Diminutivo de barba.
Las flechas no le hacen huir; las piedras de la honda le son como rastrojo — Oklar onu kaçırmaz, Anız gibi gelir ona sapan taşları.
İtalyancabarba di due giorni, barba incolta, stoppia (dişil)
stubble (short, coarse hair on the face)
çekim: çoğul barbe di due giorni
Il popolo si disperse in tutto il paese d'Egitto a raccattare stoppie da usare come paglia — Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.
Rusçaстерня (dişil) /sʲtʲɪrˈnʲa/
stubble (short stalks left in a field after harvest)
çekim: çoğul стерни́ · tamlayan стерни́
eş: жнивьё
köken: Inherited from Proto-Slavic *stьrnь.
(41:20) Дочь лука не обратит его в бегство; пращные камни обращаются для него в плеву. — Oklar onu kaçırmaz, Anız gibi gelir ona sapan taşları.
Arapçaشُعَيْرَات اللِّحْيَة, قَشّ
لا يستفزّه نبل القوس. حجارة المقلاع ترجع عنه كالقش. — Oklar onu kaçırmaz, Anız gibi gelir ona sapan taşları.
Farsçaتهریش
Azericebaşaq, qırpım
ear (fruiting body of a grain plant) · stubble (short stalks left in a field after crops have been harvested)
çekim: çoğul başaqlar · tamlayan başağın
köken: From baş + -aq.
aile: qarabaşaq
Felemenkçestoppel, stoppelbaard (eril)
stubble
çekim: çoğul stoppels
köken: From Anglo-Norman stuble, estuble, from Old French estoble, esteule (whence French éteule), from Latin stipula (“stalk, straw”).
aile: stoppelbaard
Hefboombediening komt ook vaak voor. — Anız yakma işlemi sık görülür.
Portekizcebarbicha, restolho (dişil) /baʁˈbi.ʃɐ/
stubble (short beard)
çekim: çoğul barbichas
köken: From French barbiche (“goatee”).
A seta não o poderá fazer fugir; para ele as pedras das fundas se tornam em restolho. — Oklar onu kaçırmaz, Anız gibi gelir ona sapan taşları.
Yunancaαξύριστα γένια, καλαμιά (dişil)
reed (grass-like plant)
çekim: çoğul καλαμιές · tamlayan καλαμιάς
Τα βελη δεν δυνανται να τρεψωσιν αυτον εις φυγην αι πετραι της σφενδονης ειναι εις αυτον ως στυπιον. — Oklar onu kaçırmaz, Anız gibi gelir ona sapan taşları.
Japonca刈り株, 無精ひげ
Korece그루, 그루터기 /kɯɾu/
stump (of a tree); stub, stubble · stock (of a plant)
köken: First attested as Middle Korean 그릏 (kùlùh) in the Worin seokbo (月印釋譜 / 월인석보), 1:45a, 1459. Beyond Middle Korean, speculatively connected to Goguryeo 斤乙 (*kur) from the place name gloss of 沙非斤乙 to 赤木縣 (“red tree district”) found in the Samguk sagi.
aile: 그루터기, 나무그루
살이라도 그것으로 도망하게 못하겠고 물매돌도 그것에게는 겨같이 여기우는구나 — Oklar onu kaçırmaz, Anız gibi gelir ona sapan taşları.
İsveççeskäggstubb, stubb
stubble (short, coarse hair on a man's face)
çekim: tamlayan skäggstubbs
köken: skägg + stubb. Cognate of Danish skægstub.
Brända djurben hittas ofta. — Anız yakma işlemi sık görülür.
Lehçerżysko (nötr) /ˈrʐɘs.kɔ/
stubble (freshly cut field)
çekim: çoğul rżyska · tamlayan rżyska
eş: ściernisko
köken: Etymology tree Proto-Slavic *rъžь Old Polish reż Polish reż Proto-Slavic *-išče Proto-Slavic *-isko Old Polish -isko Polish -isko Polish -ysko Polish rżysko From reż + -ysko.
I rozbieżał się lud po wszystkiej ziemi Egipskiej, aby zbierał ściernisko miasto plew. — Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.
Hintçeखूंटी
Fincesänki /ˈsæŋki/
stubble (short, coarse hair) · stubble (short stalks left in a field after harvest)
çekim: çoğul sänget · tamlayan sängen
köken: From Proto-Finnic *sänki, uncertain but possibly from Proto-Finno-Ugric *śäŋke- (“to cut”). Cognates include Veps säng, Northern Sami čiegga (“bone shard”), Erzya синдемс (sindems, “to break, fracture”), Hungarian szeg (“to cut”).
aile: sänkiö, parransänki, sänkikesanto, sänkimuokkaus, sänkiparta, sänkipelto
Niin kansa hajosi pitkin Egyptin maata keräämään pehkuja olkien asemesta. — Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.
Çekçestrniště (nötr) /ˈstr̩ɲɪʃcɛ/
stubble (short stalks left in a field after harvest)
çekim: çoğul strnišť · tamlayan strnišť
köken: Inherited from Old Czech strnišče. By surface analysis, strn (“stubble”) + -iště.
Velmi časté jsou případy žhářství. — Anız yakma işlemi sık görülür.
Macarcaborosta, tarló /ˈboroʃtɒ/
stubble
çekim: çoğul borosták
köken: From Old High German, compare German Borste, Bavarian burst (“bristle”).
aile: borostás
A nyíl vesszõje el nem ûzi õt, a parittyakövek pozdorjává változnak rajta. — Oklar onu kaçırmaz, Anız gibi gelir ona sapan taşları.
İbraniceזיפים, שלף /ʃaˈlaf/
to pull out · to extract · to draw (a weapon)
çekim: geçmiş שָׁלַפְתָּ
לא יבריחנו בן קשת לקש נהפכו לו אבני קלע׃ — Oklar onu kaçırmaz, Anız gibi gelir ona sapan taşları.
Latincestipulae
inflection of stipula: · genitive/dative singular
single strand of short facial hair
çekim: çoğul skægstubbe · tamlayan skægstubs
köken: skæg (“beard”) + stub (“stubble”)
Da spredte Folket sig over hele Ægypten for at samle Halmstrå. — Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.
Hans skægstubbe kradsede.
Norveççeskjeggstubb
Da spredte folket sig over hele Egyptens land for å sanke stubber til å bruke istedenfor halm. — Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.
Vietnamcarạ, râu thưa, toóc, tót /zaː˧˨ʔ/
stubble
köken: From Proto-Vietic *raːʔ.
aile: chết như ngả rạ, trái rạ
(41:19) Mũi tên không làm cho nó chạy trốn; Ðá trành với nó khác nào cây rạ, — Oklar onu kaçırmaz, Anız gibi gelir ona sapan taşları.
chết như rạ
Bulgarcaнабола брада, стърни́ще
Стрелите не могат го накара да бяга; Камъните на прашката са за него като слама; — Oklar onu kaçırmaz, Anız gibi gelir ona sapan taşları.
Litvancaražiena
Taycaโคนหนวดเคราที่ไม่ได้โกน
Katalancarostoll (eril) /rosˈtoʎ/
stubble (the short stalks left in a field after crops have been harvested)
çekim: çoğul rostolls
köken: Assimilated form of earlier restoll, from Vulgar Latin *restuculu(m), a variant of *restupulu(m) from Latin stupula, a variant of stipula (“stalk, stubble”).
aile: rostollar

Etimoloji

From Ottoman Turkish آكیز (añız, “stubble”), from Proto-Turkic *aŋïŕ (“stubble field”).

Örnek Cümleler

Doğrusal anizotrop maddelerde, SİMGELER tensörlerdir.
In linear anisotropic materials, σ, ρ and D are tensors.
Oklar onu kaçırmaz, Anız gibi gelir ona sapan taşları.
The arrow can't make him flee. Sling stones are like chaff to him.
Anız sayılır onun için topuzlar, Vınlayan palaya güler.
Clubs are counted as stubble. He laughs at the rushing of the javelin.
Rabbiniz buyurdu ki: "Bana du'a edin, du'anızı kabul edeyim.
Your Lord has said: "Call to Me that I may answer your call.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.
So the people were scattered abroad throughout all the land of Egypt to gather stubble for straw.
De ki: "Du'anız (ibadetiniz) olmadıktan sonra Rabbim sizi ne yapsın?
Say: "My Lord is not concerned on your account if you do not pray to Him.
Likit kristallerin anizotropisi diğer sıvılarda görülmeyen bir özelliktir.
Anisotropy of liquid crystals is a property not observed in other fluids.
Yakut, safir, turmalin ve topaz gibi belirli taşlar optikçe anizotropiktir.
Certain stones such as rubies, sapphires, tourmalines and topaz are optically anisotropic.
Wilkinson Mikrodalga Anizotropi Araştırmaları bu karşılaştırmaları mümkün kılmıştır.
The Wilkinson Microwave Anisotropy Probe allowed that comparison to be made.
Samana gebe kalıp anız doğuracaksınız, Soluğunuz sizi yiyip bitiren bir ateş olacak.
You will conceive chaff. You will bring forth stubble. Your breath is a fire that will devour you.
ReB2'nin sertliği, altıgen katmanlı yapısı nedeniyle önemli ölçüde anizotropi sergiler.
The hardness of ReB2 exhibits considerable anisotropy because of its hexagonal layered structure.
Radyasyona tâbi tutulmuş malzemelerdeki büyümeye difüzyon anizotropi farkı (DAD) neden olur.
Growth in irradiated materials is caused by Diffusion Anisotropy Difference (DAD).
anız ile daha fazla örnek cümle →